Saglik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Saglik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Nisan 17, 2017

Kişisel Bakımda #SıfırÇöp: Yıkanabilir Ped

#SıfırÇöp mevzusuna boğmaya devam etmek için biraz da özel meselelere giriş yapmak isterim. Konuşulmasının ayıp olmadığını, kullanıp atmanın ayıp olduğunu düşünüyorum, ona göre. 

Sıfır Çöp Adım 9: Kullan-at Pedden Kurtul

Regl olmaya başladığımdan bu yana marketten aldığım, en kalitelisi olduğunu düşündüğüm marka kullan-at pedi kullandım. Memnuniyetsiz değildim; ama rahim ağzı kanseri, koku, mantar vs korkular nedeniyle organik pamuklu bir pede geçmek istedim. Kullandığım organik pamuklu kullan-at ped çok daha fazla pahalıydı, ayrıca her yerde bulunmuyordu; ama İnternet'ten alıp stokluyordum. Organik pamuk kullan-at pedden de memnuniyetsiz değildim; ama bir pedin 200 yıl doğada çözünmediği öğrenince yıkanabilir pedleri araştırmaya başladım. 
NeoComfort, normal boy ped
İki markadan bana daha çok güven verdiği için NeoComfort markasını tercih ettim. Birkaç ay, dolayısıyla birkaç dönem, yoğun olmayan zamanlarda kullanarak alışmaya çalıştım. Sonra şu zamana kadar vücuduma yazık ettiğimi düşünmeye başladım ve tamamen yıkanabilir pedlere geçtim. Hala daha çantamda/ofisimde bir tane yedeklesem de, elim hiç gitmiyor.
NeoComfort markasının pedleri (ki diğerleri de böyledir) teninize değdiği pamuk ağartıcı kullanılmayan bir pamuk olduğu için, teninize hiç zarar vermiyor. Yumuşak olması nedeniyle ped kullandığınızı unutturuyor. Plastik olmadığı için hava alıyor ve koku yapmıyor. Kullan-at pedlere göre emiciliği daha yüksek. Bir regl dönemi içinde daha az ped kullanıyorum. Hiç taşırmadı.

Yıkanabilir Ped Nasıl Yıkanır?

Gün içinde kullandığım pedleri, akşam leke kalmaması için soğuk suda bekletiyorum ve ardından makinede yıkıyorum. Bildiğiniz gibi, leke zaman ve sıcaklıkla kalır. Zaman geçirmeden soğuk suda beklettiğim için, leke kalmıyor. Kalsa da önemli değil; çünkü leke kir değildir. 
Daha önce saç temizleyici (şampuan), sıvı el sabunu ve çamaşır temizleyici (çamaşır makinesi deterjanı) olarak kullandığım sabun cevizinden bahsetmiştim. Yıkanabilir pedler için de sabun cevizi kullanıyorum. Temizlik ve yumuşaklık konusunda sorun yaşamıyorum. 
Elbette önemli not: Regl dönemim, tanıdığım/gördüğüm en dakik şey. Gününü şaştığını çok az gördüm. Bana rahatsızlık vermez pek, sakince gider. Beni biraz sinirlendirir o kadar. Yakınım dışında kimse regl dönemin olduğuma ima eder cinsiyetçi tabirler kullanamaz. O kadar tatlıdır.
Sizin için tamamen geçiş zor olsa da, en azından kullan-at pedleri yarıya indirebilirsiniz.

Çok basit: 

  • NeoComfort satış sayfasına (aşağıda) uğra, yoğunluğuna göre normal ya da gece pedi al. Kullan-at pedlerden ister peyderpey, ister birdenbire kurtul. 
NeoComfort pedlerini satın almak için buraya uğrayın. Sonra geri gelin, bekliyorum.
Utku,

Diğer Sıfır Çöp yazıları:
Yorum Yok

Perşembe, Kasım 24, 2016

Sensin Çöp!

Üzüm bağlarının arasında gezinirken bu verimli toprakları ne kadar heba ettiğimizi düşünürüm hep. Sadece üzümden bile yapılabilecek bir sürü şey varken, neden kendimizi sınırlandırdığımızı, kolaya kaçtığımızı, zora ulaştığımızı hiç anlamam. Üzüm, çekirdeğinden filizine, toprağa düşmüş tanesinden yaprağına kadar faydalı ve dolu dolu bir meyvedir. Portakal neden olmasın; elma, ayva,..

