Seyahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Seyahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Ağustos 28, 2017

İstanbul'da Dört Mevsim No:3 Beyoğlu Günü

...İstanbul'da son dört mevsimim kaldığını varsayarak İstanbul'u yeniden keşfediyorum; gittiğim yerlere bir daha giderek altını çiziyorum.
Beyoğlu hala çok güzel. 

Size Yaşadığınız Ulan İstanbul'da Canım İstanbul Planlar 

İstanbul'da Dört Mevsim No:3 Beyoğlu Günü

Yüzünü Gezi Parkı'na verdin mi sol baştan:

1- Çiçek Pasajı

Turunuzu Gezi'den başlatırsanız, kafanızı Çiçek Pasajına içeriye uzatın. Çiçek Pasajı'ndan evvel ismini işletmecisi Mihael Naum'dan alan, İstanbul'un ikinci tiyatrosu Naum Tiyatrosuna selam verin. Sanatsever Abdülmecit'in büyük yardımları olan Naum Tiyatrosu'nun ahşap binası bir yangında yanınca yerine Çiçek Pasajı yapıldığını ekleyeyim.

2- Hazzo Pulo Pasajı

Çayseverlerin severlerin çok sevdiği Hazzo Pulo Pasajı boşaltılmadan bir çayını için. 

3- Beyoğlu Üç Yıldız (1926)

Hazzo Pulo Pasajı'nı arkasındaki Üç Yıldızdan akide şekeri alın.

4- Avrupa Pasajı (Aynalı Pasaj)

Galatasaray'daki Aynalı (Avrupa) pasajını mutlaka görün. Biraz yozlaşsa da hala Beyoğlu'nun mücevher kutusudur. Ergün Hiçyılmaz'ın efemera dükkanı buradadır. Birçok antikacı vardır. Dar bir pasaj olduğundan duvarları aynalıdır. Üst kattaki karyatid heykeller çok güzeldir.
@kulturistan 'dan.

5- Türvak Sinema-Tiyatro Müzesi

Bir sinemasever ya da tiyatroseverseniz mutlaka gidin. Türker İnanoğlu bir sinemacı olduğu için sinemaya daha çok bölüm ayrılmış. Tiyatro katına daha çok yer ayırmalarını isterdim; ancak tek kat bile uzun zaman geçirmeme yetti. Tiyatro biletleri, afişler, özel eşyalar ve dahasından oluşan tiyatro katına güncel tiyatrodan da eklemeler yapılabilir. 

6- İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Kütüphanesi

İstanbulla ilgili okumak isteyen herkese İstanbul Araştırmaları Enstitüsü kütüphanesi tavsiye.Her kat ayrı bir devir.
@kulturistan 'dan.

7- Pera Müzesi

Konferanslar, söyleşiler, okumalar, hatta partiler düzenleyen yenilikçi bir müze. Sabit sergilerin dışında, değişken sergileri de var. Ayrıca Cuma günleri ücretsiz. Geçerken uğramalı nefis müze.

8- Postacılar Sokağı

Beyoğlu Postacılar Sokağı'nı- ki sonunda Pera'nın en dar patikası vardır- gezin.
Sokağın sonunda aniden Karşınıza Pera'nın en ferah meydanı çıkacak, sakın şaşırma. Meydanda Marx'ın Napoleon Bonaparte'nin karikatürü olarak nitelediği 3. Napolyon'un yaptırdığı mahkeme binası vardır. Binanın dışında Louis (3. Napolyon oluyor) adalet ve güç yazar hala. Prusya savası ve ardından komün onun sonu oldu. Sokağın aşağı kottan görünüşü şöyle:
Venedik sarayı ayrı güzeldir. Marx binaya adını kazıyan Louis Bonaparte için 18 Burumeire kitabını yazdığını hatırlatayım.
@kulturistan 'dan.

Postacılar Sokağı'na İstiklal'den girin, unutmayın.

9- Leyla Gencer'in Evi

İKSV'nin Şişhane'deki binasında bir kat Leyla Gencer'in eşyalarına ayrılmış. Müthiş Primadonna'yı ziyaret edin.

10- Doğan Apartmanı (Serdar-ı Ekrem Sokak)

Muhsin Bey'in ve Eşkıya'nın son sahnesinin çekildiği bu apartmanı görün.

11- İngiliz Kırım Kilisesi

İstanbul'un yegane anglo-sakson kilisesi İngiliz Kırım Kilisesini görün. Galata Serdar-ı Ekrem sokakta. Kırım savaşı sırasında İngilizlerce inşa edilmiş,her şeyiyle bir İskoç-İngiliz kasaba kilisesini andıran nev-i şahsına münhasır bir mekandır.
@kulturistan 'dan.

12- Masumiyet Müzesi

Orhan Pamuk'un aynı adlı kitabından düzenlenen müze, şehir müzeciliğine iyi bir örnek. Masumiyet Müzesi benim Orhan Pamuk'un en sevmediğim kitabıdır, ekleyeyim.

13- Galata Mevlevihanesi

Galata Mevlevihanesini gezin. Hamuşan'da yatan suskunlara selam edin, Şeyh Galip Hün-ü Aşk'ı bilin. Ferahfeza Mevlevi Ayinini -ki Tanpınar Huzur'da sık sık söz eder- dinleyin.Kitap önerisi: Tanpınar - Huzur
@kulturistan 'dan.

