Pazartesi, Aralık 25, 2017

Netoçka Nezvanova hakkında

Dostoyevski'nin tamamlanmamış, tamamlanamamış romanı Netoçka Nezvanova ile aynı adlı, ancak uyarlaması olan oyunu seyretmeye gittiğimde, hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Sanırım ilk kez bir oyuna hakkında hiçbir şey bilmeden gittim ve yanlışlıkla çok isabetli bir şey yaptım. Oyunun kaç perde ya da kaç dakika olduğu ne afişte, ne bilette yazıyordu, üstelik kitabı da okumamıştım. Oyun süresi ve kaç perde olduğunu konusunda bilgi vermemek nefis fikir. Ben de yazmayacağım ki bilmeden oyuna girin. 
Netoçka Nezvanova
Kitabı da okumadığım için, seyretmeye başladığımda "Ne kadar da Dostoyevski değil" dedim. Sonra biraz bakınınca, kendisinin de öyle gördüğünü öğrendim. Kaldı ki, gönderildiği sürgünde ya da döndükten sonra kitabı yazmaya devam etmemiş, hatta hiç yeltenmemiş.
Netoçka Nezvanova, benim için yalnızca ana karakter olan kızın ismiyken, "İsimsiz hiç kimse" anlamına geldiğini öğrendiğimde daha da anlamlandı. Epeyce zor olan hayat şartlarında aşk'ı algılama ve anlatma biçimi şahane. Bu aşk ilk sahneden itibaren oyunda da verildi. 
Oyun, uyarlama olması itibariyle, sadece Netoçka'nın hayatını anlatmakla kalmıyor, Dostoyevsi'nin de hayatının bir kısmını anlatıyor. Nefis fikir. 
Tamamlanmayan kitapları seviyorum; benimki bencillik, biliyorum. Yusuf Atılgan'ın Canistan'ının yeri bende ayrı. O yazmış, kenara koymuş/kenarda kalmış, kitabı bitirmek bana kalıyor. Ayrıca, seyirciyi sahnede bekleyen oyunlara da bayılıyorum, ki hep yazıyorum. Bu bakımlardan oyunu ayrı sevdim. 
Neden olduğunu tam bulamadığım bir ritm sorunu vardı. İki farklı anlatımda, hikayede veya sahnede geçişlerin daha ahenkli olması, oyunu daha da coştururdu. Belki de en ön sırada oturduğum içindi, sahneyi büyünüyle göremedim. En ön sırada oturmamın katkısı da hiç şüphesiz önümde salya sümük ağlayan Netoçka'yı hissetmemdi. (En ön sıra derken, anlatım bozukluğu yapmadım, kendimce pekiştirdim) 
Oyundan çıktığımda ne kadar süredir içeride olduğum konusunda hiçbir fikrim yoktu. Bu  da oyunun beni sardığını gösterir herhalde.
Oyun, iyi bir metnin üzerine, iyi bir uyarlama ve iyi bir oyunculuk. Alternatif tiyatroları sevenlerin seveceğine eminim. 
Utku,
Netoçka Nezvanova

Künye:

Yazar: Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Çevirmen: Anzhela Barshchevskaya
Dramaturg & Yöneten: Deniz Hamzaoğlu
Oyuncular: Gülay Say, Zafer Altun
Koreograf: Bülent Develi
Müzik: Deniz Karausta
Işık Tasarım: Doğa Demirhan
Kostüm Tasarım: Gülay Say
Işık Kumanda: Erdi Göksu, Doğa Demirhan
Müzik Kumanda: İsmail Nadir Bilgili, Murat Mendeş
Yönetmen Yardımcısı: Fatma Yılmaz
Görsel Tasarım: Osman Moustafa
Trailer: Kürşat Taşçı
Asistan: Ufuk İnce, Murat Mendeş