Arta Kalanlar Çöp Değildir

Portakal kabuğu çöp değildir; reçel yapabilirsiniz.
Kiraz sapı çöp değildir; kurutup çayını yapabilirsiniz.
Elma kabuğu çöp değildir; suya atıp sirke yapabilirsiniz.
Meyve kabuklarını 100 derecede fırına 20 dk atmanız yeterli
Maydanoz sapı çöp değildir; kurutup nane gibi yemeklerde kullanabilirsiniz.
Limon çekirdeği çöp değildir. Toprağa ekilip yeni bir fidan vermesini sağlayabilirsiniz.
Sökülen çorabınız çöp değildir. Dikebilir ve sökülüp dikilmiş bir çorap yapabilirsiniz. 
Giymediğiniz ayakkabınız çöp değildir; bağcığını değiştirebilir ve giyilen ayakkabı yapabilirsiniz.
Giymediğiniz kazağınız çöp değildir. Temiz olmasına göre kazağı olmayan birisine verip, giyilen kazak yapabilirsiniz.
Giymediğiniz tişörtünüz çöp değildir; şeritler halinde kesip organizör sepet yapabilirsiniz.
Giymediğiniz pijamanız çöp değildir; temizlik bezi yapabilirsiniz.
Eski telefonunuz çöp değildir; ki büyük ihtimalle geçen yıl aldınız.
Kızartma yağınız çöp değildir; başka bir yağa dönüştürülebilir. (Belediyeler belirli toplanma yerlerinden alırlar) ya da kandil yağı yapın. 
Yumurta kabuğu çöp değildir; kompost yapabilirsiniz.
Eski bisikletiniz çöp değildir; bisikleti olmayan bir çocuğun yeni bisikleti olabilir.
Okuduğunuz kitaplar çöp değildir; hele ki korkunuzdan çöp kutusuna bıraktığınız siyasi kitaplar hiç değildir. Korkmayanın, onu okumamış olanın kitabı olsun.
Naylon poşet çöp değildir; hiç olmaması gerekendir. Alışverişlerinizde "Naylon Poşet kullanmıyorum" diyerek yeni plastiklerin üretilmesini engelleyebilirsiniz.
Plastik Poşete Hayır De!
Mavi kapak toplarken attığınız su şişesi çöp değildir; sosyal sorumluluğa katkıda bulunduğunuzu düşünürken, yeni bir plastiğin doğada kaybolmasını umut etmeyin. 
***
En çok da meyve çekirdekleri çöp değildir. Mesela iğde çekirdeği. Toprağa ekiyorsun, iki hafta olmadan filiz veriyor. Ağacı su istemiyor. Birikmiş azotu kullanıyor. Erozyonla ve toprak kayması ile mücadele ediyor. Kendi kendine büyüyor. Baharları çiçekleri mis gibi koku salıyor. Yazları düşük kalorili ve lezzetli meyve veriyor. Dalları yıllar yılı inançları destekliyor. İğde yiyin, çekirdeklerini doğaya salın. Kurda, kuşa, aşa...
***
Senin çöp dediğin bir başkasının ihtiyacı olabilir; doğanın ise olmayabilir. 
Bir bulaşık daha az olsun diye kullandığın plastik bardak doğada 1000 (bin) yılda yok oluyor. Elbette bu bir varsayım; çünkü ilk plastik 19. yüzyılın ortasında bulundu, 200 yıl önce bile değil. Yani ilk plastik bile henüz yok olmadı. Bir iz bırakmak istiyorsan; doğa iyi bir başlangıç değil. 
Çöp, doğada kaybolmasını beklediğimiz organik ve inorganik maddelerse eğer, o zaman sen de çöpsün.

Dedim ya sensin çöp!
Utku,
Yorum Yok

Salı, Kasım 22, 2016

Beslenme Kültürü ve Kilo Kontrolü Üzerine

Geçtiğimiz hafta yeni bir diyetisyene başlayan bir arkadaşımla daha, diyet programını konuşurken, üç-beş taktik alır mıyım diye ağzım açık dinliyordum. Herkesin diyetinin kendine olduğunu biliyorum da, yok işte ne bileyim: Pekmezle yoğurt yenmez, kalsiyum demir emilimini azaltır; muzun üzerine dökülen tarçın kan şekerinin bir anda yükselmesini engeller; yulaf uzun süre tok tutar taktiklerine bayılıyorum; ama bir kulağımdan girip diğerinden çıkıyor. Endüstrinin her noktasında olduğu gibi gıdada da bir "trend" olduğunu ve beslenme uzmanlarının bu trendlere fena halde takip ettiğini biliyorum; dolayısıyla da sorguluyorum.

Beslenme ve Trendler

Yeni trend: avokado ve yumurta ikilisi
Bir anda mangolu yulaf ezmesi, avokadolu yumurta ve bal kabağı çorbası diyet listelerine girmeye başladı. Yakın lokasyonda üretilen, mevsiminde tüketilen taze meyve-sebze konusunda "Ama içinde çok şeker var" diyerek tu kaka demeyeceğim; ancak anladığım kadarıyla bir haftada kilo verdiren şok diyetlerin yerini bir sonraki trende kadar bu diyetler aldı ve bu esnada Dünya yulaf rezervini yok edeceğiz.
Avokado, yulaf ezmesi, mango, Hindistan cevizi yemeyelim demiyorum da; iki günlük heves uğruna küresel ısınmaya katkıda bulunmayalım.