Mevlevihane bahçesi sıcak havada bile serin. Canım ağaçlar. 
Müzede bol bol eşya var; hepsi çok kıymetli. Ancak eşyaların başında hiç açıklama yok, biraz yorum katarak ne olduğunu anlıyorsunuz. İsimleri olsa da numaraları karışmış, ilgisiz bir müze yönetimi olduğu kesin. Bu kısmı çok can sıkıcı.

14- Galata Kulesi

Hezerfen Ahmet Çelebi'den ve onun uçuşundan bahsedelim. Hezarfen (bin fenli-Alim) Ahmet Çelebi hakkında tek kaynak Evliya Çelebi'dir. Seyahatnamesinin 1. cildinde bahseder Hezarfen'den. İddiasına göre Hezarfen Galata kulesinden kendini lodosun kollarına bırakıp Üsküdar Doğancılara kadar uçan yeryüzündeki ilk insandır. Şimdi biraz yamaç paraşütü bilen herkes bilir ki belirli bir yükseklik, rüzgar hızı ve koşma-rüzgarı karşılama mesafesi olamadan bugünün teknolojisiyle bile Galata kulesi gibi bir yerden kendini boşluğa bırakan yere çakılır. Bu iddianın sahibi olan Evliya Çelebinin seyahatnamesindeki başka palavralarına hiç girmeyeyim. Bugün hiçbir akıllı yamaç paraşütçüsü bu uçuşu denemez bile. Ha, Hezarfen yaşamış mıdır, bu cesareti gösterip atlamış mıdır, olabilir.Tarihte böylesi tutkuların peşinden giden çok bilim insanı vardır. Varsa kendisine rahmet dileriz ama bu uçuşun bugün hala gerçekmiş gibi okul kitaplarında bile başarılı bir şekilde tamamlandığını iddia etmek hakikaten geniş bir hayal gücü gerektirir. Evliya Çelebi gibi İlhan Berk'in bu palavra üzerine mi yazdığını bilmediğim bir şiirine rastladım. Hezarfenle çok örtüşüyor"Bu kalabalık niye toplanmış öyle? Bir çocuğun gözlerini topluyorlar. Kendini Galata kulesinden atan"Pek bilinmez, Hezarfenden 500 yıl önce başka bir türk Hipodrom duvarlarından atlayarak bu çılgın deneyi yapmış ve hakkın rahmetine kavuşmuşturİlk Türk İkarusu hakkında. 
@kulturistan 'dan.

15- Banker Sokak

İstanbul'un en eski sivil mimari örneği: Galata Banker Sokakta. 1314 Cenevizliler zamanında yapılan meclis binası. Avrupa'nın en eski meclis binalarından da birisi.
@kulturistan 'dan.

16- Kamondo Merdivenleri (Bankerler Sokak-Bankalar Caddesi)

Torunu Avusturya Lisesi'nde okuyan Abram Kamondo'nun torunu okula kolay gitsin diye inşa ettirdiği Kamondo Merdivenlerini görün. Zaten merdivenleri çıkıp sola dönünce liseyi görüyorsunuz.

17- Bankalar Caddesi

Göbek bağı Galata'da kellesi Paris'te kesilmiş büyük bir Fransız şairinin izini bankalar caddesinde sürün.Galata'da bulunan Eski Banka Sokağı'ndaki Sen Piyer Hanı'ından bahsedeyim bu akşam. Han Kanuni'nin izniyle kurulmuş Galata'daki 2. elçilik binasıdır. Fransa devletinin malıydı. Binanın dış cephesinde hala Bourbon Hanedanının arması gotik tarzda pencere kemerleri ve yine gotik tarzda gül pencereler bulunur. Ancak asıl hususiyet cephedeki kitabededir. Bina 1772 yılına kadar ahşaptı. Bir yangın sonucu kül olunca bu tarihte taştan yeniden yapıldı. Ancak bu yangından 12 yıl önce Fransızların Namık Kemal'i sayılacak Andre Chenier bu binada doğdu. Bu büyük şair 1792'de kellesini giyotine uzattığında 32 yaşında ateşli bir jakobendi. Sunay Akın'ın deyimiyle "Göbek bağı Galata'da, kellesi Paris'te kesildi." Chenier'in kellesi kesildikten 70 yıl sonra 1860'larda doğduğu bu binaya 1 kat eklenerek Osmanlı Bankasının ilk binası buraya kuruldu. Sokağın adı oradan gelir. 1890'larda Mimar Aleksanr Vallury tarafından inşa edilen yeni binasına taşınırken Vallury çok sevdiği Andre Chenier'in anısına binanın cephesine bu kitabeyi yazdırdı. Kitabede Chenier'in 1760'da bu binada doğduğu yazar Osmanlı Bankası yeni binasına taşındıktan sonra İstanbul'un tüm kalburüstü mimarları bu handa ofis açtılar. Vallury ve Mongeri gibi. Bu nedenle bu hana Mimarlar Hanı denmiştir. son dönemde burasının Bahçeşehir Üniversitesi tarafından 22 yıllığına kiralanarak restorasyonuyla birlikte Mimarlık Fakültesi olarak kullanılacak. Kitabe:
@kulturistan 'dan.

