Sıfır Çöp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sıfır Çöp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Ekim 23, 2017

Evde Sirke Yapımı

Yılın en güzel zamanı kesinlikle yemiş zamanı. Sarı sıcak. Güneşten kemiklerimize kadar ısınmışız. Üzüm, yemiş tatlı meyveler dallarda, asmalarda. Çiçekli ipek elbiseler falan. Ohh. 
Dünyanın da en güzel meyvesi de yemiş herhalde Belki de bu yüzdendir ki bütün Anadolu incir derken, bir yemiş diyoruz; çünkü tüm yemişlere bedel. Aydınlılar ağlamasın, en iyisi de yediveren bence. 
Güzellemeyse güzelleme. Ağacı, dalları da bir o kadar güzel. Gevrek dalları sayesinde merdiven, vs ihtiyaç duymadan tepelere çıkabilirsin. Kentli bir Y kuşağısıysan çıkamazsın. Kardeşim ve benim çıktığımızın iki katını 50lerini aşmış annem ve babam rahat rahat çıkıyor. Bizde bir challange havası.
Elimizdeki meyveleri kesiyoruz






















Neyse efendim, yediveren yemişinin bitmesini ağlayarak geçirirken, kışa da sirkesini yapayım dedim ve yaparken birkaç fotoğraf çektim. (Yazıyı da yazdıktan iki ay sonra paylaşıyorum) Sirke yapmak çok kolay, hele ki benim gibi domestik olmayan biri yapıyorsa, herkes yapar. Bu sirkeyi yapıp evden koşarak uzaklaşıp kendimi dans pistine atmıştım. 

Evde Sirke Yapımı

Malzemeler (Her şey göz kararı)

  • Ekolojik meyve (Kullandığınız su kadar)
  • İçme suyu 
  • Sirke anası ya da fermente sirke (1 tl cam kavanoz için küçük fincan sirke yeter)
  • Cam kavanoz
  • Pamuklu bez
*Nohutmuş, bulgurmuş, balmış, şekermiş, boşverin hepsini.

Sirke Kurmak

Sirke kurmak oldukça kolay. Yemiş üzerinden gidersek;
  1. Yemişleri kestim. 
  2. İçme suyunu ve yemişleri cam kavanoza koydum. 
  3. Sirke anasını üzerine bıraktım. 
  4. Kavanozun ağzını pamuklu bezle kapattım.
  5. Karanlık ve oda sıcaklığında bir dolaba koydum. 
Sirke anasını ekliyoruz

Sirke Kurduktan Sonra Yapılması Gerekenler ve Olacaklar

  • Sirkenizi sirke anası ile yaparsanız, üstüne (üçüncü fotoğraftaki gibi) bıraktığınızda meyveler yukarıya çıkmayacaklar, dolayısıyla çürüme olmayacak; ancak sirke eklerseniz günde bir karıştırmanız gerekecek.
  • Karıştırmak için cam ya da çelik kaşık öneririm. (Zaten lütfen plastiği hayatınızdan çıkarın artık)
  • Sirke olurken, başında sirke sineği olacak. Bu sinekler, yararlı bakteriler gibi can dostlarımız. 
  • Ortam koşullarına ve meyveye bağlı olarak önce sirke anası oluşmaya başlayacak. Bundan sonra karıştırmanıza gerek yok.
  • Akabinde meyveler çökmeye başlayacak. 
  • Meyveler tamamen çökünce sirkeyi kullanabilirsiniz, yaklaşık 2 ay. En iyisi en az 6 ay bekletmek elbette.
  • Sirke oluştuktan sonra süzebilirsiniz.
Fermente olmaya hazır

Sirke Yapılırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Sirke yapan bakteriler şekerle beslenir. Meyvenin şekerini kullandıkları için sirkede şeker kalmaz ya da az kalır. 
  • Sirkeyi içmek ya da gıdada kullanmak istiyorsanız, ek şeker koymayın. Şeker, sirkenin daha kısa sürede olmasını sağlarken, bir yandan da sirke yapan bakteriler önce bu şekeri kullanacağı için meyvenin şekeri kalır. Endüstriyel olmasa da, şeker şekerdir. 
  • Sirke oluşumunda hava alması önemli ki alkol uçacak; ancak içine böcek girmesini de engellemek için tülbent gibi pamuklu bir bez işinizi görür.
  • Çürüme yeşil, fermentasyon kırık beyaz olur.
  • Elmadan elde edilen sirke anası, armut için kullanılabilir. 
  • Bu şartları sağlıyorum ama sirkem olmuyor diyorsanız birkaç öneri:
    • Sirkeyi yararlı bakteriler yapar. Çamaşır suyu ise bakteri öldürücüdür ve sizin güzel yararlı bakterilerinizi de öldürür. Evinizde uzak köşeyi bile çamaşır suyu ile temizliyorsanız, sirke oluşmaz.
    • Zararlı bakteriler, yararlı bakterilerden baskın oluyorsa da sirke oluşmaz. Mesela ekolojik meyve kullanmamış olabilirsiniz. Semt pazarından aldığınız meyvelerde fazlaca pestisit (böcek ilacı) ve herbisit (ot ilacı) olduğu için de sirke oluşmaz.
    • Zararlı bakterilerin çok sevdiği başka bir şey daha var ki, kir. Kavanoz, kaşık, meyveleri ekolojik temizleyicilerle temizleyip ondan sonra yapmanızı öneririm. 
    • Özellikle meyveleri yıkayıp kuruduktan sonra yapmalısınız. Çünkü meyvelerin doğal kalkanları (florası) da sirke oluşumunu sağlayacak.
    • Kavanozun ağzını tamamen kapatırsanız, hava almaz ve sirke oluşmaz.
Sirkeyi tonik, temizleyici ve saç açıcı olarak kullansam da, bu kez kışın içmek için yaptım. Şahane bir probiyotik. Gıdayı hiç mesele etmeyen kişilerin dahi bildiği gibi "Bağırsak florası için fermente gıdalar almalıyız." 
Milyon kez yazdım ama milyon birinci kez yazayım. Evde sirke yaparak; ambalaj çıkarmayacak, hayvanların denek olarak kullanılmasına neden olmayacak, zararlı/zehirli kimyasalların giderden denizlere boşalmasına göz yummayacak, yararlı bakterilerinizi mutlu edecek, daha sağlıklı olacak, daha az para harcayacak, gıda israfını önleyeceksiniz ve dahası.
Ay canım çekti.
Utku,
Yorum Yok

