yasam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yasam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Şubat 06, 2017

Yaşasın Savaş!

Yıllar önce Barış Manço'nun ölümünün ardından Ali Kırca'nın hazırladığı ve sunduğu Siyaset Meydanı'nda kendisine özel bir program yapılmıştı. Siyaset Meydanı çocukları bilirler, programda sabaha kadar eğitim, müzik, tiyatro, siyaset, sokak, vs tartışılır, üzerine anekdotlar anlatılır, şarkılar söylenirdi; ne tuhaf. (Sanırım her şey yarım kaldı, ne tuhaf)

Barış Manço öldükten 3 yıl sonra:

15 yıl evvel kompozisyon dersinde Edebiyat öğretmenimizin Barış konulu bir yazı beklemesi ile bu program aklıma gelmişti. O zaman video içerik siteleri olmadığı için aklımda kaldığı kadarıyla yazmıştım.
Orada Barış Manço'nun abisi Savaş Manço savaş sonrası gelen barışın insanlara etkisi dolayısıyla barış günleri olduğunu, bu günlerde kardeşi Barış Manço'yu çok kıskandığını isimlerini değiş tokuş yapmak üzere istek, hediye ve rüşvete başvurduğunu gülerek anlatmıştı. 
*
Evet, herkes, her zaman barış istedi, barış istemeye devam ediyor. Evet barış çok güzel bir şey.
Ancak savaşın hakkını yemek istemem. Yaşam savaşı. Var olma savaşı. Onur savaşı. Ekmek savaşı. Keşke hiç savaşmak zorunda kalmasak fikrinin çok ötesinde; iyi ki mücadele var, iyi ki savaş var, iyi ki savaşımız var. 
Tiyatrolar var olma savaşı vermeseydi; alternatif tiyatro olacak mıydı? İlerde bir gün Türkiye'de bugünün tiyatrosuna dair bir kitap yazıldığında bu mücadeleden bahsedilmeyecek mi?
Dünyanın en iyi şiirleri insanlık savaşlarının ortasında yazılmadı mı?
En iyi şarkılar güzel günlere hasretle çıkmadı mı?
Yahu en güzel günlerimiz Gezi günleri değil miydi? 
*

Yaşasın Savaş diye düşündükten, yazıyı yazdıktan 15 yıl sonra:

Barış istiyoruz diye sokaklarda koşmak istediğimiz bu günlerde bu yazıyı, dolayısıyla programı düşündüm. Bu kez aklımda kaldığınca yazmak istemedim, videoyu aradım. "Savaş kötü bir şey değildir, onur savaşı vardır." diyen nefis bir insanın olduğunu, onun da Atilla Özdemiroğlu olduğunu görünce kalbim dalga dalga çarpmaya başladı.
Canım Atilla Özdemiroğlu.
*1:55'te Savaş Manço konuşmaya başlıyor.


Lisede yazdığım yazıyı bulabilmeyi çok isterdim. 15 yıldır üzerine fikir değiştirmediğim ender konulardan biri hakkında yazılı kanıtım olması iyi olurdu.
Hem Barış Manço'ya, Hem Atilla Özdemiroğlu'na, hem de Siyaset Meydanlı çocukluğumuza selam olsun.
Utku,

Yorum Yok

Perşembe, Ocak 26, 2017

Metabolizmanızı Hızlandırmanın 8 Kolay Yolu

Metabolizma hızımız tamamen bizim kontrolümüz altında değil; fakat sağlıklı alışkanlıklar edinerek hızlandırmamızın birçok yolu var. İşte bunlardan birkaçı;

  • Güne Sağlıklı Bir Kahvaltıyla Başlayın

Uyurken metabolizma hızımız düşer ve biz yeniden yemek yiyene dek yeniden hızlanmaz. Bu yüzden kahvaltı metabolizmanınızı hızlandıran en önemli öğündür. Yapılan araştırmalar da bunu kanıtlar nitelikte. Kahvaltı yapan kişilerin kilo verme oranı yapmayanlara göre daha fazla.

  • Yüksek Yoğunluklu Egzersiz Yapın

Egzersiz rutininize yüksek yoğunluklu antrenmanlar eklemeniz, metabolizmanızı hızlandırdığı için daha fazla yağ yakmanıza yardımcı olabilir. HIIT antrenmanları metabolizma hızınızı yükselttiği için  antrenman sonrasında bile yağ yakmanıza yardım eder.

  • Ayağa Kalkın

Uzun süre oturmak sağlığınıza zararlıdır ve daha az kalori harcamanıza da sebep olur. Oturarak yaptığınız bir işiniz varsa, düzenli olarak ayağa kalkın veya masanızın etrafında ayakta zaman geçirin. İlave olarak metabolizmanızı hızlandırmak için arabanızı uzağa park etmeyi ya da  asansör yerine merdivenleri kullanmayı da denebilirsiniz.

  • Acı Biber Yiyin

Bibere acı tadını veren kapsaisin aynı zamanda metabolizmanızın hızlanmasını da sağlayabiliyor. Yapılan araştırmalara göre, bir yemek kaşığı acı biber yemek vücut ısınızı yükseltiyor. Fakat bu iddialı miktarı herkesin tüketebilmesi mümkün değil; mide rahatsızlıklarınız varsa dikkatli olmakta fayda var. 