*
#KitapÖnerisi: Ahmet Hamdi Tanpınar - Huzur
#SohbetÖnerisi: Medyascope TV - Ah Güzel İstanbul Beyoğlu - Saadet Özen - link
*
İstanbul'un sahipleri kilise, cami, sinagog, vs bilgilerini Kültüristan'dan aldım. Hatta İstanbul'u yeni baştan gezmeye karar verdikten sonra nereleri gezeceğime karar vermekte zorlandığım için kısa listeyi de şu flood'dan aldım ki maddelere @kulturistan 'ı ekledim.

İlk paragrafı yazdım yazdım sildim. Hep bir söylenme havası, hep bir veda. Hayır başka türlü olmayacak: Beyoğlu yine bizim olacak!

Utku

İstanbul'da Dört Mevsim:
No:1 Ayvansaray-Fener-Balat Günü
No:2 Adalar Günü

Yorum Yok

Perşembe, Mart 23, 2017

İstanbul'da Dört Mevsim No:2 Adalar'da Mimoza Zamanı

Daha önce şöyle demiştim: "Düşünün ki İstanbul'da yalnızca dört mevsiminiz kaldı." Düşünmek çok zor. Buna rağmen Eylül'den bu yana her sokağını yeniden geziyorum İstanbul'un. Eski lokantalarına, eski şekercilerine giriyorum, işim uzasa da vapurlar karşıya geçiyorum, yolumu İstanbul'a çeviriyorum. Aldığım her kitabın ilk sayfasına, tarihle birlikte hangi kitapçıdan aldığımı da yazıyorum. Anı biriktiriyorum. 

Size yaşadığınız Ulan İstanbul'da Canım İstanbul planlar

Burgazada'da Mimoza Zamanı

İstanbul'da Dört Mevsim No:2 Adalar'da Mimoza Zamanı

Mart'ın gelmesiyle mimozalar Adaları basmışken, hemen bir İstanbul planı yaptım. Adalardan Burgaz'ı seçtim. Sapsarı mimozaların arasında Sait Faik'e selam verdim. Siz de Mart'ı kaçırmayın. Hemen hafta sonu planınızı yapın. Yoksa Erguvan zamanını bekleyeceksiniz. 
Adalar'da Mimoza Zamanı hakkında, İstanbul'da Dört Mevsim yazılarımda feyz aldığım Cengiz Özdemir (@kulturistan) yazısına mutlaka bakın

Burgazada'da Ne Yapılır? 

1. Öncelikle sabah erken saatte vapura binin. Sabah çayınızı vapurda için. Her saat Bostancı'dan motor kalkıyor. 
2. Kahvaltı için yanınızda bir şey götürün, sahildeki kahvelerden birine girin. Sahilde güzel bir kahvaltı yapın. Ya da oturun bir yere, bir şeyler atıştırın. 
3. Ama midenizi doldurmayın. Ergün Pastanesinde milföy tatlısı alın. 
Ergün Pastanesi, milföy tatlısı
Ergün Pastanesi, milföy tatlısı, Foto: @ciddihendrix
4. Vaftizci Yahya (Ioannes Prodromos) Kilisesini görün. (@kulturistan alıntısı)
İskelenin hemen karşısında kocaman kilise Ayios İoannes Prodromos Kilisesidir. Vaftizci Yahya anlamına gelir. Bu kilisenin mimarı aynı zamanda Fener Rum Lisesinin yapan Nikolaos Dimadistir. 1894 depreminden sonra yapılmıştır. Kilisenin çok ilginç bir hikayesi vardır: Adalar Bizans devrinde birer sürgün yeri. 9. yüzyılda ikona taraftarı rahip Metodios çeşitli işkenceler gördükten sonra 834'te burada sürülür ve iki katille aynı mezar/hücreye konur. Toprak altında 2x2 metre boyutunda bir hücrede tam 7 yıl çile doldurur. Bir balıkçının verdiği balıklarla hayatta kalır. 842 yılına gelindiğinde son ikona karşıtı imparator Theofilos ölüp yerine karısı Theodora geçince Metodios affedilir ve hatta patrik ilan edilir. Metodiosun çile doldurduğu hücre bugün hala kilisenin Metodios patrik olduktan sonra bu hücrenin üzerine Vaftizci Yahya adına bir kilise yaptırılmasını ister ve Rum balıkçı köyüne armağan eder.
Ioannes Prodromos Kilisesi
Ioannes Prodromos Kilisesi

5. Sait Faik'in evini ziyaret edin. Bırakın Sait Faik size seslensin: Hişt hişt!
Sait Faik'in evi
Sait Faik'in evi

Üstelik Sait Faik Ağzından Burgaz Ada:


6. Kalpazankaya'ya yürüyün. 
Kalpazankaya hakkında (@kulturistan alıntısı): 
Adanın güzel köşelerinden biri Kalpazankaya'dır. İlk kalp paranın burada basıldığı söylenir. Gözden uzak bu yerde bir de standart balık lokantası vardır. Sahildekilerin de özellikle pazar günleri aşırı doluluktan hizmet kalitesi düşüyor; ancak mutlaka Sait Faik müzesi gezilebilir, uzun yürüyüşler yapılabilir, nefes yeterse tepedeki Hristos Manastırı ve Rum mezarlığı görülebilir. 
7. Kalpazankaya'ya ya da başka bir meyhanede bir öğlen rakısı için. Kalpazankaya Restoran'da iseniz rakının yanında şakşuka ve deniz börülcesi alın ve önceden rezervasyon yaptırın. 