Utku'dan Şok Edici Diyet

Size diyet sırrımı veriyorum. Alın kağıdı kalemi /telefonu S-peni elinize: 
  • Size (Coğrafyanıza) en yakın meyve-sebzeyi mevsiminde tüketin. Bu kadar. 
Ay n'olur "Ama sen zayıfsın zaten" klişesine girmeyin. Ben zeytinyağının eksik olmadığı bir mutfaktan geliyorum. Tabağımdakileri yemediğim için makarna konulmadı önüme, gerekirse aç kalktım masadan. Meyve-sebzenin mevsimini bilirim, mevsimi geçince kurusunu tüketirim. Son bir yılda satın aldığım ambalajlı gıda sayısı sayılabilecek kadar az.
Üstelik ben de her genç gibi önce yeme özgürlüğümü ilan ettiğim lise yıllarımda, ardından evden ayrıldığım üniversite yıllarımda normalin üzerinde kilo almıştım. Şimdilerde istediğim saatte, istediğim yemeği, istediğim kadar yiyorum. Kendimi de hiç kötü hissetmiyorum.

Beslenme Kültürü Evden Gelir

Beslenme kültürü de aynı kitap kültürü gibi öncelikle çocukluktan gelir. (Burada özenle aile dememeye çalıştım. Bizim gibi anaerkilden bozma ataerkil toplumlarda aile kültür için öncelik olsa da; okul, sokak, görsel, işitsel, yazılı, şimdi de sosyal medyanın katkısı yadsınamaz.) Çocuk, gençlik ve ilk gençlik döneminde kendi kararlarını almaya çabalayıp yönünü şaşırsa da, mutlaka yetişkinlikten itibaren çocukluğun mutfağına dönüyor.
En sevdiğim fotoğraflardan
Şu anda attığınız her sağlam adımın gelecek için de olduğunu unutmayın. Günlük hayata yerleşmemiş her davranış bir gün havada kalmaya mahkumdur. Küçük bir değişiklikte bozulacak düzen, gelip geçici bir çözümdür. Bu noktada sürekli (zorlanarak) diyet yapan bir beslenme uzmanı olabileceğine inanmıyorum; o ancak kilo vermenizi sağlayan birisi olabilir. Diyetinizi bozduğunuzda daha fazla kilo alacağınızdan eminim; sigarayı bırakıp yeniden başlayanların daha çok içtiği gibi. Bu arada çocuğunuzun da beslenme alışkanlığınızın da böyle olacağını belirtmeme gerek yok sanırım.

"Gideyim de evde ne bulduysam koyduğum granolalı ara öğünümü yiyeyim"
Utku;

NOT: Yazı bilimsel bir yazı değildir; zaten böyle bir yazı haddim de değildir. Yalnızca kendi hayatım da dahil olmak üzere farklı cinsiyet, farklı ekonomik seviye ve farklı mutfaklar gibi örneklere dayandırarak gözlemdir. Bazı yerleri çok soğuk yazdım; çünkü kendileri burgerleri höpletirken, sevmediği halde kereviz çorbası içenler hakkında bık bık konuşanlara gıcık oluyorum.


Yorum Yok

Pazartesi, Ekim 17, 2016

Meme Kanserine Karşı Deodorant Yapıyoruz

Yok bulaşık makinesi deterjanı, yok makyaj temizleyici, yok saç kremi derken; çok uzun yıllardır kullandığım, memnun kaldığım ve kendim yapmaya başladığım bir üründen bahsedeyim: Krem Deodorant

Evde Krem Deodorant Yapımı ve Kullanımı

Koyu losyon kıvamında olduğu için kullanımı zor gibi görünse de, yaz aylarında bile günlük ihtiyacı karşıladığı için uzun vadede çok pratik. Temiz cilde küçük parça sürdüğünüzde, tüm gün tutuyor. Koku, ıslaklık ve renk yapmıyor. 

Malzemeler:

  • 3 ölçü mısır nişastası (Nem emer)
  • 1 ölçü karbonat (Kötü koku giderir)
  • 1 ölçü çay ağacı yağı (Mikrobu önler)
  • 3 ölçü Hindistan cevizi yağı (Kıvamı tutana kadar ekliyorum aslında)

Yapılışı:

Toz ve sıvı halde bulunan tüm malzemeyi homojen hale gelene kadar karıştırın. Bu karışımı kapaklı cam bir kavanoza koyun. Bu kadar. 

Hindistan cevizi yağı 24 derece sıcaklığın altında katı hale geçtiği için, katı haldeki yağı benmari usulü eriterek sıvı hale getirebilirsiniz.