Perşembe, Ekim 05, 2017

Ekolojik Tarıma #SıfırÇöp 'ün Etkisi

Eve hibrit veya GDO tohum, kimyasal gübre ve ilaçlı gıda girmeyecek iddiamı yalnızca iyi beslenmek için sürdürmüyorum. Gıdanın politik bir duruş olduğu hepimizce aşikar. Ben yememeye direniyorum, direneceğim. İnanın, o hafta ekolojik bir elma bulamazsam, almıyorum. Yemezsem ölmem, yersem sürünürüm. 
İnsanlar delirmeye başladığımı düşünmeye başladı bile. Bense akıllandığımı düşünüyorum. Elmanın değerini biliyorum. Çekirdeğine, sapına, kabuğuna kadar. Damak tadım gelişti. Bir de çeşitlerine bakmaya başladım. Hangi elma hangi mevsimde çıkar, hangi bölgede yetişir, ana vatanı neresidir? Bir sürü güzel bilgi ile donanıyorum. Bu ilgimi bilen kişiler bana elma gönderiyorlar bazen. Şahane insanlarla tanışıyorum.
Geçtiğimiz hafta son karpuzlardan (yukardaki) aldık. Karpuzun kendisi küçük, çekirdekleri büyüktü. Tadı ise resmen bal gibi. Şekerli renkli su karpuzlara inat, nefisti.

Ekolojik Tarıma #SıfırÇöp 'ün Etkisi

Gıda için atalık tohum, zehirsiz gübre ve öldürmeden uzaklaştıran ilaç yeterli değil; toprak da, su da, hava da önemli. 
Geçenlerde öğrendim ki, domatesini yediğim, tohumuna rağmen gün be gün verimsizleşen bahçenin verimsizleşme nedeni yakınındaki üzüm bağlarına ilaç atılmasıymış. İlaç dediğimiz, hormon, zehir. 
Topraktaki tek zehir tarım ilaçları da değil elbette. Bildiğiniz gibi evdeki çöp de toprağa atılıyor ve dolayısıyla evdeki kimyasallar da toprağı zehirliyor, verimsizleştiriyor. 
Ekolojik tarım yalnızca tohum ve gübre ile olmaz. Plastik ve sentetikten uzak durmak da ekolojik tarımın olmazsa olmazı. Almadığınız plastik poşet, polyester tişört, suni deri ayakkabı, elma ağacının kurumasını, elmanın plastikleşmesini, elmayı yiyen çocuğunuzun zehirlenmesini önleyecek.
Ekolojik hayat bir bütündür; yediğiniz elmayı korumak için evden çöp de çıkarmamanız gerekecek; evden çöp çıkarmamak içinse, eve çöp olabilecekleri almamanız. Vazgeçmeniz gereken ilk malzeme ise kullan-at ürünler. İçtiğiniz kahve bardağı dönüşmediği için kahve ağacının zehirlenmesine neden oluyor.
*
Burada veganlığa bağlamayı isterdim; ama yapacak başka işlerim var. Bunu da başka zamana bırakayım. 
#SıfırÇöp hakkında ne kadar ciddiyim, bir kısmı burada.
Elmanıza, karpuzunuza sahip çıkın. 
Utku
Yorum Yok

Perşembe, Eylül 14, 2017

Evden Daha Az Çöp Çıkarmak için Ne Yapılabilir?

Dünyada özellikle ABD'de nefis #SıfırÇöp uygulamaları yapan bloggerler var. Semt pazarına, markete bez torba, cam kavanoz, cam şişe ile gidiyorlar. Nohutunu cam kavanoza, birasını cam şişeye, karnabaharını bez torbaya koyuyorlar. Dişlerini Hindistan cevizi yağı ve bambu diş fırçası ile temizliyorlar. Saçları için kağıda sarılmış sabun kullanıyorlar. Meyve kabuklarını buzdolabında saklayıp, haftalık olarak kompost evine götürüyorlar. Evden koca bir senede yalnızca bir kavanoz atık, o da kağıt atık çıkarıyorlar. Hatta dört kişilik bir ailenin bile böyle bir hayatı var. Peki bu sistem Türkiye'de gerçekçi mi?
Takip edenlerin bildiği üzere zaten hali hazırda evden çıkarmamaya çalışıyorum; ancak bu süreç oldukça zor oldu. Çünkü Türkiye'de, özellikle de İstanbul'da, devlet, şehir hayatı, konu, komşu, vs çelme takmak için yarışıyor. Herhangi bir alışverişinizi atıksız yapmamanız mümkün değil. Nedenini tek kelime ile açıklayacağım: Mevzuat. 
Örneğin bakkala nohut almaya gideceksiniz. Ne kadar basit bir alışveriş değil mi? Nohutu ambalajsız ve etiketsiz alamazsınız. Öyle alıyorsanız, yasal bir alışveriş yapmıyorsunuz, demektir. Kredi kartı ile ödeme yapmanıza gerek yok, yazar kasadan çıkan fişe maruz kalıyorsunuz. Alışverişinizi tamamladıktan sonra plastik poşetlerden birine bu nohutunuz atılıyor. Basit bir alışverişte, bir ambalaj, bir etiket, bir plastik poşet ve bir yazar kasa fişiniz oldu, tebrikler. (Etiketi ayrı niye yazdım: geri dönüşümde kağıt ile plastik ayrı değerlendirilir) Peki zorunluluklar da dahil yaptıklarımızın sonucunda, bu ambalajlar ne yapıyor olabilir? İşte bunu:
Yukarıda bahsettiğim bloglar işe yaramaz değil; aksine motive edici ve gerçek. Yalnızca yerel değil. Satış mevzuatı farklı, yetiştirdiği meyve ve sebzeler farklı, yolları farklı, insanları farklı. Burada kendi yolumu referans alarak size kendi yolunuzu bulmanız için formülü aktarmaya çalışacağım