Ada tarihi hakkında (@kulturistan alıntısı):
Burgaz kale demektir. Eski adı Antigoni olan adada, antik dönemden kalan bir kale Osmanlı devrine kadar ayaktaymış. Büyük İskender'in komutanlarından Antigonis MÖ 298 yılında inşa edilmiş.Adanın eski adı bu nedenle Antigonidir. Sait Faik'in adasıdır.
****

Burgazada olmaz mı? Ya Heybeliada? (@kulturistan alıntısı):

1. Heybeliadada Terk-i Dünya Kilisesine gidin. 
1894 depreminde yer ile yeksan olunca kartal yuvası misali kayalıkların tepesine inşa ediliyor. 64 olaylarında yağmalanıyor ve Kayserili Rahip Stilyanidis feci şekilde dövülüyor. Rahibin bu olaylara dayanamayıp öldüğü söyleniyor. Daha fazla bilgi ve görsel için: 
2. Hüseyin Rahmi Gürpınar evine gidin.
1944'te savaşın en zor günlerinde bu konakta yaşlı ve hasta bir adam olarak bugün vefat etti.Kışları çok üşüdüğü kesin Hiç evlenmemiş ve sürekli yazı yazıp dantel örmüştür. Dantelleri hala müzede sergilenir. 
3. Bahar aylarında Heybeliada Değirmenburnu'nda piknik yapın. 
***

Ya Büyükada? (@kulturistan alıntısı):

1. Mimoza zamanınızı geçirdiyseniz, 23 Nisan'da Büyükada'da Aya Yorgi'ye çıkın ve adak adayın.
2. Büyükada Rum Yetimhanesi görülesi yerlerden. Dünyada bir örneği daha yok. 50 yıldır boş içeri giremezsiniz; ancak etrafından görmek bile güzel. Enis Batur burasıyla ilgili bir risale yazmıştı.
Kumarhane niyetine açılıp yetimhane olan Avrupanın en büyük, Dünyanın ikinci büyük ahşap yapısı Büyükada Rum Yetimhanesidir. 5 katlı ve 206 odalı bu tesis Mimar Aleksandr Vallaury'nin elinden çıktı. 1898 yılında 50000 altına mal oldu. Ancak vesveseli Sultan Hamit bu gözden uzak tesiste kendisine karşı baĞzı odakların kumpas kuracağı fikrine kapıldı ve tesisin açılmasına izin vermedi. Bunun üzerine 50000 altına mal olan bu tesis 3700 altına büyük bir zararla patrikhaneye satıldı. Bu ödemeyi Rum banker Zarifi ailesinden hayırsever Eleni Zarifi yaptı ve bina patrikhaneye Rum yetim çocuklarının barınması ve eğitimi için bağışlandı; ancak burada ilginç bir ayrıntı var. Sultan Hamit otel olarak kurulmasına izin vermediği bu tesise kendi kasasından 146 altın bağışladı ve ayrıca her gün 7,5 okka et ve gerektiği kadar ekmeğin saray mutfağından karşılanmasını emretti. Emlak vergisinden de muaf tuttu. 1964 olaylarına kadar faal olan yetimhane o yıldan beri boş.Yani 51 yıldır Bugün hala durumu belirsiz. Zaten toplasanız İstanbul'da 2500 Rum ya var, ya yok. Bırakınız yetimi normal okullarda bile toplam öğrenci sayısı 3 haneli rakamlara ulaşamıyor. Buranın kendi kendine yıkılmasını beklemeden bir şekliyle kurtarılıp yeniden hayat bulması şart. 
3. Troçki'nin Büyükada'da kaldığı köşkü görün-ki son bienalin ana mekanlarından biriydi. Köşkün mimarı Dimadis'tir. Dimadis Fener Rum Okulunun da mimarıdır. Mimari benzerlik zaten kendini ele verir, Çankaya Caddesi üzerinde Hamlacı sokakta yer alır. 
Leon Troçki Ekim devriminin planlayıcısı üç kişiden biriydi. Lenin öldükten sonra Stalin'le girdiği iktidar mücadelesini kaybetti 1929'da İstanbul'a sürgüne yollandı, 4,5 yıl İstanbul Büyükada'da Arap İzzet Paşa köşkünde kaldı. En önemli eserlerini İstanbul'da yazdı. İstanbul'a ilk geldiği sıralarda Tokatlıyan Otelini kullanan Troçki otelin önünde bir aracın içinde. Kılık değiştirmiş Kızıl ordunun komutanı olarak Rusya'dan kovaladığı Beyaz Rusların çoğu İstanbul'daydı ve büyük risk altındaydı. Bu nedenle Büyükada'yı seçti. Mina Urgan Troçki ile nasıl karşılaştığını ve onun balıkçılık merakını Bir Dinozorun Anıları kitabında anlatır. Meraklısına... 
Troçki taraftarları tarafından çok sıkı korunuyor bir yandan da tüm dünyadaki taraftarlarını örgütlemeye devam ediyordu. 1933'te bu kabına sığmaz devrimci Türkiye'yi terk etti. Arap İzzet Paşa köşkü halen harap bir vaziyette ayaktadır. Bu harap köşke yıllar sonra giren bir İrlandalı fotoğrafçının sergisinde hala içeride kitaplar görünüyordu. Bu kütüphane ve kitaplar Troçki'ye mi ait bilmiyorum; ama burasının tıpkı Meksika'daki evi gibi müze olması gerekir. Troçki'nin Meksika'da katledildiği ev anısına uygun olarak müze oldu. Dünyanın dört bir yanından hayranları ziyaret ediyor. Bir Troçkist değilim; ama bu büyük devrimcinin yolunun İstanbul'dan geçmesi, en önemli eserlerini burada yazması bile benim açımdan önemlidir Onun anısına evinin müze yapılması için yıllar önce yazdığım bir yazı: Link burada 
***