  • Kahve ya da Yeşil Çay İçin

Kafein, merkezi sinir sistemini doğrudan uyaran bir özelliğe sahiptir. Kahve ya da yeşil çay içmek sizi uyandırmanın yanı sıra metabolizmanızı önemli ölçüde arttırır, kilo vermenize ve kilonuzu korumanıza yardımcı olur. 

  • Az ve Sık Öğünler Yiyin

Kilo vermek istiyorsanız tüm gün yemek yemek belki mantıksız gibi gelebilir; fakat gün içerisinde 3 büyük ana öğün tüketmek yerine 5-6 küçük öğün metabolizmanızın 7/24 çalışmasına yardımcı olur. Bu sayede porsiyon kontrolü sağlayarak fazla yemenin de önüne geçmiş olursunuz.

  • Her Öğününüze Protein Ekleyin

Proteinin sindirimi diğer besinlere göre daha uzun sürer ve daha fazla enerji gerektirir. Bu da metabolizmanının hızlanmasını sağlar. Her öğünde yağ, karbonhidrat ve protein üçlüsünü yiyerek dengeli bir öğün oluştursanız, metabolizmanızın ideal biçimde çalışmasını sağlar.

  • Yeteri Kadar Uyuyun

Uykusuzluk obezite riskini yükselten başlıca sebeplerden biridir. Bu da uyku eksikliğinin metabolizma üzerinde negatif etkileri olabileceğini gösteriyor. Ayrıca uykusuzluğun yaktığınız kalori miktarını düşürdüğünü ve insülin direncinizi yükselttiğini söyleyebiliriz. Ne kadar az uyuyorsanız o kadar çok stres altında olursunuz. Yapılan araştırmalara göre uzun süreli stres kilo almanıza sebep olabiliyor.

Yazı www.happinessly.net'ten alınmıştır. 

Yorum Yok

Pazartesi, Kasım 07, 2016

Kusurun Muhteşem Kusursuzluğu

"Atölye Feri" maceramız başladığından bu yana bize en çok sorulan soru "Gerçek deriyi nasıl anlarız" oluyor. Bizim birkaç maddelik cevabımız olsa da, en net cevabımız "Gerçek deri kusurludur." Evet gerçek deri 'kusurludur'; çünkü gerçektir.
Vanessa Havadis ve karakteristik dişleri

Ayrık dişler, iki gözün farklı renkte olması, hatta gamze; hepsi 'kusur' ve hepsi güzel. 
***
Müzikli not: Bu yazıyı yazarken zihnimde Billie Jean döndü. Michael Jackson abimizin hakkını yemeden çok sevdiğim başka bir versiyonunu ekleyeyim:

İster Uğraşılı, İster Uğraşısız 

2016 trendleri nelerdi? #NoMakeUp, #NoFilter, kuaförden çıkmış gibi durmayan fönsüz doğal saçlar. En havalı kadınlar sokaklarda makyajsız/az makyajlı salındı, durdu. En havalı erkekler saçlarını uzattı, yukarıdan tutturdu. İster çok uğraşılı, ister uğraşısız güzellik; yeni nesil, yeni günler bize 'kusuru' başka yerde aramamız gerektiğini anlatıyor.
#NoMakeUp ile Alicia Keys
Defalarca kez izlediğim tiyatro oyunlarında her defasında zevk almamın nedeni belki de ufak 'kusurlar' ve düzeltmek için yapılan doğaçlamalar. İki sezon önce Emek Sahnesinde gittiğim Küskün Müzikal oyunu ile ilgili tam da bundan bahsetmiştim. Belli ki oyunda bir aksilik oldu, o anda gülmeye başladılar. Oyuncular, seyirciler, reji. Hepimiz gülüyorduk. Şahane bir 'kusur'du. İyi oyuncu hata yapmayan değil; bir hata anında toparlayan oluyor.
Hatta tiyatro seyircisinin bu 'kusurları' sevdiğini bile söyleyebilirim. Motto Müzik kanalında Yekta Kopan'ın yaptığı Noktalı Virgül programına konuk olan Nihal Yalçın ve İbrahim Selim'in bundan da bahsettiği çok keyifli bir sohbeti olmuştu --> burada.
***
Yazıyı yazarken zihnimde Billie Jean dönmesinin neden, Barış Özcan'ın "Davullar Kimin İçin Çalıyor" videosunda bu şarkıdan bahsetmesiydi elbette. Bu videoyu ekliyorum ki 'kusuru', çok iyi bir hikaye anlatıcısı olan Barış Özcan'dan dinleyin. Henüz kendisi ile tanışmadıysanız da, tanışın. 

Spoiler not: Mükemmel ritmi bozarak daha dinlenebilir hale getirmek


En çok zevk aldığımız maçlar yenilgiden galibiyet çıkardıklarımız değil mi? Hele ki Orta Doğululuk, hele ki Akdenizlilik varsa.

Ders çıkarmamız gerekirse: dostumuz kavga ettiğimiz/edebildiğimiz için dostumuz. Yeapp!

Billie Jean sizin için çalıyor,
Utku,

Barış Özcan'ın web sitesi için buraya
Barış Özcan'ın Youtube kanalı için buraya
Yorum Yok

Pazartesi, Ekim 03, 2016

Çantalar Çiçek Açsın

Meyve ağaçları baharda çiçek açar, bizim içimiz baharda kıpırdanır, çiçekler, böcekler yine baharda akla gelir; ancak bir yanımız yaprak döker, bir yanımız da bahar bahçe iken gönlümüzü, ruhumuzu renklendirmenin tam vakti. Bunun için yağışlar başlamamışken, çantalarımıza çiçekler koyabiliriz. 
Aslında çantaya çiçek koymak fikrini yıllar evvel Floransa'da görmüştüm. Süper-havalı bir kadın günlük kıyafetini çantasına koyduğu bir çiçekle renklendirmişti. Kafamın içinde fotoğraf gibi kaldı. Geçtiğimiz yıl Pinterest'te bol bol fotoğraf görünce bir kenara kaydetmek istedim. Şimdi ise "Griye çiçeklerle direnebilirim" diye düşündüm.