Küçük not: Malzemelere limon yağını eklerseniz, hem hafif bir hoş koku verirsiniz, hem cildinize renk dengesi sağlarsınız (limon renk açar), hem de tüyleri zayıflatırsınız. 

Malzemeler nereden alınır?

Tüm malzemeleri aktar, bakkal/market ve sanal (İnternet) marketlerden alabilirsiniz. 

Meme Kanserine Karşı Savaşı Biz Kazanacağız

N'apıyoruz? Ozon tabakasını delmiyoruz! Doğada uzun yıllar yok olmayan maddeleri hayatımızdan çıkarıyoruz. Meme kanseri ile savaşıyoruz. Kim demiş, savaşın kazananı olmaz diye. Olur, biz kazanacağız!

Sevgiler,
Utku


*Ölçü derken 3 çay kaşığı mısır nişastası ekliyorsanız, 1 çay kaşığı karbonat ekleyin. Ben küçük ölçüler kullanıp sıklıkla yapmayı tercih ediyorum; ancak ev ortamında bir yıl bozulmadan saklayabilirsiniz.
*Kıyafetlerinizde renk yapmıyor. Yaparsa da yıkanınca geçiyor. 
Yorum Yok

Perşembe, Eylül 29, 2016

Evde Yoğurt Yapmak Çok Kolay

Yıllarca bize zorla inek süt içiren karanlığa lanet olsun. Süt iyi hoş da, o kaymağı yok mu! Az kavga nedeni değil. Kaymaklı inek sütü ve yitip giden çocukluğum.
Müzikli not: Bu yazıyı yazarken Beirut dinledim. Siz de buyurun.

Kendisinin Uzun Ömrünü Sizin Ömrünüzden Çalan Süt

Kutu süt, açıkta satılan sütler gibi değil; yağı olmadığı için kaymağı da yok. Zaten süt de değil. Beyaz su. Zevkim için içtim yıllarca. Aylarca bozulmadan duran bir şey ne kadar sağlıklı olabilir ki? Sağlıklı(!), uzun ömürlü kutu süt reklamı için Derya Baykal ile çalışmışlardı, unutmuyorum. O günden bu yana kendisine küsüm. 

Süt Yerine Ayran

Bu asıl sağlıklı olan fermente edilen süttür beyanından (beyanatından) sonra ayrana kanım kaynamaya başladı. Zaten İstanbul'da sütü en az iki, çoğunlukla üç litre birden ve kat karşılığı sattıkları için her damlasını kullanmaya çabalıyorum. 
"Süt yerine ayran" hakkında güzel bir yazı ve derleme için buraya bir bakın.

Evde Yoğurt Yapmak Çok Kolay

Bizim çekirdek ailede yoğurttan sorumlu aile bakanı babam olduğu için önceliği onun yöntemine vermiştik. Sonra baktım ki şehirli kadınlar daha taktiksel, daha pratik yaşıyor. Annemin yöntemi daha cazip geldi.

Malzemeler: 

  • 1 litre ılık süt (Ne kadar ılık? Bebeği yıkadığımız su sıcaklığı kadar ılık. Bu tabir anneme ait. Annem benim birkaç bebek büyüttüğümü sanıyordu sanırım.)
  • 1 yemek kaşığı yoğurt (mayalık)
  • 1 litrelik cam kavanoz 
  • Battaniye (Babama göre)
  • Fırın (Anneme göre)
Öncelikle 1 yemek kaşığı mayalık yoğurdu sütün küçük bir kısmı ile cam kavanoz içinde homojen hale getirin. Sonra geriye kalan sütü ekleyip karıştırın. Cam kavanozu kapağını hava almayacak şekilde kapatın. Bu ağzı kapalı cam kavanozu...
Hikayenin devamı - Babama göre:
...bir battaniyeye sarın...
Hikayenin devamı - Anneme göre:
...Fırını çalıştırmadan içine koyun...
Ortam sıcaklığına göre değişse de yaklaşık 5-6 saatte tutacaktır.

Meyveli soda dahil gazlı içecekler içmediğim için alternatif soğuk bir içecek arıyordum. Milli içeceğimiz ayran pek iyi geldi. Kendime bir de taşımanın kolay olması için katlanabilir şişem de var:

Bu akşam ayranlar sizin için,
Utku
1 Yorum

Pazartesi, Ağustos 22, 2016

Evde Çikolatalı Dudak Nemlendiricimi Yaptım!

Evde Çikolatalı Dudak Nemlendiricimi Yaptım!

Deniz tuzu spreyi, krem deodorant, el kremi, sinek kovucu,vs derken iyiden iyiye kendi markamı oluşturdum. Eş-dost derken birkaç müşterim oldu bile. Tek sorun amme hizmeti yapıyor olmam.