Adalar için kitap önerileri:

#KitapÖnerisi:  Enis Batur - Hayalet
#KitapÖnerisi: Mina Urgan - Bir Dinazorun Anıları
#HikayeÖnerisi: Sait Faik - Hişt Hişt 
#KitapÖnerisi: Yalçın Tosun - Bir Peruk Gibi Hüzünlü (Sait Faik Hikaye Armağanı ile)
***
Not: Cengiz Özdemir (@kulturistan) alıntılarına olabildiğince müdahale etmedim. 

Adalar bende de bitmedi. Heybeliada var, Büyükada var.. Yazarken pek bi' hoşuma gitti. Bu hafta da başka bir adaya gideyim. Bir sonraki Canım İstanbul planında görüşmek üzere,
Utku

 İstanbul'da Dört Mevsim No:1 Ayvansaray - Fener - Balat Günü
Yorum Yok

Pazartesi, Eylül 26, 2016

Yolunuzu Yalova'ya Çevirin

Hem yakın, hem uzak bir cumartesi planı: Yalova Günü

İstanbul'u özledik; ama "Havalar çok da soğumadığından gözümüz hala dışarıda" diyorsanız buyurun Yalova'ya.

İbrahim Müteferrika Kağıt Müzesi


2013 yılında Yalova Belediyesinin çalışmaları sonucunda Osmanlı Devletinin ilk kayıtlı kağıthanesinin bulunduğu Yalova'da (İzmir ve Kocaeli'nin ardından) üçüncü kağıt müzemiz açıldı. 
Müzede Dünyanın dört bir yanından gelen kağıt örnekleri sergilendiği gibi, hepimizin tarih kitaplarından bildiği gibi, Osmanlı'ya ilk matbaayı getiren İbrahim Müteferrika'nın orijinal baskıları da bulunuyor.
Müzede sergilenen eserlerini izlemenin dışında, görevlilerin eşliğinde atölye çalışması yaparak kendi kağıdınızı ilk yöntemi ile üretebiliyorsunuz.
Budanan dut ağaçları toz haline getirilerek temiz suyun içine ve her işlemden önce bu su homojen olması için karıştırılıyor. 
Bir eleği suya batırıp çıkarıyorsunuz. (Elim hiç olmadığı kadar yumuşak oldu ve uzun süre böyle kaldı)
  Bu eleği bezin üzerine koyuyorsunuz. 
Fazla suyu sünger yardımı ile çekiyorsunuz. Kağıdınız bezin üzerinde kurumak üzere asılıyor.
Kağıtların kuruması gerektiği için hemen alamıyorsunuz. Yolumun Yalova'ya düşmesi de zor olduğu için ilerleyen günlerde en yakın kargo firmasını arayarak adres verdim. Müze görevlisinden de benim bilgilerimi kargo poşete yazmasını ve alıcı ödemeli göndermesini rica ettim. Bizim için çok değerli olan kağıtlarımızı aldık. Ben üzerine kaligrafi yaptırmayı planlıyorum. Kardeşim ise boş tutmayı planlıyor.
Müzeye İstanbullu kafasıyla harita uygulamalarıyla ulaşmak zor. Haritada yanlış yer işaretlenmiş. Siz belediye binasını sorun. Belediye binasının yanında, Değerli Mimar Emre Arolat'ın tasarladığı kent müzesinin içinde bulunuyor.
Pazartesi günleri hariç haftanın her günü 09.00-18.00 arasında ücretsiz girilebiliyor. Kendi kağıdınızı yapmak için rezervasyon yaptırmanızı öneririm.
Yalova İbrahim Müteferrika Kağıt Müzesine gitmek için, yolunuzun Yalova'ya düşmesini beklemeyin. Yolunuzu özellikle Yalova'ya çevirin. 

Yalova Yürüyen Köşk

Yalova Yürüyen Köşk
Kağıt Müzesini gördünüz, yolunuzu Atatürk'ü daha da çok seveceğiniz Yürüyen Köşk'e çevirin. Atatürk'ün Yalova'da çınar ağacının gölgesinde dinlenmekten zevk aldığı yere bir köşk yaptırılıyor. Bir süre sonra bu çınar ağacının dalları uzadıkça köşkün çatısına zarar vermeye başlıyor. Çınar ağacı yerine köşkün yerinin değiştirilmesini isteyen Atatürk, köşkün kaydırılmasının çalışmalarını bizzat izliyor. Köşk yaklaşık 5 metre kaydırılıyor. 
Zevk sahibi, ahşap kaplamalı, Atatürk'ün özel eşyalarının sergilendiği Yalova Yürüyen Köşkü ziyaret etmenizi, Atatürk'ün çevre bilincine şahit olmanızı ve vurulduğu müthiş manzarayı görmenizi öneririm.
Yalova Yürüyen Köşk linki için tıklayın. 

Elbette tatil rotanızın vazgeçilmezlerinden Yalova köftesi ile turunuzu tamamlayın.