Evden daha az çöp çıkarmak için ne yapılabilir?

Öncelikle malzemeyi tanıyın. 

Organik ve inorganik maddeler nelerdir? Yumurta kabuğu ne kadar zamanda çözünür? Plastik ne kadar çözünür? Kağıt ne kadar zamanda çözünür? Toprağa bu maddeleri koysanız hangisi kısa sürede (2-3 ayda) çözünür?
Bu konuda kısa bir test dahi yapabilirsiniz. Bir test sistemi olarak kompost. Bir kova toprağın içine kağıt, muz kabuğu, naylon torba, yumurta kabuğu koyarak kompost yapın. Yaklaşık 20 gün içinde kompostunuz  hazır olacak. Bu süreçte hangi maddelerin çözündüğüne bakın.
Belediyenin sizden aldığı çöpü poşetiyle toprağa yığdığını bilin. Atığınızı bu bilgiye göre yeniden değerlendirin.

İkinci olarak çöp analizi yapın. 

Evinizden hangi çöpler daha çok çıkıyor? Plastik poşetler mi? Son kullanma tarihi geçen makyaj malzemeleri mi? Gıda atıkları mı?
Azaltmaya, daha çok olan çöpten başlayın. Eve zaten plastik poşet girmiyorsa kendinizle kavga etmeyin. Kahve içmiyorsanız, kahve filtresini bırakmanı anlamı yok. 
Analiz ile ilgili sevdiğim bir örneğim bile var: 
Yıllar önce bana nasıl kilo verdiğimi soran bir arkadaşıma, çok kullandığım yararsız gıdaları hayatımdan peyderpey çıkardığımı söyledim. Ona "Mesela beyaz şekeri çaya atmayı bıraktım" dedim. Günde iki çaydanlık çay içen biri için bu, bir hayli şeker demek. Ama "mesela" ile başlayan cümleler "sen de aynısını yap" demek değildir. Kendisi de çaya şeker atmayı bırakmıştı. Sorun şuydu ki günde iki bardak çay içen biri için bu etkin bir yöntem olmaz, olmadı. Sonra da taktiği işe yaramaz bularak bıraktı.

Üçüncü ve çok kritik önerim evden çıkmasını istemediğiniz çöpü eve almayın.  

Bir şey eve giriyorsa kullanılır. Poşeti alayım evde dursun derseniz o poşet kullanılır. Kendi sınırlarınızı zorlayın. Bırakın çöp bir gece evde kalsın.
Biliyorsunuz; ne kadar para çekerseniz o kadar harcarsınız biliyorsunuz, cips eve giriyorsa gece yenir.
*
Bu adımlar evden çöp çıkarmamak için kendinizi zorlamanın ilk üç adımı. Siz kendi ofisinizden, evinizden, çantanızdan çöp çıkarmamaya başladığınızda çıkan birkaç çöp için daha teknik bir mücadele vermeye başlayacaksınız.  Temelde belediyeler size hizmet için varlar, belediyenizden plastik, kağıt, cam, pil, ilaç ve kompost atıklarını ayrı almasını talep edin. Bu konuda diretin. Yok, yapmıyor mu? Başka bir belediye mümkün!

#SıfırÇöp örneklerini aklıma geldikçe burada toparlıyorum.
Sevgiler,
Utku
Yorum Yok

Perşembe, Mayıs 04, 2017

Ekolojik ve #SıfırÇöp Makyaj Temizleyiciler

Ekolojik ve #SıfırÇöp Makyaj Temizleyiciler

Ekolojik ürünler kullanma ve evden çöp çıkarmama sözü verdiğimden bu yana, en zorlu süreçlerden biri makyaj ürünleri oldu. Her gün makyaj yapıyorum ve aynı zamanda her akşam özenle temizliyorum; ancak bir taraftan da kıymetli zamanımı alışverişle harcamak istemiyorum. Cildimin kuruya yakın olduğunu, sigara ve alkol aldığımı ve artık 30+ olduğumu da ekleyeyim. 
Çok güzel bir konakta, şarkılar söyleyerek, anılardan bahsederek, ateşin başında nefis bir hafta sonu geçirmişken, üniversiteden Muhteşem Beşli grubumuzun güzellik ve bakımdan sorumlu devlet bakanı, makyaj temizleyicimi nasıl yaptığımı sordu. O sordu, bana sordu, temizleyicimi sordu. Dedim ki, Utku doğru bir iş yapıyorsun. 
Cilt toniği, makyaj temizleyici, temizleme pedi
Cilt toniği, makyaj temizleyici, temizleme pedi

Makyaj Temizleme Suyu / Yağı

Makyaj temizleme suyu / yağını cilt ve göz olarak ayırmıyorum. Göz makyajını temizlerse, cilt makyajını zaten temizler. Ekolojik / saf zeytinyağı harika bir makyaj temizleyici; ancak oldukça ağır. Bir yağı cilde doğrudan sürmek, açık gözeneklerin dolmasına neden olabilir. Bu nedenle lavanta suyu veya gül suyu gibi sularla seyreltilmesi ile kullanımı da kolaylaşıyor. Ben her iki suyu da, elime geçtikçe kullanıyorum. 
Lavanta suyu için Lisinia ve gül suyu için Otacı (saf gül suyu olan) oldukça iyi. 