Görseller: http://www.yabancisahne.com/netocka-nezvanova/
Yorum Yok

Perşembe, Aralık 14, 2017

Tehlikeli Oyunlar hakkında

Oğuz Atay'ın 'Tutunamayanlar'dan sonra en çok bilinen, benimse en sevdiğim kitabı 'Tehlikeli Oyunlar' ile aynı adı taşıyan oyunu, geçtiğimiz sene önerdiği her oyunu beğendiğim bir arkadaşım önermişti. Zaman zaman elime alıp, altını fosforlu kalemle ya da kara kalemle çizmiş diğer yaşlardaki Utkularla karşılaşma mekanım olduğu için benim için özel kitaplardan. 'Bu kez de dinleyeyim' diyerek sesli kitabını ararken karşılaştığım ağlak dizi sahneleri beni "bilet bulamadım, zaman ayıramadım" bahanelerinin ötesinde, soğutmuştu. Oyuna gitme hevesimi bir kenara bırakmış, her iki seyirciden birinin albayı olabilir, diye düşünerek korkmuştum. Öyle ya, seyirci tiyatronun en önemli parçalarından. Bazen öyle oluyor ki, tüm salon aynı aynı soluk alıp veriyor. Tiyatroyu en çok bu yüzden seviyorum. Tanımadığın onlarca insanla "bir" oluyorsun. 
https://seyyarsahne.com/ 'dan

Tehlikeli Oyunlar oyunu hakkında 

Bir kişiden birden fazla kişi ve bir mekandan birden fazla mekan yaratan Oğuz Atay'ın yaptığı işin üstüne çıkmak kolay olmayacaktı. Seyyar Sahne ekibi zor olanla mücadele etmiş. Sahnedeki dört halat ve iki kalas; bazen salıncak oluyordu, bazen koltuk, bazen yatak, bazen tepsi, hatta bazen deniz. Bu -mış gibi durumu çok ince ve şıktı. Bu fikri düşünen, geliştireni özellikle tebrik ediyorum. 
Çoklu mekan sadece dekorla verilmemiş elbette, kitabın da şık hareketlerinden, parantez içleriyle verilmiş. Kitaptaki bir kişiden birden fazla kişi, bir zamandan farklı zaman yaratmakta muhteşem Oğuz Atay'ın alaycı karmaşası ezilmemiş. Bunda ayak parmaklarına kadar fiziksel tiyatronun da hakkını vermek gerek. 
Oyuncunun sahnede seyirciyi beklediği oyunlara bayılıyorum, ne yalan söyleyeyim, pek gerçek. 'Tehlikeli Oyunlar'da da Hikmet Benol seyircinin yerleşmesini seyrediyor.
Oyun, seyircinin yüzünü ekşiterek onu mütemadiyen gülümsetiyor. Yüz ekşitme, Hikmet'ten. Ben kitabı okurken de yüzümü ekşiterek gülümsüyorum. Bence de Hikmet böyle bir şeydi. 
*
Kitabı yeniden elime alma zaman gelmiş. Yalnız bir kez daha başka bir şey anladım albayım. 
Ve çeliştim. 
Utku

Künye:

Konsept ve Yönetim: Celal Mordeniz
Metni Düzenleyen ve Reji Danışmanı: Oğuz Arıcı 
Metni Düzenleyen ve Oynayan: Erdem Şenocak
İki perde (90' ve 50')
Yorum Yok

Salı, Aralık 12, 2017

2018'in Rengi: Ultra Violet

Beklenen gün geldi: Pantone 2018'in aday rengini açıkladı: Ultra Violet. (Pantone yılın aday rengini açıkladığında biliyorum ki yıl bitmiş.)

2018'in Rengi: Ultra Violet

Pantone Renk Enstitüsü'ne göre 2018'in aday rengi: Ultra Violet. Bir renk görünmekle birlikte, çağrışım birkaç renk oluyor. Bu nedenle örnekleri pembeden laciverte uzanan bi renkle verdim. 
Aslında Ultra Violet birkaç yıldır epeyce kullanılıyordu. Hele ki bahsettiğim pembeden laciverte geçişi ile çok havalıydı. Parlak, iddialı, havalı. Biraz da depresif sanki. 