Güzün çiçek olmaz ki demeyin; işte size güzel güzün çiçeklenenler

Sırasıyla Zinya, Aşk Mercanı Sarmaşığı, Medine Çiçeği, Portakal Nergisi (Aynı Safa), Kuduz Otu, Tatlı Sultan Çiçeği:

Portakal Çiçeği (Aynı safa) özel notu: Müthiş bir kokusu vardır. Ayrıca kurusunun çayı nefis bir nemlendirici özelliğe sahip. Şampuanınıza ve losyonunuza ekleyebilirsiniz. 
Siklamen, bebek nefesi çiçeği, çuha çiçeği, rudbekya (güneş şapkası çiçeği), yıldız çiçeği (dalya), şeker tabağı çiçeği, gerbera da bu günlerde çiçeklenen nefis çiçekler. 

Geçtiğimiz yıl Stiledi'de Çantalarda Çiçek Trendini yazmıştım. Şuradan bulabilirsiniz.

Bisikletler ve saçlardan sonra çantalarda da çiçekler. Pek güzel.
Utku

Pinterest Çantalarda Çiçekler Panom:

Yorum Yok

Perşembe, Eylül 29, 2016

Evde Yoğurt Yapmak Çok Kolay

Yıllarca bize zorla inek süt içiren karanlığa lanet olsun. Süt iyi hoş da, o kaymağı yok mu! Az kavga nedeni değil. Kaymaklı inek sütü ve yitip giden çocukluğum.
Müzikli not: Bu yazıyı yazarken Beirut dinledim. Siz de buyurun.

Kendisinin Uzun Ömrünü Sizin Ömrünüzden Çalan Süt

Kutu süt, açıkta satılan sütler gibi değil; yağı olmadığı için kaymağı da yok. Zaten süt de değil. Beyaz su. Zevkim için içtim yıllarca. Aylarca bozulmadan duran bir şey ne kadar sağlıklı olabilir ki? Sağlıklı(!), uzun ömürlü kutu süt reklamı için Derya Baykal ile çalışmışlardı, unutmuyorum. O günden bu yana kendisine küsüm. 

Süt Yerine Ayran

Bu asıl sağlıklı olan fermente edilen süttür beyanından (beyanatından) sonra ayrana kanım kaynamaya başladı. Zaten İstanbul'da sütü en az iki, çoğunlukla üç litre birden ve kat karşılığı sattıkları için her damlasını kullanmaya çabalıyorum. 
"Süt yerine ayran" hakkında güzel bir yazı ve derleme için buraya bir bakın.

Evde Yoğurt Yapmak Çok Kolay

Bizim çekirdek ailede yoğurttan sorumlu aile bakanı babam olduğu için önceliği onun yöntemine vermiştik. Sonra baktım ki şehirli kadınlar daha taktiksel, daha pratik yaşıyor. Annemin yöntemi daha cazip geldi.

Malzemeler: 

  • 1 litre ılık süt (Ne kadar ılık? Bebeği yıkadığımız su sıcaklığı kadar ılık. Bu tabir anneme ait. Annem benim birkaç bebek büyüttüğümü sanıyordu sanırım.)
  • 1 yemek kaşığı yoğurt (mayalık)
  • 1 litrelik cam kavanoz 
  • Battaniye (Babama göre)
  • Fırın (Anneme göre)
Öncelikle 1 yemek kaşığı mayalık yoğurdu sütün küçük bir kısmı ile cam kavanoz içinde homojen hale getirin. Sonra geriye kalan sütü ekleyip karıştırın. Cam kavanozu kapağını hava almayacak şekilde kapatın. Bu ağzı kapalı cam kavanozu...
Hikayenin devamı - Babama göre:
...bir battaniyeye sarın...
Hikayenin devamı - Anneme göre:
...Fırını çalıştırmadan içine koyun...
Ortam sıcaklığına göre değişse de yaklaşık 5-6 saatte tutacaktır.

Meyveli soda dahil gazlı içecekler içmediğim için alternatif soğuk bir içecek arıyordum. Milli içeceğimiz ayran pek iyi geldi. Kendime bir de taşımanın kolay olması için katlanabilir şişem de var:

Bu akşam ayranlar sizin için,
Utku
1 Yorum

Perşembe, Eylül 22, 2016

Eğlenceli Kutu Oyunu Önerisi

"Yakarcadan kurtulma yolları" yazarken, ne ara ev planları yapmaya başladım bilmiyorum; ama artık kadehler İstanbul'a kalkıyor. Şehre döndük, çok özlemişiz. 
Geleneksel oyunların yetmemeye başladığı bir akşam muhabbetimize tesadüf eden bir karışık oyun ile ev sezonumu açıyorum:

Shot ve Jenga Karışımı Ev Tipi Kış Olimpiyatları Oyunumuz

Malzemeler:
  • Bir adet Jenga
  • İçki (Göz kararı)
  • Kalem (Oyuncu sayısı kadar, kavga etmezseniz bir adet)
Öncelikle hak teslim etmek lazım. Oyun sıfırdan aklımıza gelmedi: Shot oyunu ile Jenga oyununu birleştirdik. İnsanoğlu hiç yetinmiyor, hep daha fazlasını istiyor. Shot oyunuyla çok zevk almakla birlikte eğlencemize bir tık heyecan katmak istedik. Oyuncuları ikiye ayırdık, iki takıma ayrıldık. Her oyuncuya 6'şar Jenga tahtası ve 15'er dakika verdik. Bu 15 dakikada herkes tahta bloklara birer ceza yazdı. Geri kalan tüm tahta bloklara sayıları değiştirerek standart cezalardan yazdık. (Cezaları aşağıda yazdım.) Tüm cezalı ahşap blokları Jenga oyunu şeklinde dizdik. Oyunu Jenga oyunu şeklinde oynadık. (Jenga oyununun oynanma şekli linkte) Çektiğimiz tahta bloklardaki cezaları uyguladık. Bazıları çok acımasızdı: 
  • Oyun bir tur dönene kadar Evet/Hayır deme (Muhabbet dahil)
  • Oyun bir tur dönene kadar herhangi bir sayı söyleme (Muhabbet dahil)
  • Operatörünün çağrı merkezini ara ve müşteri temsilcisine şarkı söyle (Acımasızlıktan öleceğiz)
  • Telefon numarandaki 5 sayısı kadar iç
  • "Şemsi Paşa Pasajında Sesi Büzüşesiceler" de (Çok alkollü iken söylediniz mi hiç!)
Standart cezalar: 
  • 1 shot iç
  • 2 shot iç
  • İsminin içindeki A harfi kadar iç
  • ...
Cezanın içmek olduğunu yazmama gerek yok herhalde. Oyunun başında "Tamam ya içeriz" derken, oyunun sonlarına doğru yan çizenler süper-eğlenceli oluyor. 
Şehre sonbahar geldi. Artık biraz evde takılın efe'm..

Oyun, alkol bahane; arkadaşlarla vakit geçirmek şahane.
Evde otursak da eğleniriz diyen Utku
Yorum Yok

Pazartesi, Haziran 27, 2016

Hafta Sonu Tatili için Kredi mi Çekelim?

Pis İstanbullular Alaçatı'yı Mahvetti(!)

En sevdiğim klişe: Alaçatı'da İstanbullular mahvetti. Sanki biz yıllarca İstanbul'u mahvetmedik de, bi' pis, nalet onlar.
Olsun ben her sezon Alaçatı'ya gidip; bıkmadan, üşenmeden Alaçatı için üzülmeye devam ediyorum. Vay efendim, eski naifliği, butikliği kalmamış; taksiciler şımarmış, belediye müdahale etmeliymiş; yediğimiz balık, kalamar eskisi kadar iyi değilmiş; bi' de eskiden görsünlermiş falan filan.  Tamam küçüklüğümden beri Alaçatı'ya giderim ama 8 yaşında meyhanede meze seçmiyordum. Hele ki 8 yaşında gece kulüplerinden çıkıp taksiye binmişliğim yoktu. Alaçatı için üzülmeyi biraz abarttığım doğrudur.
Ohh,tatil! Halkidiki, Yunanistan

Hafta Sonu Tatili için Kredi mi Çekelim?

Yaz geldi, biraz dinlenelim, keyiflenelim diyerek hafta sonu için kendimize yer bakalım dedik. Alaçatı, Foça, Bozcaada derken, bir iki gün için yol, konaklama ve yemek masrafını Euro'ya çevirsek Avrupa şehirlerinde bir hafta tatil yapabileceğimizi fark ettik. Altı üstü hafta sonu denize bi' dalıp çıkacağız. 
Bir baktık Yunanistan'dayız. Zaten Türkiye'den ucuz ve temiz. Sahil şeridi kiralama modeli yalanıyla işgal ve talan edilmiyor. Yemek ve alkol ucuz.
Ülke politikası nedeniyle turizmin kan ağladığı belli; ancak bu bizim suçumuz değil. Hafta sonu tatil yapmak için kredi mi çekelim, n'apalım?

Akdeniz şeridini gözden çıkaralı çok olmuştu. Ailemin yanına ziyarete gitmesem Ege şeridini tamamen gözden çıkarabilirim. Bana Ege Denizi olsun yeter. Ha Türkiye, ha Yunanistan. Ege Denizi değil mi en nihayetinde. Büyük başkan Çipras'ın da dediği gibi, Ege Denizi ne Türklerin, ne Yunanlılarındır; Ege Denizi balıklarındır
NOT: Böyle giderse annemlerle Midilli'de buluşacağız.

Nerelisin diye sorulduğunda, Egeliyim diye cevap veren Utku;
Yorum Yok

Perşembe, Haziran 02, 2016

Tek Başına Tatile Çıkmak

Yıllardır hayalini kurduğum ama cesaret edemediğim "deneyimi" 30. yaş günümde kendime hediye ettim: tek başına tatile çıktım. Tatil planımdan bir hafta öncesinde kafama koymuşum; ancak etrafımdaki herkes gibi yapamayacağıma o kadar emindim ki, son ana kadar plan yapamadım. 
Altı üstü iki günlüğüne İzmir'den bile daha yakın olan Selanik'e gidecektim. 
Yanıma alacaklarımı bile evden çıkmadan hemen önce hazırladım, biletimi de son dakikada aldım. Otel odasını yolda kiraladım. Bir ay önce Amsterdam'da kaybolmamak için indirdiğim çevrim dışı harita uygulamasına Selanik haritasını yükledim, gezmek istediğim yerleri ve otelimi de yine yolda işaretledim. 
 Kavala
Kavala,Yunanistan
Sonuç olarak, farklı bir deneyime kendimi attım. 
***

Tek başına tatile çıkmanın nefis tarafları var:

Zaten dar olan zamanınızı sadece sizin görmek istediğiniz yerlerde geçirebiliyorsunuz.