Bütçe ne kadar etkilendi?

Eskiden kullandığım aynı etkideki ürün 800 TL (litresi). Yarım litre saf zeytinyağı 15 TL ve yarım litre lavanta suyu 15 TL diyelim. Ev yapımı, ekolojik makyaj temizleyicinin 1 litresi 30 TL oluyor. 
Düşük bütçeli, ekolojik ve zararlı kimyasallardan uzak temizleyicinin bir etkisi de #SıfırÇöp. Aynı kabı sürekli kullanıyorum.

Cilt Toniği 

Makyajımı temizledikten sonra kendi yaptığım toniği kullanıyorum. Fermente elma sirkesi ile gül suyunu eşit oranda karıştırıyorum. Öncelikle şunu vurgulayayım ki elma sirkesinin kokusu yok. Gül suyu ile birleşince gül kokusu baskın oluyor.
Bu tonikle sıfır siyah nokta.
Fermente elma sirkesi için Fermente Mutfağıma bakabilirsiniz.

Bütçe ne kadar etkilendi?

Eskiden kullandığım cilt toniğinin 1 litresi 500 TL'ydi. Ekolojik elma sirkesinin yarım litresi 15 TL ve yarım litre gül suyu 15 TL diyelim. Ev yapımı 1 litre ekolojik cilt toniği 30 TL.
#SıfırÇöp 'ü hatırlatıyorum.

Makyaj Temizleme Pamuğu / Bezi / Pedi

#SıfırÇöp 'ün en önemli adımı ise ağartıcılı pamuk diskini bırakmak. Bir Buldan gezisinden gelen havluyu 10cm x 10cm küçük parçalar olarak kestim. Her kullanımda yıkıyorum. Haftada bir de yıkama filesine koyup makineye atıyorum. Çamaşır makinesi temizleyici olarak sabun cevizi kullandığımı hatırlatıyorum. 

Bütçe ne kadar etkilendi?

Kullan atma. Kullan, kullan, sonra yeniden kullan.
***
Cildinize doğrudan temas eden temizleyicileri önermek riskli. Bu ürünler testten geçirilmediği için sizde alerjik reaksiyon yapabilir; ancak sizde alerjik reaksiyon vermemesi için, hayvanların denek olarak kullanıldığı ürünleri bırakmaya değer. 
Başka bir temizlik mümkün!
Utku
***
Diğer Sıfır Çöp yazıları:


Yorum Yok

Perşembe, Nisan 20, 2017

#SıfırÇöp 'te Cevat Kellecilik

Sıfır Çöp Adım 1 yazısını yazdığımda, ABD'li bloggerin sıfır çöp iddiasına karşı Türkiye'de çıkan yüksek sesleri yazmıştım:
  • Çikolata da mı almıyor?
  • Diş fırçasını n'apıyor?
  • Soğanı soymuyor mu?
  • Regl olmuyor mu? Ped kullanmıyor mu?
Şimdiden söyleyeyim: bunların hepsinin cevabı var.

Birtakım yasalar gereği ve tüketici eğilimi nedeniyle Türkiye'de açıkta bazı gıdalar alınamıyor. Üzerinde bakanlık onayının olması gerekiyor. Bu nedenle zaten açıkta bulmak özellikle kentli yaşam için oldukça zor; ancak bu zorlukları az da olsa aşabiliriz. Belli mi olur, belki de tamamen aşarız.
Çantamızdaki küçük plastiklerden kurtulmuştuk; şimdi sırada:
#SıfırÇöp 'te Cevat Kellecilik
Çantam ve içindekiler

Adım 10: Cevat Kellecilik/Çantadaki Büyük Plastiklerden Kurtul

Alışveriş çantası

Alışveriş çantası ya da file geri dönüşümü desteklemenin, #SıfırÇöp fikrinin ilk adımı. Altın bir madalyon gibi taşınmalı alışveriş çantası. Artık Türkiye'de yasaklanması gündemde. En azından satılarak kontrol altına alınması planlanıyor.
Güzel alışveriş çantası örneklerini listelemiştik, buyrun.

Bez çanta/kese

Ham bezden farklı boylarda kendi keselerinizi yapın. Üzerine istediğiniz şekilde boyayabilir, baskı yapabilir ya da yaptırabilirsiniz. Dikiş dikemiyorsanız; Kadıköy'de çokça dükkanda küçük keseler satıldığını görüyorum.

Beslenme çantası

#SıfırÇöp 'ün ekolojik yaşamın bir parçası olduğunu geçtiğimiz günlerde yazmıştım. Ambalajlı ürünleri yemeyi reddettiğimden bu yana, yemeğimi taşımaya başladım. Özellikle kahvaltımı. Bunun için çok seçenek var. Tupperware ve Gondol ürünleri sağlıklı ve sağlam. Öneririm.