Güzel not: Yalova bir çiçek cenneti. Dönerken üreticisinden ucuz ve taze çiçekler alabilirsiniz. Yalova'daki çiçek üreticiliği hakkında Cem Seymen'in yaptığı Para Dedektifi programı için tıklayın.

Yalova özellikle Anadolu yakası için 1 saat uzaklıkta. Hem uzak, hem yakın yani.

Gezi blogu değil gezentinin blogu
Gezenti Utku;
2 Yorum

Pazartesi, Eylül 05, 2016

Evleri, Yel Değirmenleri, Güzel Peynirleriyle Zaanse Schans

Yemeli içmeli Amsterdam turumuzun bir gününde Volendam'a gider iken Zaanse Schans için 'şöyle bir uğrayalım' dedik; ancak burası 'şöyle bir uğramak' için tahminimizden çok daha keyif vericiydi. Güzel evleri, doğası, manzarası ile bizi kendisine hemen bağladı. 
Zaanse Schans, Hollanda'nın yel değirmenleriyle ünlü köyü.  17. yüzyıldan bu yana varlığını sürdüren yel değirmenlerinin altındaki evlerde ikamet devam ediyor. Başta peynirleri olmak üzere çeşit çeşit süt ürünlerini tatmanızı öneririm. Güzel peynirlerinin nedeni yeşilliği ve hayvancılık anlayışı ile serbest gezen besili hayvanları bile farklı.
Köyün evleri, kapıları, pencereleri, peyzajı, yel değirmenleri o kadar özenli ki nereyi fotoğraflayacağınızı şaşırıyorsunuz. Kendinizi fotoğrafçı hissetmeye bile başlıyorsunuz. Özellikle ara sokaklarda gezinirken, Pinterest'te gördüğümüz evlerin arasından yürüdüğümüze inanamadık. 



Bu kadar güzel bir köy, elbette sakin bırakılmazdı. Dünyanın dört bir yanından turistleri ağırlıyor. Ahşap ayakkabı yapım atölyesi, peynir mağazalarına, yel değirmenlerine yalnızca girmek için bile sıraya girmeniz gerekiyor. 


Peynirler, ahşap ayakkabılar, yel değirmenleri güzel de ben en çok bu güzel köyün bisiklet zili satan mağazasını sevdim. Bisikletçiler kendinden geçecek.
Her turistik yer gibi, sokakta yerli halkı göremiyorsunuz. Bu insanlar neye benziyor bilmiyorsunuz. Fotoğraf çekerken de kalabalığın size engel olduğunu söyleyebilirim. O kadar turistik ki, her dilde kiralık bisiklet yazan mağaza var. Tahmin edebileceğiniz gibi Türkçe var mı diye baktık; vardı. Bir taraftan da imrendik. Anadolu'da Selçuklu'dan, Osmanlı'dan kalma çokça köy var; ancak hiçbirisi bu kadar özenli değil. 


"Amsterdam'a dört gün yeter yeaa" diyenlere şaşıyorum. Deniz ürünleri orada, süt ürünleri orada, bira orada, yasal uyuşturucu orada, müze orada, Van Gogh orada, yel değirmenleri orada, futbol orada, bisiklet orada, Zaanse Schans orada.. 
Havası hariç her noktası güzel Hollanda'ya uçak bileti bakmaya başlıyorum hemen. Şu dakika.

Tatil olsa da gezsek diyen Utku

Burası bir gezi blogu değildir diye diye gezi yazıları yazmaya başladım; ancak burası bir gezi blogu değildir. Zaanse Schans hakkında birkaç güzel yazı:

Yorum Yok

Perşembe, Eylül 01, 2016

İstanbul'da Dört Mevsim No:1 Ayvansaray - Fener - Balat Günü

Düşünün ki İstanbul'da yalnızca dört mevsiminiz kaldı. Ne yaparsınız? Gezdiğiniz her yeri yeniden gezmez misiniz? İstanbul'da sonbaharı planımın ilk mevsimi olarak Eylül itibariyle yazıları paylaşıyorum.

Listeyi incelerken Ayhan Sicimoğlu ve Rodrigo Rodriguez'den "En Estambul"u dinlemeyi ihmal etmeyin:
Size Yaşadığınız Ulan İstanbul'da Canım İstanbul planlar No:1 Ayvansaray - Fener - Balat Günü
Sırtını Aksaray'a verdin mi sol baştan:

1. Ayvansaray Meryem Ana Kilisesi (Panayia Vlaherna Ayazması Meryem Ana)

Yıllar yıllar önce iki Ortodoks hacca gitmek üzere yola çıkarlar (M.S. 458). Yolda bir Musevi'nin evine konuk olurlar. Bu Musevi'nin evinde Meryem Ana'ya ait kıyafetler olduğunu öğrenince bu kıyafetleri çalıp İstanbul'a (Konstantinepolis's) getirirler. Kıyafetleri sergilemek üzere bu kilise yaptırılır. Kıyafetlerin Hristiyan alemini Avar saldırısı, Rus saldırısı gibi saldırılardan ve felaketlerden koruduğuna inanılır. Meryem Ana'ya ait tüm kıyafetler 1434 yılında yangında yok olmuştur. Sanırım haklılar ki; bu yangından 20 yıl sonra şehir Fatih tarafından fethedilir. 
Ayvansaray Meryem Ana Kilisesi, Ortodokslar için İstanbul'daki en kutsal kiliselerden biri olan sayılır.
Tersten okunduğunda da aynı anlama gelen şu cümle ilginizi çekecektir:
"νıψδν ανομηματα μη μοναν δψιν" (Yalnız yüzünüzü değil; günahlarınızı da yıkayınız.)
Görsel @Kulturistan 'dan
Kiliseye girmek istediğinizi görevliye bildirirseniz, size yardımcı olacaktır.
Daha geniş bilgi ve kaynak için tıklayın.