Şehir müzelerini gezmek herkese zevk vermediği için, dışarıda arkadaşlarımın beklediğini bilmek hep hızlanmama ya da müzelere hiç girmememe neden oluyor. Selanik'in müzecilik anlayışını çok sevdim ve arkeoloji müzesini saatlerce gezdim. Müze kapanmasaydı; daha da yavaş gezebilirdim. Türkçe hazırlanmış broşürün yanında, tüm arkeolojik kalıntıların ayrıntılı İngilizce anlatımı var. Ayrıca kordondaki Beyaz Kule'nin Selanik tarihi ile ilgili ayrıntılarını Türkçe ses kaydı ile de vermişler. Selanik planınınız varsa Beyaz Kule'den başlamanızı öneririm.

Spontane plan yapabiliyorsunuz.

Tesadüfen yanından geçtiğim amfi tiyatroda halkın etkinliğine katıldım (Yunanca olduğu için hiçbir şey anlamadım, Makedonya Dayanışma Gecesi gibi bir şeydi bence). Biramı aldım, sigaramı yaktım; sadece müzik dinledim. Keza iki gün boyunca merak ettiğim diğer her yere (dükkan, kilise, bar,vb) kafamı uzattım.

Başkaları ile tanışırken daha rahat olabiliyorsunuz.

İnsanlarla ne diyeceğini düşünmeden sohbet ettim. Bir sürü şey öğrendim ve öğrettim (öyle tahmin ediyorum). Yanımda arkadaşım varken, bir başkasına ihtiyaç duymuyorum; bu da daha konservatif bir zaman geçirmeme neden oluyor. Arkadaşlarımla gitseydim, o gün tanıştığım 3 farklı ülkeden kişilerle biramı tokuşturamazdım, sanırım.

Anı, şehri, insanları, profilleri ve lezzetleri tüm ilginizle yaşayabiliyorsunuz. 

 Selanik
Selanik, Yunanistan

Yaklaşık 3 yıl önce de Yunanistan'a gitmiştim; birbirimize bu kadar benzediğimizi bu gittiğimde fark ettim. Fotoğraf makinem çantamda olduğu zamanlarda, herkes Yunanca konuştu benimle, hatta adres soran bir sürü kişi oldu. İki gün boyunca sadece şehri, gelip geçen insanları izledim. Daha önce işaretlediğim yerlerde yemekler yedim, tüm odağım yediğim yemekte, içtiğim biradaydı. 

Tüm sorumlulukları aldığınız için tatil dönüşünde daha cesur ve atak bir insan oluyorsunuz. 

"Ayy ben yapamam." dediğim bir şey yaptım tek başına tatil yaparak. Dilini hiç bilmediğim bir ülkeye gittim ve çok da iyi olmadığını düşündüğüm İngilizcemle iki günümü geçirdim. Hatta ikinci gün İngilizce bilmeyen çokça insanla karşılaştığım Kavala'ya gittim. İstanbul'a döndüğümde kendime olan güvenim 1-2 seviye artmıştı. 
***
4-5 günün üstünde tek başına tatil yapsam sıkılabilirdim belki de; ama 2 gün kafamı boşaltmama çok iyi yardımcı oldu. Hatta kendime rakı sofrası bile kurdum. Kendi kendime memleketi kurtardım. İşe bisikletle gidip gelmeye orada karar verdim.
***
Sorun yaşamamamın birkaç nedeni olduğunu düşünüyorum:
  • Sırt çantama çok az eşya koydum, hiçbir yere ve kişiye bağlı kalmadım. 
  • 3 saat yürüyüp yarım saat dinlenerek farklı yemekler yedim ve farklı biralar içtim. Bir taraftan da telefonumu şarj ettim. Oturduğum yerleri ya daha önceden haritada işaretlemiştim, ya da o anda paşa gönlüm oraya oturmak istedi.
  • Tatili yurt dışında yaptığım için, daha güvende olduğumu söyleyebilirim. Cennet vatanımcılar, sorry!
  • CityMaps2Go uygulamasına Selanik haritasını yükledim ve bloggerlerden mekan önerisi aldım. 
  • Yanıma 1-2 tane haftalık dergi aldım. Uzun molalarımda bana eşlik ettiler.
  • İngilizce bilmeyenlere derdimi Türkçe anlattım, daha kolay iletişim kurduk. (:
Tek başına gezen bunca gezgin ve gezi bloggeri varken, benim 2 günlük Selanik tatilimin lafı olmaz elbette. Ancak aslında kendi çapımda bir "çılgınlık" yaptım. Yine olsa yine yaparım. Hatta başka şehirlere bakmaya başladım bile. Arkadaşlarla, aileyle, sevgiliyle tatil yapmanın keyfi başka olsa da, bir kez dahi olsa tek başınıza tatil yapmanızı öneriyorum. "Ölmeden önce yapmanız gereken 100 şey" listesine ekleyin, derim. Hatta Selanik bu konuda iyi başlangıç olabilir. 