Bu nemlendiriciyi yaklaşık 1 ay önce hazırladım ve Ağustos boyunca benimleydi. Hafif ve pratik kabı ile yanımda taşıyorum. Çikolata kokusu ile kullanma isteği duyuyorum. Yine çikolatadan dolayı, hafif bir renk veriyor. Bal mumu sayesinde oda sıcaklığında katı ama yumuşak kalıyor.

Malzeme Listesi

  • 1 gram (rendelenmiş 2 çay kaşığı) bal mumu
  • 1 gram  (rendelenmiş 2 çay kaşığı) bitter çikolata
  • 4 çay kaşığı Hindistan cevizi yağı
  • 1 çay kaşığı zeytinyağı
Malzemeler
Yukarıdaki tüm malzemeyi benmari usulü karıştırın.

Benmari (Bain-marie) usulü ne demek? 

Malzemeleri koydunuz kabı, içinde sıcak su olan daha büyük bir kabın içine koyarak, sıcak suyun içinde malzemelerin erimesinin sağlanmasıdır. Malzemeler eriyecek ve karışması kolaylaşacak.
Benim benmari usulüm (Kolaycı şehirli kadın)
Tüm karışımı katılaşmadan katılaşmadan kaba koyun. Bunun için acele etmenize gerek de yok. Yaklaşık 1-2 dakikada katılaşıyor.

SONUÇ: Çikolata kokulu, hafif bir renk veren dudak nemlendiriciniz (lip balm) hazır. 

    Malzemeler nereden alınır? Fiyatları nedir?

    • Bal mumu
      • Bal mumu nereden alınır? Arıcılık ile uğraşan birilerini tanıyorsanız bu yolla tedarik etmenizi öneririm. Aktarlardan da alabilirsiniz. 
      • Gerçek bal mumunu nasıl anlarsınız? Bal mumundan biri parça ağzınıza atarsanız (bal peteğinden yapılıyor) dişinize yapışmaz, ayrıca koku ve tadı yoktur.
      • Bal mumunun fiyatı ne kadar? Ben yakın zamanda 250 gr bal mumunu 12,5 TL'ye aldım. -Almadım, aldırdım. ): 
    • Hindistan cevizi yağı
      • Hindistan cevizi nereden alınır? Tropikal bölgelere yaptığınız tatillerde alırsanız, daha güzelini bulabilirsiniz; ancak artık aktarlardan da kolaylıkla bulunabiliyor. 
      • Hindistan cevizinin fiyatı ne kadar? Farklı büyüklükte ve dolayısıyla fiyatlarda bulunabilir. Ben 150 ml Hindistan cevizini 48 TL'ye aldım. Hindistan cevizi en çok kullandığım yağlardan olduğu için büyük alıyorum.
    • Zeytinyağı
      • Zeytinyağı nereden alınır? Market, bakkal ve elbette deniz tatilinizden dönerken. Ayvalık'tan, Edremit'ten, Akhisar'dan,..
      • Gerçek zeytinyağını nasıl anlarsınız?Zeytinyağının gerçek olduğunu nasıl anlarım derseniz; imkanınız varsa numune için önce az alın, buzdolabına koyun. Dolaptan çıkardığınızda katılaşmış olmalı. Bu gerçek zeytinyağıdır. 
    • Bitter çikolata 
      • Bakkal. #EsnafımızınYanındayız
    • Kap
      • Gratis'ten aldım. Seyahat boyu kaplardan. Eski kutu ve kavanozlarınızı da kullanabilirsiniz.


    "Etiketini okuyamıyorsan, o ürünü alma" diyen Utku;

    Yorum Yok

    Pazartesi, Haziran 20, 2016

    Şehirde Bisiklet Çok Güzel

    İşe, okula bisikletle gitmeye başlayan şahane kadınlar var artık. Günün her saatinde onlara sokakta rastlamak mümkün, Eti Sarı Bisiklet gibi kampanyalarla daha motive oluyor, birbirlerinden destek alıyorlar. 
    "Eteğin açılır, topuklu ayakkabı ile kullanamazsın, iş kıyafetine yakışmaz" laflarına inat; şehirde bisiklet çok güzel. Yaşasın bisikletini yaşamının bir parçası yapmış kadınlar!
    Size, belki özendirir diye düşünerek süslü püslü bisiklet aksesuar örnekleri hazırladım.
    Şehir bisikleti denince akla ilk gelen aksesuar: 

    Elbette hasır sepet ve hasır sepete en çok yakışan: çiçek

       

    Balon da iyi fikir

    Bisikletin muhtelif yerlerine takılabilir: içecek tutacağı

      

    Havalı mı havalı: bisiklet zili

      

    En az bisiklet zili kadar havalı: renkli kask

    Bisikletin tekerine takılabilir: dantel veya neon ışıklar


      

    Eşyalarınızı saklayabileceğiniz: çantalar




      

    Bisikletlerde el boyaması. Bunun için Sharpie gibi kalemler var:



    Geçtiğimiz aylarda gittiğim Amsterdam'da yıllar sonra ilk kez bisiklet kullandım ve bisiklet kullanmanın unutulmasının mümkün olmadığını öğrenmiş oldum. Amsterdam'a oldukça yakın Zaanse Schans'a gittiğimizde bisiklet üzerine yapılan aksesuarları görünce koşarak İstanbul'a dönüp bisiklet almak istedim. Yolunuz düşerse, özellikle bisiklet zillerine bakmanızı öneririm.