2. Çıfıt Çarşısı (Lebleciler Sokağı)

Bu civar bir zamanlar Yahudi yurdu olduğu için Çıfıt Çarşısı da Yahudi Çarşısı olarak bilinir. Yıl oldu 2016; Yahudi yurttaşlar azınlığın azınlığı kaldı ama burası hala bu ruhu hissettiriyor. Ayvansaray'dan Balat'a geçerken bu çarşıdan geçerseniz; bana hak vereceksiniz. 

3. Meşhur Balat Turşucusu

Yaz sıcağında yakar; ancak gezinizi Güzün planladıysanız bir bardak turşu suyu içmenizi ve bu tatlı dilli turşucu ile sohbet etmenizi öneririm.
Fotoğraf: www.ortakalem.com 'dan

4. Balat Tur-i Sina Kilisesi (Inonnes Prodromos Manastırı)

Hz. Muhammed'in hicretinin 2. yılında Sina Dağında bulunan St. Catherine Manastırı (UNESCO Dünya mirası listesinde, fotoğrafları için tıklayın) rahipleri Hz. Muhammed'i kutlamaya giderler. Hz. Muhammed karşılık olarak bir dokunulmazlık beratı verir. Bu berat sayesinde yıllarca manastıra kimse dokunamaz; öyle ki yaklaşık 1.000 yıl sonra Mısır'ı işgale giden Yavuz dahil. Üstüne üstlük bu manastırın İstanbul'da bir kilise açmasına da izin verir.  Balat Tur-i Sina Kilisesinin kapısında Hz. Muhammed'in temsili el izi varmış; ancak şu an korumaya almak üzere Fener Rum Patrikhanesine alınmış. 
Daha geniş bilgi ve kaynak için tıklayın

6. Stefan Sveti Kilisesi (Bulgarian Church of St. Stephen)

Viyana'da dökme demirden imal edilip İstanbul'da montajı yapılan mimari harikasını mutlaka görün. Maalesef 2016'da tadilatta; ancak aradan görülen parçaları bile güzel.
Görsel www.svetistephan.com 'dan

7. Balat Köfteci Arnavut

İçeri girer girmez nefis köfte kokusu sizi içine alıyor Geçe kalmayın, güzel köfteler akşamüstüne kalmaz, kuraldır!

8. Dimitri Kantemir'in Evi (Casa Dimitrie Cantemir, Sancaktar Yokusu)

Öncelikle Boğdan neresidir? : Şu anki Moldova&Romanya topraklarının bir kısmı.
Babası Boğdan Voyvadası olan Dimitri Kantemiroğlu Osmanlı'da ileri bir eğitim almış bir entelektüel, besteci. Ana dili dışında 11 dil bilen Kantemiroğlu Osmanlı'da o zamana kadar kara düzenle çalınan besteleri kendi sistemi ile besteler. 
Babasından sonra Boğdan'a voyvoda olur, Prut Savaşında Rus tarafına geçerek Osmanlı'ya ihanet ettiği iddia ediliyor. Hatta geçtiğimiz yıllarda Mustafa Sarıgül zamanında Şişli Belediyesinin Maçka Dimitrie Parkı olarak değiştirilerek kendisinin büstü konulmak istendi. Buna karşı çıkan çokça insan oldu. 
Voltaire, Kantemiroğlu için "12. Charles Tarihi" kitabında "Kantemiroğlu hangi aileden gelirse gelsin tüm varlığını Babıali'ye borçludur. Beyliğinin beratını henüz almışken velinimeti olan Türk Padişahına, daha çok umut bağladığı Çar'ın yararı için hainlik eder." yazar. 
İhanet ettiği gerekçesi ile Rus topraklarında mülteci olarak Osmanlı tarihi hakkında bir kitap da yazar: "Osmanlı İmparatorluğunun Yükseliş ve Çöküş Tarihi" 
Dimitri Kantemiroğlu müziği hakkındaki video için tıklayın
Dimitri Kantemir'in evi Romanya sınırları içinde kabul ediliyor. Bi' gezin. 
Daha geniş bilgi ve kaynak için tıklayın.

9. Fener Rum Lisesi (Kırmızı Mektep)

Fransa'da getirilen kırmızı tuğlalar nedeniyle halk arasında Kırmızı Mektep olarak bilinen Fener Rum Lisesinin mimarisine bayılacaksınız. Etrafından geçerek bu görkemli binayı her açıdan görmenizi öneririm.

9. Maria Palailogos'un yaptırdığı Kanlı Kilise 

(Church of St. Mary of the Mongols, Moğolların Meryemi)

3. yy'de zayıflayan Bizans artan Moğol saldırılarından kurtulmak için imparatoru gayrimeşru kızı Maria'yı Moğol hükümdarı Hülagü'ye gelin gönderirler. Maria yoldayken hükümdar Hülagü ölür, Maria'yı yerine geçen oğlu Abaka ile evlendirirler; ancak o da kısa süre sonra ölür. Bunların üzerine Maria İstanbul'a döner ve kendine bu manastırı yaptırır ve kendini Tanrı'ya adar.  