Tatil olsa da gitsek diyen Utku
Yorum Yok

Pazartesi, Nisan 11, 2016

Deri Bakımı Nasıl Olmalı?

Geçtiğimiz Nisan ayında basit notlar halinde hazırladığım Gerçek Deri Nasıl Anlaşılır? yazısı bir anda Top 10 listesine birinci sıradan girip tüm yıl kalınca vatandaşın deri tutkusunu anlamış oldum.
Gerçek deriyi kullanarak tasarladığımız çanta, cüzdan ve tablet kılıflarını kendimize ve dostlarımıza yapmanın bir adım ötesine taşıyarak Atölye Feri markası altında satmaya başlayalı bir yıldan fazla zaman oldu. Hobi olarak başladığımız bu işe artık mesai harcar olduk. Sabah kalktığımda kurumsal iş mailim ile birlikte mutlaka Atölye Feri mailimi de kontrol eder hale geldim.
 Atölye Feri gerçek deri el çantası
Göz bebeğimsin ^^
Bu süreçte deri ile ilgili çok soru geliyor. En çok sorulan sorulardan bir tanesi de "Deri nasıl korunur?/Deri bakımı nasıl olur?" Bildiğimiz cevapları maddeledik, yetmedi yine bu işin ustalarına sorduk:

Deri Bakımı Nasıl Olmalı?

 Atölye Feri gerçek deri evrak çantası
Atölye Feri gerçek deri evrak çantası
  • Deri ceketiniz lekelenirse, yumuşak bir bezle öncelikle kuru, yeterli olmadıysa biraz ıslatarak temizleyebilirsiniz. Leke bu yöntemlerle çıkmayacak kadar inatçıysa biraz arap sabunu kullanabilirsiniz. Hala daha çıkmadıysa kuru temizlemeye götürmenizi öneririm.
  • Kışlıklarınızı kaldırırken, derilerinizi az miktarda vazelini bir tüysüz kumaşa sürerek, bastırmadan ve iyice yedirerek temizleyebilir, hava geçiren bir kılıfta rahatça kaldırabilirsiniz. Yün kıyafetler gibi naftalinle saklanmasına gerek yoktur.
  • Yalnızca kullanımdan kaldırırken değil; ara sıra vazelini tüysüz bir kumaş yardımıyla iyice yedirmenizi öneririz. Aksi halde kuruyarak, pul pul dökülebilir. 
  • Siyah deri ceketiniz orijinalinde siyah değil, biliyorsunuz. Kullanıma bağlı yıpranarak rengi açılabilir. Ayakkabı boyası bu durumlarda geçici bir çözüm olur. Kalıcı bir çözüm için, deri boyayan yerlere götürebilirsiniz.
  • Size bir tüyo: deriye şekli, ıslatarak veriyoruz. Deri ceketiniz, ayakkabınız yağmur gibi nedenlerle ıslandıysa ceketinizi güzel kalıbı olan bir askıya asın (ayakkabınızı güzel bir kalıba sokun) ve oda sıcaklığında kurumaya bırakın.
Aklıma bir çırpıda gelenler bunlar. Bunlar dışında sorularınız varsa atolyeferi@gmail.com 'dan veya yorumlardan bize ulaşın. Bildiğimiz sorulardan başlarız; bilmediklerimizi bi' büyüğe danışır, hep birlikte öğrenmiş oluruz.

Sevgiler,
Utku

Atölye Feri Instagram hesabı için: https://www.instagram.com/atolyeferi/
Atölye Feri Facebook hesabı için: https://www.facebook.com/atolyeferi


 Deri Hakkında Bilgiler

Yorum Yok

Cuma, Mart 25, 2016

Jeotermal mi, Doğal Gaz mı?

Gündemden kendimi uzak tutmak için ya kokaine başlayacaktım ya da kendime ödev verecektim. Kokain pahalı diye düşünerek kendime ödev vermeye karar verdim. İşsizlikte bir dünya markası olduğum için -ne jeofizikten, ne de enerjiden anlayan ben- oturdum, SIRADAN VATANDAŞ gözüyle jeotermali incelemeye başladım.

Evvela belirtmem gerekir ki: Doğalgaz değil, doğal gaz. Makale, rapor yayınlarken, broşür hazırlarken, fatura düzenlerken, TDK'ye sormak çok da zor değil. Kaldı ki, dijital ortamda standart düzenlemeler de mevcut. Zor değil, yani.
Jeotermal mi, doğal gaz mı?

Jeotermal Enerji Nedir? Doğal Gaz Nedir?

Jeotermal Enerji, yer kabuğunun altında birikmiş ısının oluşturduğu, kimyasallar içeren sıcak su, buhar ve gazların enerjisidir. (Kaynak: Vikipedi)
Doğal Gaz ise, yer kabuğunun içindeki fosil kaynaklı bir çeşit yanıcı gaz karışımıdır. Bir petrol türevidir. Metan gazı, etan, propan, bütan, karbondioksit, azot, helyum, hidrojen sülfürden oluşur. (Kaynak: Vikipedi)


*Aşağıdaki karşılaştırmaları yaparken, yalnızca ısınmayı örnek olarak aldım.

Jeotermal mi, Doğal Gaz mı?