    Sarı Bisiklet Instgram hesabı için:
    Güzel bisikletler demişken, İzmir'in kadınları kadar güzel olan Süslü Kadınlar Bisiklet Turu etkinliğine göz gezdirmenizi öneririm:



    Güzel bisikletlerin devamı için: 

    Yorum Yok

    Salı, Mart 29, 2016

    Çocuğunuzu Solaryuma Sokmaya Ne Dersiniz?

    Gün geçmiyor ki; Utku dertsiz başına bir dert, daha açmasın. Dert ki ne dert; yakında mağarada yaşayıp avlanmaya başlayacağım. 

    Gıda Işınlaması / Radurizasyon Nedir?

    Gıda ışınlaması, mikroorganizmaları yok etmek, gıdalardaki filizlenmeyi ve olgunlaşmayı engellemek ve gıdaların raf ömrünü uzatmak amacıyla ışınlamadır. Kuru bakliyat, baharat, kuru yemiş,vs uygun koşullarda uzun süre saklanabilen gıdaların endüstrileşerek daha da uzun süre rafta kalmasını sağlar. (Burada sağlar yerine neden olur çok daha iyi bir sözcük olacak.)
    Radurizasyon işlemi, 1980 yılında Hollanda'da, ambalajlarda tüketiciyi bilinçlendirmek ve haberdar etmek üzere amblemleşmiştir. 
    Gıda Işınlama Radura
    Sağdaki yeşil amblem: Radura

    Radura ve Helal Gıda

    Elbette ki öğrenir öğrenmez, mutfağa koştum ve kavanoza girmeyi bekleyen paket baharatlara baktım.
    İki farklı baharat markasının paketleri vardı dolapta. İsminin üzerine çizik attığım markalar olmasına rağmen, baharat alırken çok da dikkat ederek aldığımı söyleyemem. Bir markada bu amblem yokken, diğerinde vardı. Ve dikkatimi çeken bir başka amblem ise, Radura ambleminin olduğu pakette Arap ve Latin alfabeleri ile Arapça HALAL yazısının olduğunu helal ürünlerden yapıldığına dair amblemdi. Işınlamanın haram olduğuna dair bir bilgi geçilmemiş sanırım.
    Hll spr dvm.

    Çocuğunuzu Solaryumda Hayal Edin

    Gıdanın üretildikten sonra toplanma, saklanma, paketlenme, rafta kalma, eve girme, bir de evin rafında kalma, sofraya gelme süresi uzun bir zaman zarfı. Elbette bu gıdaları tüketmek için bazı işlemlerden geçmesini kabul edebilirsiniz. Ancak bu işlemler her geçen gün daha artmaya başladı. Kontrol etmek epeyce zorlaştı. Markalara ve devletin kontrol mekanizmasına güvenmek size kalmış.
    Kanser vakalarının artmasını başka bir yerde aramamak gerek.
    Şöyle düşünün: 
    Çocuklarınızı solaryuma soktuğunuzu düşünün. Düşünmek bile istemediğinizi tahmin ediyorum. O zaman neden radurizasyona uğramış besinleri tabağına koyuyorsunuz?

    Basit Anlatım ile: Neden Artık Pirinçlerde Taş Yok?

    Uludağ Sözlük yazarının Radura ile ilgili güzel bir tespiti var: 

    "pirinç ayıklama eyleminin artık neden gerçekleştirmiyoruz merak eden varsa cevap ışınlanma. aslında bu bedenin kaldırabileceği derecede bir ışınlanma olsa da haftada ne kadar yediğinize bağlı. "

    *Hacettepe Üniversitesi'nin konuyla ilgili bilgilendirmesi ve raporu:

    Yorum Yok

    Perşembe, Mart 10, 2016

    Geçer Geçer, 2. Derece Yanık İzi de Geçer

    Bundan üç yıl önce, bacağıma kızgın yağ döküldü. Yaklaşık 25 cm kadar büyük bir alanda 2. derece yanık oldu. Canım çok acımadı ama izini geçirmek kolay olmadı. (Canım pek kıymetli değildir; evet, dövme yaptırmak da kolay bi' şey benim için) Şimdi belli belirsiz bir iz var. Sadece yakından ve dikkatli bakılınca anlaşılıyor.