Matara

Cam şişe almanızı tercih ederim; ancak taşımak için hafif birkaç seçeneği buraya koymuştum.

Kahve termos

Üzgünüm zincir kahveciler, üzerine isminizin yazıldığı o bardak doğada çözünmüyor. İmzanız yıllar yılı doğada kalıyor. Kaynak burada
Havalı ve kişisel birkaç termos önerisini de buraya koyayım. 

Yıkanabilir ped ve pamuklu kesesi

Bir süre araştırma yaptıktan sonra sertifikaları olduğu ve yerli marka olduğu için NeoComfort kullanmaya başladım. Bunu da uzun uzadıya anlattım. #SıfırÇöp 'te bana en iyi geri dönüş şüphesiz yıkanabilir ped oldu.

Doldurulabilir Krem Kabı

Çok da sevmediğiniz ama elinizde onun deneme boyu olan kremle uğraşmayın. Kendinize güzel bir teneke kap bulun, kullandığınız kreme bu kaba koyun. Ben Hindistan cevizi yağı kullanıyorum ve yanımda bu yağı taşıyorum. Hindistan cevizi yağı artık ülkemizde kolayca bulunuyor. Üstelik 20 faktör güneş koruması ve nefis kokusu var. Parfüm kullanmadığım için de iyi bir alternatif.
Şımarıklığım: Hindistan cevizi yağı dışında sprey şişede zeytinyağı da tutuyorum. Çünkü Egelilik.

Mesele ne biliyor musunuz? Normalleştirme ve yaygınlaştırma. "Ben yapsam ne olur ki!" deme. Elinden geleni yap ve doğruyu normalleştir.

Cevat Kelle benim için karşımdaki ile aynı nesilden olup olmadığımı anlama konusunda referans noktam.
90s forever!
Utku

Diğer Sıfır Çöp yazıları:
Yorum Yok

Pazartesi, Nisan 17, 2017

Kişisel Bakımda #SıfırÇöp: Yıkanabilir Ped

#SıfırÇöp mevzusuna boğmaya devam etmek için biraz da özel meselelere giriş yapmak isterim. Konuşulmasının ayıp olmadığını, kullanıp atmanın ayıp olduğunu düşünüyorum, ona göre. 

Sıfır Çöp Adım 9: Kullan-at Pedden Kurtul

Regl olmaya başladığımdan bu yana marketten aldığım, en kalitelisi olduğunu düşündüğüm marka kullan-at pedi kullandım. Memnuniyetsiz değildim; ama rahim ağzı kanseri, koku, mantar vs korkular nedeniyle organik pamuklu bir pede geçmek istedim. Kullandığım organik pamuklu kullan-at ped çok daha fazla pahalıydı, ayrıca her yerde bulunmuyordu; ama İnternet'ten alıp stokluyordum. Organik pamuk kullan-at pedden de memnuniyetsiz değildim; ama bir pedin 200 yıl doğada çözünmediği öğrenince yıkanabilir pedleri araştırmaya başladım. 
NeoComfort, normal boy ped
İki markadan bana daha çok güven verdiği için NeoComfort markasını tercih ettim. Birkaç ay, dolayısıyla birkaç dönem, yoğun olmayan zamanlarda kullanarak alışmaya çalıştım. Sonra şu zamana kadar vücuduma yazık ettiğimi düşünmeye başladım ve tamamen yıkanabilir pedlere geçtim. Hala daha çantamda/ofisimde bir tane yedeklesem de, elim hiç gitmiyor.
NeoComfort markasının pedleri (ki diğerleri de böyledir) teninize değdiği pamuk ağartıcı kullanılmayan bir pamuk olduğu için, teninize hiç zarar vermiyor. Yumuşak olması nedeniyle ped kullandığınızı unutturuyor. Plastik olmadığı için hava alıyor ve koku yapmıyor. Kullan-at pedlere göre emiciliği daha yüksek. Bir regl dönemi içinde daha az ped kullanıyorum. Hiç taşırmadı.

Yıkanabilir Ped Nasıl Yıkanır?

Gün içinde kullandığım pedleri, akşam leke kalmaması için soğuk suda bekletiyorum ve ardından makinede yıkıyorum. Bildiğiniz gibi, leke zaman ve sıcaklıkla kalır. Zaman geçirmeden soğuk suda beklettiğim için, leke kalmıyor. Kalsa da önemli değil; çünkü leke kir değildir. 
Daha önce saç temizleyici (şampuan), sıvı el sabunu ve çamaşır temizleyici (çamaşır makinesi deterjanı) olarak kullandığım sabun cevizinden bahsetmiştim. Yıkanabilir pedler için de sabun cevizi kullanıyorum. Temizlik ve yumuşaklık konusunda sorun yaşamıyorum. 
Elbette önemli not: Regl dönemim, tanıdığım/gördüğüm en dakik şey. Gününü şaştığını çok az gördüm. Bana rahatsızlık vermez pek, sakince gider. Beni biraz sinirlendirir o kadar. Yakınım dışında kimse regl dönemin olduğuma ima eder cinsiyetçi tabirler kullanamaz. O kadar tatlıdır.
Sizin için tamamen geçiş zor olsa da, en azından kullan-at pedleri yarıya indirebilirsiniz.