Daha geniş bilgi ve kaynak için tıklayın

10. Fener Rum Patrikhanesi (Church of St. George)

İçeride Fatih'in buranın yapılmasına izninin tasvir edildiği mozaikleri görmek isteyebilirsiniz. 
Görsel @Kulturistan 'dan
Ayin zamanına denk gelirseniz, nazikçe içeri girip onlara katılın ve Dünya barışı dileyin. 

11. Atölye Kafası

Çok yoruldunuz. Mola zamanı. Atölye Kafası'nda bir kahve içerek dinlenebilir; beğendiğiniz ürünleri satın alıp evinize götürebilirsiniz. Atölye Kafası tam bir yeni nesil mekan kültürü. 

Atölye Kafası'nın eğlenceli Instagram hesabı için tıklayın.

12. Cibali Karakolu

Cibali Karakolu tiyatro sahnesinden hatırladığımız, özellikle 1980li yıllarda Nejat Uygur ile pik yapan bir Refik Kordağ ve Muammer Karaca metni. Cibali Karakolu oyunu, Muammer Karaca'nın karakolda görevli memurlarla Cibali halkının  ilişkilerinden esinlenmesi ile yazılır. Orijinal hali Fransa'da 1904 yılında ilk kez sahnelenen Zifaf Gecesi adlı oyundan olan oyunun ilk temsili 1955 yılında oldu. 1966 yılında sinemaya uyarlandı. Temsili Zihni Göktay'ın muhteşem oyunculuğu ile İBBŞT'de seyredebilirsiniz.
Sağdaki bina Cibali Karakolu, kaynak 
Şu an boşta olan Cibali Karakolunun polis müzesi olması gündemde; ancak en doğru kararın yıllar yılı ismini tiyatro sahnelerine ve sinema perdesine veren bu binanın temsillerde kullanılan dekor ve kostümlerin sergilendiği, fotoğrafların duvarları süslediği, şarkılarının yankılandığı "Cibali Karakolu Anı Müzesi" olması. 

13. Seferikoz (Sivrikoz) Çeşmesi

Cibali Karakolu'na kadar gitmişken, hemen yanında göreceğiniz ve anlamsız bulacağınız çeşme hakkında fikriniz olsun: Bu çeşmenin bir geçmişi var; ancak maalesef bugünü ve büyük ihtimalle yarını yok. Çeşme ile ilgili bir flood.

14. Rezan Has Müzesi (Kadir Has Üniversitesi kampüsü)

Rezan Has Müzesi içindeki sabit Urartu Takı Koleksiyonu Sergisini görmenizi tavsiye ederim. M.Ö. 8. yy'den kalma iğne, bilezik, pazıbent, kemerlerin yanı sıra pektoral, fibula, amulet gibi günlük dilde kullanmadığım kelimeler ve günlük yaşamda kullanmadığımız takıları da görebilirsiniz. İnce ince işlenmiş takıları güzel bir müzecilik örneği ile gezebilirsiniz. Rezan Has Müzesi iletişim bilgileri için tıklayın.
*Rezan Has Müzesine müze kart ile girilebiliyor.

15. Porto Fenari Mezatı 

Çok yoruldunuz ama gezi bitsin istemiyorsunuz. İşte size bir fırsat. Hafta sonları 15:30'da başlayan açık artırmalara katılıp ucuz - pahalı demeden dünde kalan eşyaları bugün evinize götürebilirsiniz. Tam da Balat sokakları gibi. 
İletişim bilgileri için tıklayın.
Gezi planını bir çizgi üzerinde A noktasından B noktasına doğru yaptım. Yorgunluğunuza ve açlığınıza göre değişiklik yapabilirsiniz; ancak Porto Fenari Mezatını bilerek sona koydum ki, Ayvansaray-Fener-Balat'ı iyice sindirdikten sonra müzayede ürünlerini daha iyi anlarsınız. En kötü ihtimalle sandalyeye oturup dinlenir; açık artırmayı izlersiniz. Çok yorulacaksınız!
***
Gezinizi Beyoğlu Gazozu ile tamamlayın bence.
Balat İstanbul'un hep renkli semtlerinden olmasına rağmen, özellikle birkaç yıldır daha da hareketlendi. Butik kahveciler, atölyeler, vs açıldı. Aralarından seçim yapmak çok zor oldu. 
CityMap2Go'yu indirmenizi tavsiye ederim. Bu uygulama çevrim dışı çalışan bir navigasyon uygulaması. Şarj/batarya sorununuzu çözecektir. Uygulama içinde yerleri işaretleyebildiğiniz gibi, işaretlediğiniz yerlerde notlar alabiliyorsunuz. Haritada çokça yer bulunuyor. Mekanların isimlerini de bu uygulamada bulunmasına göre yazdım.
İstanbul'un sahipleri kilise, cami, sinagog,vs bilgilerini Kültüristan'dan aldım. Hatta İstanbul'u yeni baştan gezmeye karar verdikten sonra nereleri gezeceğime karar vermekte zorlandığım için kısa listeyi de şu flood'dan aldım.

#1EylülDünyaBarışGünü kutlu olsun.
Yazarken de yoruldum;
Utku
Yorum Yok