    Yeni Dönem Doktorların Ticari Kaygısı

    Açık yaranın kapanmasından bu güne kadarki süreçte birden fazla ilaç ve tedavi uyguladık. Doktorlarla kullandığımız ilaçların bir kısmı hiç işe yaramadı; doktorların ticari kaygılarından kaynaklandığını düşünüyorum. Bu yüzden herhangi bir tedavi için mutlaka birden fazla doktora giderim.
    Yeni dönem doktorların ticari kaygısından ne zaman bahsetsek; doktor arkadaşlarımın "Her doktor öyle değil! Ne yani para kazanmayalım mı! Biz kaç yıl okuyoruz! Günde kaç saat çalışıyoruz!" gibi ünlem bombardımanlarına uğruyorum. Kısa süreli dahi olsa, tecrübelerim olumlu değil, sorry.
    renk-ikindileri
    Tabii ki yanık görseli eklemeyecektim.

    Yanık İzi Nasıl Geçer?

    Doktorunuz tabi ki söyleyecek, ama ben yine de yazayım: yaranızın kesinlikle güneş görmemesi gerekiyor, ki yara izi sabitlenmesin. Maksi eteklerin ve diz altı çorap trendini kullanarak 2 yazı bu şekilde geçirdim. Polyester (naylon) kumaşa direkt temas etmemesini öneririm. Yara ne kadar kapansa da, tahriş olup eski haline dönebilir. Bir de olabildiğince bol suyla yıkayın.

    Yanık İzi Tedavisinde 3 Doğal Yöntem

    5 tane reçeteli ilaç kullandım, ancak hiçbiri izin azalmasını sağlamadı. Benim için zaman ve para kaybı oldu sadece. En iyisi doğal ürünler oldu:

    Birinci yöntem olarak, Teyzemin yoğun ısrarları sonunda yumurta yağı kullanmaya başladım. 20 tane yumurtadan (gerçek yumurta, market ürünü değil) 5 cl lik bir yağ çıkıyor. Katran gibi siyah ve kıvamlı. Vazgeçtiğiniz bir tavada yaklaşık bir saat çevirmeniz gerekiyor ki, zahmetli bir iş. 2,5 yaşında geçirdiğim bir rahatsızlıktan dolayı aylarca hastanede yatmışım ve halk arasında "yatak yarası" denilen yaralar oluşmuş sırtımda. Hemşireler de sırtıma sürekli yumurta sürerek geçmesini sağlamışlar. Tabi ki 2,5 yaşımda yaraların iyileşmesi çok kolay olmuş, şu anda bu yaralardan hiç iz yok.
    Bu yağı olabildiğince sürmek ve sürekli yaranın üzerinde kalmasını sağlamak gerekiyor. Bu da iş yerinde ve/ya sokakta kullanırken zorluk çıkarıyor. Ayrıca sokak hayvanları yaranızın çok lezzetli olduğunu düşünebiliyor. Bu yüzden kullanmayı bıraktım. Kalan yağı evde tutuyorum, ufak tefek yaralarda kullanıyorum.

    İkinci yöntem, eşit oranda pirinç unu,  yoğurt ve üzüm sirkesini karıştırıp yaranın üzerinde 20 dakika kadar bekletip ılık suyla yıkamak. İzin azalmasında en etkili yöntem bu oldu. Günde iki kez yapmak yetiyor, sürekli üzerinde bekletmeye gerek yok; ancak bu tedavinin kötü tarafı da yoğun sirke kokusundan dolayı her zaman yapılamıyor. Ağda lekeleri için kullanılıyormuş, belki işinize yarar. 

    Üçüncü yöntem ki benim en sevdiğim, sarı kantaron çiçeği yağı. Eczacı bir (canım) arkadaşımın önerisi ile bu yağı hazırladık. Kendisi, yeni doğan kızının poposuna pişik kremi olarak kullanıyordu. Sarı kantaron çiçeğini zeytin yağının içinde direkt güneş ışığı alan bir yerde 2 ay bekletiyorsunuz, iki ayın sonunda istediğiniz şekilde kullanıyorsunuz. Sarı kantaronu bir dağ köyünden getirtik, yağ da zaten bizim yaptırdığımız yağ. Yine market ürünü değil, eminim etkisinde daha fazla fayda sağlamıştır. Evden çıkarken istediğim şekilde, rahatça sürüyorum. Böylece zamanımı almıyor. Hatta bu yağı duştan hemen sonra tüm vücuduma kullanıyorum. Kuru cildime en iyi gelen ürün oldu.

    Elbette lazer tedavisi de çok etkili bir yöntem. Ancak yara izinin artma ihtimali de var. Karar size bırakılıyor bu durumlarda.
    Umarım başınıza bu tip bir durum gelmez, gelirse de artık hazırlıklısınız.