Sonucunu herkesin bildiği, engel olmak için kimsenin bir şey yapamayacağı bir karşılaştırma tablosudur:

Türkiye'de Kırklareli, Mardin gibi farklı bölgelerde doğal gaz bulunmuş ve sanayide kullanıma geçirilmiş olmasına rağmen, yeterli olmaması nedeniyle yurt dışından belirli sözleşmeler kapsamında ithal edilmeye başlanmıştır. İthal edilen doğal gazın büyük bölümünün Rusya ve İran'dan olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.
Jeotermal ise özellikle Ege bölgesinin neredeyse her noktasında ve Anadolu'nun farklı bölgelerinde ulaşılabilir durumdadır.
Bu farktan çıkarılacak sonuç: Jeotermalin öz kaynak olması değil de nedir?
Türkiye'nin jeotermal haritası
Türkiye'nin jeotermal haritası
Jeotermal sistemlerde, ısı kullanıldıktan sonra su ve buharın borular yardımı ile yer kabuğuna geri verilir.(Renjeksiyon) Böylelikle göz ardı edilebilecek kadar küçük bir kayıp dışında yüz yıllar boyunca aynı enerji kullanılmaya devam edilir. Doğal gaz ise bu bakımdan kullan attır. Yani jeotermal, sürdürülebilir, yenilenebilir ve tükenmezdir.

Jeotermal ısınma fiyatları dövizden bağımsız TÜFE'ye bağlı olarak değişirDoğal gaz ise, doğrudan dövize bağlı olarak düzenlenir. Dövizin Reyhanlı'dan bu yana ne denli arttığını hatırlatayım. (Dolar Reyhanlı'dan bu  yana (2016, Mart) yaklaşık %61 arttı.) 

Jeotermal, yangın ve patlama riski taşımadığı gibi zehirlenmeye de neden olmaz. Bu ne demek oluyor? Jeotermal güvenlidir. Doğal gaz elbette değildir, aksi halde İGDAŞ sıklıkla uyarı amaçlı sms atmazdı.

Jeotermal göz ardı edilebilecek kadar çok düşük oranda karbondioksit salınımı yapar. Tahmin edebileceğiniz gibi, doğal gaz bu kötülüğü bol bol yapar.
"Bir evin jeotermal yerine, fosil yakıtlar (doğal gaz gibi) ile ısıtılması 6 aracın egzoz salınımı kirliliğine eşittir." diyolla. 
Çevre dostu olanın, hangisi olduğunu yazayım mı?

Füsun Tut Haklıdır Hocam ne diyor?




Neden doğal gaz yerine jeotermal? Toparlıyorum:


  1. Temiz
  2. Öz kaynak
  3. Ucuz
  4. Çevreye duyarlı
  5. Yenilebilir
  6. Sürdürülebilir
  7. Güvenli
Şimdi soruyorum: Evinizi hangisiylen ısıtmak istersiniz? A. Pahalı, çevreye duyarsız, güvenli olmayan doğal gaz ilen mi?...
B - B - B


Sanayide ve evde jeotermal (ya da güneş, rüzgar, vb) enerjinin  kullanılması, var olan sistemlerin iyileştirilmesi, yeni açılacak sistemlerin (santrallerin) tarıma uygun verimli topraklarda kurulmaması temennilerimle,
Kafasını dağıtmazsa kokainman olacak olan Utku

Kaynakça:
http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Jeotermal
http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Dogal-Gaz
http://www.izmirjeotermal.com.tr/
http://www.tcmb.gov.tr/
http://www.mta.gov.tr/v2.0/daire-baskanliklari/enerji/index.php?id=jeotermal_potansiyel
2 Yorum

Pazar, Ocak 24, 2016

İki Kahve Arası Anadolu Zanaatları

"Utku, kimi kıskanırsın?" diye sorsanız sanırım ilk aklıma gelen kişilerden birisi Tanem Sivar olur (Utku burada imrenmekten bahsediyor). Kendisi güzel, başarılı, popüler ama magazinin elinde kirlenmemiş bir TV yüzü. İki yıldan uzun süredir CNN Türk'te sunduğu "İki Kahve Arası" programı ise benim bıkmadan usanmadan takip ettiğim, hayranlığıma hayranlık katan bir program oldu. Yaklaşık 20 dakika süren programlarda Tanem Sivar ve ekip arkadaşları her hafta İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin çeşitli noktalarındaki zanaatkarlara ve niş mekanlara konuk oluyor, onlarla sohbet ediyor, kahvelerini içiyor.

İki Kahve Arası Anadolu Zanaatları

Yalan yok, programın ne zaman yayınlandığına bu yazıyı yazmaya karar verdiğimde baktım, Cumartesi öğleden sonraymış. Peki "İki Kahve Arası"nı nereden takip ediyorum? Tabii ki diğer tüm şehirli insanlar gibi internetten. 
Uzun bir süredir yayınları izlemediğimi, bu soğuk hafta sonunda fark ettim ve daha evvel izlediğim-izlemediğim tüm yayınları bir solukta izledim. Videoları durdurdum, tanışmak isteğim ustaların yerini not aldım, hatta bazı arkadaşlarımı bu ziyaret planlarımda bana eşlik etmeleri için ikna bile ettim. 
 https://www.instagram.com/ikikahvearasi/
İki Kahve Arası Instagram hesabından
Çağın bizi sürüklemesi ile unutmaya başladığımız, hatta bilmediğimiz nice zanaat, çeşitli nedenlerle kendi başlarına kalmışken, bu program kısaca üzerinden geçerek hafızamızı tazeliyor. Üst-orta sosyoekonomik seviyede olan şehirli insanın el yapımı, el boyaması tasarım ürünlere yüzünü çevirdiği bir gerçek. Ayrıca sosyal sorumluluk dahilinde ekonominin ileri gelenleri de zaman zaman destek veriyor. (Metro Marketleri'nin Coğrafi İşaretli Ürünleri, Anadolu Sigorta'nın Bir Usta, Bin Usta proje destekleri gibi). Dilerim Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı da destek verir. (artırır değil verir)
İki Kahve Arası'nı izlerken fark ettim ki, tüm bölümlerin ortak cümlesi: "Çırak bulamıyoruz. Bir çırağımız olsa da bilgimizi aktarsak." Fabrikasyon ile mücadele ederken, çoğu İstanbul'da olan ustaların dükkanlarının (atölyelerinin) kiralarının pahalı olması da önemli bir engel, devamlılık için. Yani rantsal dönüşüm kurbanı hepsi. 
Son nesil zanaatkarlar henüz icralarına devam etmekteyken, keyifli seyirler,