Çok basit: 

  • NeoComfort satış sayfasına (aşağıda) uğra, yoğunluğuna göre normal ya da gece pedi al. Kullan-at pedlerden ister peyderpey, ister birdenbire kurtul. 
NeoComfort pedlerini satın almak için buraya uğrayın. Sonra geri gelin, bekliyorum.
Utku,

Diğer Sıfır Çöp yazıları:
Yorum Yok

Perşembe, Nisan 13, 2017

#SıfırÇöp ile, Zararlı Kimyasallardan Uzak ve Ekolojik Yaşam

Yaklaşık dört sene önce ilk adımını attığım, ancak tamamen geçiş yapmakta ağır davrandığım zararlı kimyasalları hayatımdan çıkarmaya başlama sürecinin, yaşamımın her noktasına eriştiğini ve tüketim alışkanlığımı evirdiğini; ardı sıra yazdığım #SıfırÇöp sürecime büyük etkisi olduğunu söyleyebilirim. Gıda israfı, zararlı kimyasallar, sıfır çöp, gıda egemenliği, tüketim çılgınlığı gibi meselelerin birbirinden çok da uzak kavramlar olmadığını, zinciri halkaya çevirirsek daha başarılı olacağımızı ve tahmin ettiğimizin üzerinde sonuç alabileceğimizi düşünüyorum. 
Bu nedenledir ki, tam bir yıldır tüm hayatımı çevreleyen #SıfırÇöp ile, zararlı kimyasallardan uzak ve ekolojik yaşamın temel olarak özetini geçmek istedim.

#SıfırÇöp ile, Zararlı Kimyasallardan Uzak ve Ekolojik Yaşam

#SıfırÇöp ile, Zararlı Kimyasallardan Uzak ve Ekolojik Yaşam

Ne yapıyorum?

  • Meyve ve sebzeleri mevsiminde taze, mevsimi dışında kuru tüketiyorum. 
  • Ambalajsız ve işlenmiş ürün tüketmiyorum. Çok acıkırsam, dayanamayıp yiyorum. Bu nedenle çekmecede hiç tutmuyorum ve kendimi aç bırakmıyorum. (Bu maddeyi daha sonra detaylandırmak isterim: ekmekten yoğurda, yumurtadan bakliyata, pekmezden bala sağlıklı, geleneksel, küçük üreticinin yanında, lezzetli ekolojik yaşam)
  • Ambalajsız ürünleri ve ambalajını geri isteyen markaları önceliklendiriyorum. Bazen ambalajı geri istemeseler bile veriyorum. 
  • AVM ve marketlere girmiyorum. Tüketim kooperatiflerinden, ekolojik pazarlardan, semt pazarlarında, tatildeki yerel üreticiden, vs alışveriş yapıyorum ya da ham madde alıp ben yapıyorum. Bir kısmını ailemden sağlıyorum.
  • Alışveriş çantasını, bez çantadefalarca kez yazdım; ama yine yazayım.

Bakım ve temizlik malzemeleriniz neden kendim yapmaya başladım?

  • Kontrolsüzce artan kimyasallardan uzak durmak için
  • Gerçek olduğu söylenen ancak olmayan malzemeler nedeniyle kendimi aptal gibi hissetmek istemediğim için
  • Hakkı yenen üreticilerin hakkını korumak için
  • Metropol dışında bir şehirde yaşamaya alışmak için
  • Malzemeleri neden kullandığımı öğrenmek / bilinçli tüketim için
  • Neden kullandığımı bile bilmediğim malzemeler maaşımı bırakmaktan sıkıldığım için
  • Hayvanların işkence altında denek olarak kullanılmalarını kabul edemediğim için
  • Yıllar yılı çözünmeyen ambalaj atıklarını çöpe atmak istemediğim için (Norveç'teki ölüm nedeni midesindeki naylon poşetler olan balinayı duymuşsunuzdur)

Neden burada yazıyorum?

  • Tarifleri unutmamak için (#KendimeNot)
  • Ne kadar kolay olduğunu göstermek için
  • Soran arkadaşlarıma kısa yoldan ulaşmak için
  • Bu yolla tanıştığım insanlarla ortaklaşmak için

Gelişme (Henüz bir yılın sonunda rutinim olanlar)

  • Yalnızca ihtiyacım olduğu kadar satın almaya başladım. Gıda israfını ve gereksiz maliyeti de önlemiş oldum.
  • Alışverişe ayırdığım gereksiz zaman azaldı. Bizi AVMlere mahkum bırakan alışverişleri bıraktım. 
  • Damak tadım kesinlikle gelişti. Önceleri yememeye çalıştığım (kendimi zorladığım) yiyecekleri, artık yiyemiyorum(midem almıyor)
  • Malzemeleri, aromatik yağları, yiyecekleri, hatta peynirlerin ne sütünden olduğunu tanımaya başladım
  • Ne yediğimi, ne sürdüğümü az da olsa bilir hale geldim.
  • Kuru olan ve her geçen gün daha da kuruyan cildimi yağlarla nemlendirdim. Başka hiçbir nemlendiriciye ihtiyaç duymadığım gibi, artık cildimin kuru halini hatırlamıyorum bile.
  • Bu yağlardan oluşan bakım ve temizlik ürünleri parmaklarımla uygularken bir de baktım, tırnaklarıma da yaradı. (artık kırılmıyorlar, kendi rengine döndüler ve uzuyorlar.)
  • Kimyasal kullanmadığımız için yere ya da tezgaha düşen yiyeceği atmamaya başladık
  • Daha çok temizleyicinin beni daha çok temizlediği hissinden kurtuldum.
  • Daha az uğraştığım ama daha sağlıklı ve bakımlı görünen saçlarım ve cildim var. Zamanımı kendime ayırıyorum.
  • (Sadece son bir yılda değil ama) Kilo verdim ve bu kilomu koruyorum. (Ki yaşamak için yemek yemem; yemek yemek için yaşarım.)
Detaylar yaz yaz bitmez. Kısaca not almaya çalıştım. Nasıl yaptığımı, nerelerden alışveriş yaptığımı, ne kadar zaman ve para harcadığımı not tutmaya, zaman zaman yazmaya devam edeceğim.