    MUTLAK NOT: Bu yöntemler benim kullandığım ve olumlu bulduğum yöntemler. Belli ki, bu ürünlerin hiçbirisine alerjim yokmuş. Kullanırken, sorup soruşturmanızı, ticari kaygısı olmadığını bildiğiniz doktorunuza danışmanınızı öneririm. Haklılar, kaç yıl bu işi okuyorlar. 

     Sağlıklı yaşam

    2 Yorum

    Pazar, Ocak 10, 2016

    Bir Mekan, Bir Workshop: Anti Cafe'de Çay Workshopu

    "Kahvedense çayın her türlüsünü seviyorum"cu biri olarak bayılarak takip ettiğim cayaski.com blogunun sahibesi Evren Elif Akçakaya'nın Çay Workshopu fikri beni benden aldı. Hemen rezervasyonumu yaptırdım. Evren Elif Akçakaya ile tanışmak, çay hakkında bir sürü, bir sürü bilgi edinmek dışında bana cazip gelen bir başka heyecan verici neden de workshopun Anti Cafe'de olmasıydı. Bir Kadıköysever, Yeldeğirmenisever, trendsever ve remote(uzaktan) çalışma mekanı arayan biri olarak uzun süredir dikkatimi çeken Anti Cafe ile tanışma zamanı gelmişti.

    Farklı Bir Mekan: Anti Cafe

    Her yere geç gitmeyi başaran ben (evimle ofisim arası 15 dakika yürüme mesafesi, mesai 09:00'da başlıyor, ben 09:30'da gidiyorum; çünkü gece yatmak bilmem, sabah kalkmak bilmem.) berbat bir iş gününden kaçarak herkesten önce Anti Cafe'ye ulaşmayı başardım. Herkesten önce gitmenin, Anti Cafe'yi inceleme ve sahipleri Esra ve Cüneyt ile sohbet etme şansı buldum. Mayıs 2015'te açılmış olmasına rağmen, hakkında bu kadar çok yazı okumuş olmamın nedeni fikri olmalı: Çayınızı, kahvenizi, servisinizi kendiniz hazırlıyorsunuz, interneti kullanabiliyorsunuz ya da, dilerseniz, masa oyunlarının başına geçebiliyorsunuz. Sonra kafeden çıkarken etrafı toplayıp, bardağınızı makineye yerleştiriyorsunuz. Aynen samimi bir arkadaşınızın evinde gibisiniz. Burada parasını ödediğiniz tek şey zaman. Saatlik ya da günlük para ödüyorsunuz. Kadıköy'de remote (uzaktan) çalışılacak mekanlar listemin üst sırasına yerleşti bile.

    Farklı Bir Workshop: Çay Workshopu

    Çay Workshopu
    Görsel Çay Workshopu etkinlik sayfasından
    Tanışmamızın ardından katılımcıların gelmesiyle workshop başladı. Rahat, samimi bir workshoptu, tıpkı Evren gibi. Ve özellikle global çaylar ve çayın tarihçesi ile ilgili önemli bilgiler aldık. Tuo cha, matcha, jasmine pearl, assam, milk oolong, gibi farklı çaylar denedik, hikayelerini dinledik. Earl Grey çayın Uzak Doğu'da yetişen siyah çaya mavi çiçeğin eklenmesi ile oluştuğunu öğrenmem benim için güzel bir bilgiydi, mavi çiçeğin ebegümeci olması ise çok farklı ve güzel bir bilgi. Şans ki, katıldığım seansın katılımcıları arası diyetisyenler vardı ki çayların hikayelerinin yanında faydalarını da öğrenmiş olduk.

    Birkaç yıldır, yılın belirli aylarında biten, diğer aylarında taze bulamayacağımız bitkileri/otları kurutup saklıyordum. Maydanoz, ısırgan, hardala bu sene ebegümecini de ekleyeceğim. 

    Çünkü Vitamini Kabuğunda

    Daha önce Çünkü Vitamini Kabuğunda diyerek yazmıştım, ancak hatırlatmak isterim: Meyveleri mevsiminde tükettiğimde özellikle kabuklarını güneşte kurutup çayıma ekliyorum. Böylece çok lezzetli ve sağlıklı çaylar içiyorum. En çok da tatile gittiğimde farklı şehirlerden edindiğim meyveleri kurutmayı seviyorum. Tavsiye ederim.

    Tavsiye edeceğim iki şey daha var tabii ki: ilki Anti Cafe'ye uğramanız, ikincisi ise bir sonraki Çay Workshopuna katılmanız. 

    Çay Aşkı için: http://cayaski.com/
    Çay Aşkı Facebook hesabı için: https://www.facebook.com/cayaski/
    Anti Cafe Facebook hesabı için: https://www.facebook.com/Matruskaanticafe/

    Hadi afiyet olsun.
    2 Yorum