İki Kahve Arası Instagram hesabı için: https://www.instagram.com/ikikahvearasi/
İki Kahve Arası bölümleri için: http://tv.cnnturk.com/ikikahvearasi
Yorum Yok

Pazartesi, Kasım 30, 2015

Kaybolmaya Yüz Tutmuş Geleneksel Anadolu El Sanatlarına Artan/Artacak İlgi

Geleneksel Anadolu el sanatlarına ilgim ve zaafım küçük yaşlarıma dayanıyor. Yapmaya çalışırım, yapamasam bile izlerim, izleyemesem bile hakkında bi' şeyler okurum. 
Annemin nakış öğretmeni olmasının yanında, yeni olan her malzeme ve işçiliğe aşık olması ve kullanmasının da ilgimde katkısı olduğu şüphesiz. Eliyle diktiği, eliyle boyadığı deri çantalarına işlediği tel kırmalar, nakışlar bunun ispatı.
Yaşamımın her anında benimle olan sosyal bakışım ve politik duruşum ise; ilgim ve zaafımı, el yapımı, aynısından asla bir tane bile olamayacak, yerel malzemeden yapılan nefis ürünlere kullanmamın önemli bir nedeni.
Gördes Halısı
Gördes Halısı

"Bir Usta Bin Usta" Projesi

Anadolu Sigorta 2010 yılından bu yana sosyal sorumluluk hakkını Anadolu'nun kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarına çevirmiş; "Bir Usta Bin Usta" projesi ile Bartın tel kırması, Aydın körüklü çizmesi, Mardin taş işlemeciliği, gibi özel her şehrimiz için ustaları desteklemiş, yeni ustalar kazandırmak için teşvik etmiş ve etmeye devam ediyor. 

 http://www.birustabinusta.com.tr/  http://www.birustabinusta.com.tr/

 http://www.birustabinusta.com.tr/  http://www.birustabinusta.com.tr/
"Bir Usta Bin Usta" projesi ile, dünya dokumacılık literatürüne çift ilmek dokumayı kendi ismi ile (Ghiordes knot) kazandıran Gördes halıları ile ilgili yazılı doküman araştırırken karşılaştım. Kasım 2015 Atlas Dergi ise bu projenin 30 çalışmasını (işini) "Anadolu'nun Toprağında Kültür Ağaçları Yetişiyor" başlığı altında bir ek ile yayınlamış, projeyi dijital ortamda takip ediyor olmama rağmen, zaten sevdiğim bu derginin ekini kütüphaneme eklemek için edindim. 
Yalın bir dille, herkesin anlayabileceği güzel bir el kitapçığı olmuş.
Dünyanın çok uzak şehirlerinden insanlar Gördes ismini dokumacılığı ile bilirken ve dahi satın alırken, bu topraklarda yaşayan insanların tanımaması ve değer vermemesi sanırım hepimizin hatası. "Bir Usta Bin Usta" projesi ve bu kitapçık, daha fazla kişiye ulaşmak adına güzel bir adım olmuş gibi görünüyor.

Fabrikasyondan Özel Tasarıma

Nasıl ki zincir burgercilerden gram et satan burgercilere, her şey dahil otellerden butik otellere, medyadan sosyal medyaya çevirdiysek yüzümüzü; bize özel ve değerli olan tasarımlara da çevireceğiz. Kaliteli malzemenin ve özel tasarımın değerini anlayan bazı kişiler kendini tasarım fuarlarına atıyor. Aldığı berjerin kumaşından ahşabına kadar malzemesini inceliyor ve kendi yaşamına uygun tasarımı seçiyor. 
Çok kalmaz 5-10 seneye kadar metropol insanları arasında daha geniş çevrelere yayılır özel tasarım ürünler. Hafta sonu kısa kültür turlarınızı bu el sanatları ile işlenen ürünleri edinmek üzere planlamanızı öneririm. 

Bir Usta Bin Usta instagram hesabı: https://www.instagram.com/birustabinusta/
Bir Usta Bin Usta web sitesi: http://www.birustabinusta.com.tr/

NOT: Tüm bu işçiliğin sanat değil; bir o kadar değerli zanaat olduğunu düşünüyorum. Önünümüze gelene sanatçı dediğimiz şu ortamda bu ustalara demeyeksek kime diyeceğiz, diye düşünübilir, bana söylenebilirsiniz; ancak sanat olabilmesi için ortada ekonomik bir kaygı olmaması ve üzerinden belirli bir süre geçmesi gerektiğini düşünüyorum.
Yorum Yok