Bize dayatılan temizlik hissine karşı çıkan Utku,

Yorum Yok

Pazartesi, Nisan 10, 2017

Zararlı Kimyasalları Kaşıklarınızdan Uzak Tutun

Zararlı kimyasalları hayatımızdan çıkarıyoruz, demiştik. Saçlarımızı duruladık, çamaşırlarımızdan uzak tuttuk, deodorantımızı değiştirdik, dudaklarımızı koruduk,.. Şimdi de tabak, kaşık, çatallarımızdan uzak tutmanın zamanı geldi.
Market alışverişinden eli ayağı çekmenin en  zor sonuçlarından birisi, her koşulda pratik olan üründen vazgeçmek. En güzel sonuçlarından birisi ise, eldiven kullanmanıza, elinize bakım yapmanıza gerek kalmıyor. (:

Deneye yanıla bulduğum birkaç ürün:

Bulaşık makinesi deterjanı için

Piyasadaki her ürünün neredeyse bol bol övündüğü plastik mikro tanecikler aslında deniz canlılarına zarar veriyor. Temizlikte gerekli olmadığı halde, kişisel bakımdan deterjanlara kadar her ürüne girdi. Bulaşık makinesi deterjanlarını terk etme istediğimin öncelikli nedeni bu oldu. Hepsinin zararlı kimyasallardan olmayan alternatifleri mevcut. 
Kadıköy Kooperatifinden bulaşık makinesi temizleyici
Kadıköy Kooperatifinden bulaşık makinesi temizleyici
Alternatifleri mevcut; ama hangisi? Bulaşık makinesi temizleyicisini değiştirmek, çamaşır makinesi temizleyicisini değiştirmekten çok daha uzun sürdü benim için. Yağı çözmesini, bulaşığı yıkamasını, aynı zamanda parlatmasını da beklediğim için sürekli en başa döndüm. Ancak nihai ürünümü buldum. Kadıköy Kooperatifinden bulaşık makinesi temizleyicisi alıyorum. İçinde kaya tuzu, limon tuzu, karbonat, limon yağı var. Ben bu ürünü eşit oranda boraksla karıştırarak bulaşık makinesinin temizleyicisi haznesini dolduracak kadar kullanıyorum. 
Bu ürünleri kullanarak siz de kendi ürününüzü yapabilirsiniz. Yalnızca limon tuzu kullanmak da gayet iyi fikir. 
Kadıköy Kooperatifinin ürününde neden boraks yok? Boraksla ilgili net bir bilgi alamadığımız için kullanımın tüketiciye kalmasını istedik. Borakssız da kullanıp memnun olan çokça kişiyle tanıştım.

Elde yıkanan bulaşıklar için

Bulaşıkları elde yıkamıyoruz ama işimizi hızlıca halletmek için bir süredir Arap sabunu denilen likit sabunu kullanıyorum. 

Kadıköy Kooperatifinde Arap Sabunu
Kadıköy Kooperatifinde Arap Sabunu
Bir süre endüstriyel Arap sabunu kullandım; ancak çocukluğumuzdan bildiğimiz ürün olmadığını gördüm. İçinde çokça zararlı kimyasal hatta esans var. Esans kullanılmasının nedeni atık yağların kötü kokusunu yok etmek. Atık yağlar, kanserojen etkili olduğu için, kendim yapabilir miyim diye düşündüm ve bu esnada Fermente Mutfağım'ım ürünleri ile tanıştım. Fermente Mutfağım'ın blogunda yapılışı mevcut. Yapmak istemezseniz, Fermente Mutfağım dükkandan veya Kadıköy Kooperatifinden alabilirsiniz. Ben pompalı bir şişeye Arap sabununu suyla koyuyorum. Bulaşıkları, tezgahı, hatta elimi bununla temizliyorum. Endüstriyel ürünler gibi kalıntı bırakmıyor, elimi kurutmuyor.

Bulaşık makinesi parlatıcısı için

Uygun bir bulaşık makinesi temizleyicisi bulamama nedenlerim arasında bulaşıkların makineden parlak çıkmamasıydı; bunun en iyi çözümü nefis bir parlatıcı olan, aynı zamanda kokusuz da olan elma sirkesi oldu. Bardakları, camı, aynayı, bilgisayar camınıi hatta saçlarımı, cildimi elma sirkesi ile temizliyorum. Elma sirkesi evde yapılabileceği gibi, satın da alınabilir. Fermente Mutfağımdan gittik madem, dükkanından alabilirsiniz. 

Bulaşık makinesi kokusu için

Bulaşık makinesi için koku kullanmak zorunda hissetmeme rağmen, kullandığım limonun kabuğunu makineye atıp tekrar tekrar kullanır oldum.

Bizim evde tezgah kullanma kaygısı yok. 

Ayrıca #SıfırÇöp'e katkı yapayım:
  • Bulaşık lifi için kabak lifi
  • Bulaşık süngeri için el örgüsü bez
  • Sarı bez (Normal insanlar buna ne diyor acaba?) yerine pamuklu bez kullanabilirsiniz. 
En zoru sarı bezi bırakmak oldu. Hayatın bir parçasıymış.

Bu arada sizin değişiklik motivasyonunuzu evinize girip çıkan insanlara da yansıtmanız önemli. Eve rutinde gelen temizlikçiyi bir daha çağırmasam mı diye düşündüğüm çok oldu. Kullan-at ürünleri ve evin her parkesine ayrı temizlik malzemesi kullanmaya o kadar meyilliler ki. Ayrıca annemlerin İstanbul'a ziyaretimize geldiği 10 günde, uzun süredir eve girmeyen kağıt havlu, hoop, tezgaha yerleşti. Neyse ki herkes alıştı. Alışır efendim alışır, insan nelere alışmıyor ki.

Bir de şu bankoya tezgah demek yok mu? Kloraka çamaşır suyu demekten zor!


Minimal Utku,

İlginizi çekebilir: 
Yorum Yok

Pazartesi, Nisan 03, 2017

Çamaşırlarınıza Zararlı Kimyasallar Değmesin

Evi zararlı kimyasallardan uzak tutma çabalarımın önemli bir bacağı, yaptığı en önemli şeyin temizlik hissi vermek olan temizleyicilerden kurtulmak oldu. Doğruyu söylemek gerekirse, çok da temizlik kafasında biri değilim. Temizlik yapmak, benim kıymetli zamanımı ayırmam gereken bir aksiyon değil. 
Bu nedenle temizlik, alışveriş esnasında da, temizlik esnasında da zamanımı olabildiğince az almalı. Yaklaşık 7-8 ay önce sabun cevizi tanışmam, beni bu konuda çok rahatlattı. Aldığım sabun cevizlerinin üstüne bir daha almama gerek kalmadı. Hazırladığım kese, kazanın içinde kalıyor, her yıkamada deterjanı düşünmüyorum. Sabun gibi bilumum ürünü de bir kez yapıyorum, bir-iki ay idare ediyor. Peki nedir bu sabun cevizi?
Kurutulmuş, çekirdeği çıkarılmış sabun cevizi

Sabun Cevizi Nedir?


Sabun cevizi Uzak Asya'da yüzyıllardır yerli halkın her nevi temizlik için kullandığı bir meyve. Meyvenin kurutulup çekirdeğinin çıkarılması ile kullanılıyor. Doğrudan kullanıldığı gibi, belirli işlemler sonunda da kullanılabilir.
Ağacında sabun cevizi

Sabun Cevizi Nasıl Kullanılır?

Türkiye'de satılan sabun cevizleri küçük bir kese ile gönderiliyor. Bu keseye koyacağınız 6-7 sabun cevizi tanesini çamaşır makinenizi kazanına çamaşırlarınızda birlikte atarak çamaşırlarınızı, ek işlem olmadan yıkayabilirsiniz. Çamaşırlarınız, herhangi bir yumuşatıcı kullanmanıza gerek duymayacağınız kadar, yumuşak oluyor. 
Doğrudan kullanım dışında içme suyu içine koyacağınız sabun cevizlerini haşlayarak, oluşan suyun için aromatik yağlar ekleyerek, sıvı el sabunu, şampuan, vs temizleyiciler de yapılabiliyor. Saç temizleyicimi nasıl yaptığımı burada anlatmıştım. Sıvı el sabunu için ise portakal yağı kullandım. 

Çamaşır Makinesi Temizleyici/Deterjanı Yerine Sabun Cevizi

Yazdan bu yana pamuk kesenin içine koyduğum 6-7 sabun cevizini tanesini, çamaşır makinesi kazanına çamaşırlarla birlikte atıyorum. Sabun cevizi kabukları her yıkamada biraz daha eriyor. Yaklaşık 4-5 yıkamada kese içindeki sabun cevizleri bitiyor. 
Temizliği ile ilgili hiçbir sorun yaşamadım. Lekeler için de durum aynı. Bildiğiniz gibi, leke zaman ve sıcaklıkla sabitlenir. Buna dikkat ederek yıkadığımı eklemeliyim. Deneyimlemedim ama evde köpek, kedi besleyenler sabun cevizinden çok memnun olduklarını söylüyorlar. 
Benimse çok hassas ve kuru bir cildim var; sabun cevizinin cildime iyi geldiğini söyleyebilirim. Bu kışı daha iyi atlattım. 

Çamaşır Yumuşatıcı Yerine Sirke

Sabun cevizi kullandığınızda yumuşatıcıya ihtiyaç duymuyorsunuz; ancak yine de çok yumuşak çamaşırlar istiyorsanız, makinenizin yumuşatıcı haznesine elma sirkesi koyabilirsiniz. Elma sirkesi kokusuz olduğu için, rahatlıkla kullanabilirsiniz. Daha güzel kokması içini elma sirkesi ile birlikte lavanta yağı iyi bir seçenek olur. Maalesef piyasada satılan lavanta yağları, gerçek değil. Öyle ki, gerçek bir lavanta yağının bir damlası odaya yayılır. Aktarlardakiler böyle değil. İyi bir yağ almanızda yarar var. 
*
Bir gün sabun cevizi hakkında konuşurken, ben tabii ateşli bir şekilde sabun cevizini savunuyorum, bir arkadaşım "Nasıl oluyor da, sabun cevizinin temizlediğini düşünüyorsun?" diye sordu. Haklı. Ama ben de haklıyım. "Sen nasıl deterjanın temizlediğini düşünüyorsun?" dedim. Konu kapandı.
*
Bize dayatılan temizlik fikrinden kurtulmanızı tavsiye ediyorum.
Utku, 

*Siz bu satırları okurken ben Kadıköy Kooperatifinin Gıda Dışı Birimi toplantısından henüz çıkmış ve yeni ürünler için araştırma yapma motivasyonu içinde çalışıyor olacağım. Kadıköy Kooperatifine gelin, tüketimi birlikte dönüştürelim. 

İlginizi çekebilir: 
4 Yorum