Ultra Violet
Tabii ki kıyafetlerde.
Ultra VioletUltra Violet
Saçlarda:
Ultra VioletUltra Violet
Makyajda:
Ultra VioletUltra Violet
 Dekorasyonda:
Ultra VioletUltra Violet


Ultra VioletUltra Violet
Sanırım bu sene daha renkliyiz ve uçuyoruz.
Yorum Yok

Pazartesi, Aralık 11, 2017

Alternatif Yılbaşı Hediyeleri

Daha önce o kadar güzel bir hediye listesi hazırlamışım ki, kendimi aşmakta zorlandım. Patronsuz Kazak demişim, Güneş Ocağı demişim, Tema fidan bağışı demişim. Liste yapmadığım diğer alternatif hediyeleri de sıralayayım: Dans ayakkabıları, çömlek kahve bardaklarıİstanbul'un kokuları ve dahası
"Yeni bir yıl, yeni umutlar getirsin; sevdiklerime güzel alternatif hediyeler vereyim" derseniz: 

Alternatif Yılbaşı Hediyeleri


Fikri klasik, seçenekleri alternatif bir hediye: Ajanda

Kültür - sanat hediyeleri

Bu yıl KumbaraKart, Lale Kart , Beyoğlu Sineması kartı hediye edebilirsiniz. 

Banyo paketi

Sevdiklerinize diş macunu, diş fırçası, sabun, kese, liften, taraktan oluşan güzel ve çevreye duyarlı bir paket yapabilirsiniz. Kendim de kullandığım ve çok memnun  kaldığım birkaç ürün seçtim:
  1. Organik diş macunu Bioplante, Ekoorganik 
  2. Bambu diş fırçası HumbleBrush, Ekoorganik
  3. Kemik tarak Tamtabi
  4. Lavanta sabunu ve katran sabunu Lisinia
  5. Gül suyu Lisinia
  6. Keçi kılı lif Tamtabi
  7. İpek yüz kesesi Nahıl Dükkan
  8. Pamuk peştemal Nahıl Dükkan

Güzel gıda paketi

Sevdiklerinize güzel bir gıda paketi de yapabilirsiniz. Kuru gıdadan başlayabilirsiniz. Aşağıdaki listeye güvenebilirsiniz. Hepsi denediğim, üreticisini bildiğim ürünler:
  1. Kuru fasulye Ovacık Belediyesi
  2. Nohut Tarlaburada
  3. Yeşil mercimek Elbademi Çiftliği
  4. Kırmızı mercimek Elbademi Çiftliği
  5. Ceviz Tarlaburada
  6. Badem Elbademi Çiftliği
  7. Çay Dayanışma Kooperatifi
  8. Keçi ve koyun peyniri Tohum Sofraya
  9. Bal Lisinia

Sıfır çöp hediyeleri 

Yazı benim olduğuna göre yine Sıfır Çöp yazısı yazabilirim. 2018'de sevdiklerinize çevreyi koruma şansı verebilirsiniz. Bez çanta, termos bardak ve cam mataradan başlayabilirsiniz.

  1. Bez çanta Ezza Design
  2. Termos mug Stanley
  3. Termos bardak Stanley
  4. Termos bardak Tchibo
  5. Cam matara HM
*En sık karşılaştırdığım soru, "Eee ben İstanbul dışında yaşıyorum. Nasıl alacağım?" olduğu için İnternet'ten alınabilecek ürünleri tercih ettim. Yoksa ohooo.. 

Bana hediye almak çok zor biliyorum; size ister 2017 bitiyor, ister 2018 geliyor hediyesi olsun, size ipucu vereyim:

  • KumbaraKart hediye edebilirsiniz. 
  • Her Pazar sabahı Eppek'in kuru domatesli ekmeğinden getirebilirsiniz. 
  • Her Çarşamba bir Kadıköy sahnesine tiyatroya çağırabilirsiniz.
  • Her ayın ilk günü #Tarih 'i bana alabilirsiniz. 
  • Kendinize bez çanta alıp, hayatınızdan plastik poşeti çıkarabilirsiniz.
Araya kendimi de sıkıştırdım. Haydi, güzel yıllar.
Utku
Yorum Yok

Pazartesi, Aralık 04, 2017

Beyoğlu Kadıköy'e Taşındı, Artık Herkes Evine Dönmeli

Artık Herkes Evine Dönmeli

Bundan tam dört yıl evvel "Beyoğlu Kadıköy'e taşınıyor, ay ne de şahane oluyor, bambaşka oluyor" yazısı yazmıştım.
Alternatif mekanların Kadıköy'e gelmesi muazzam mutluluk yarattı, orası kesin; ancak gelenler alternatif olmaktan çıktı. En azından bana bir alternatifliği kalmadı. Her kahvecide aynı sandalyeler, aynı menüler, aynı duvarlar, aynı baristalar,.. Hepsi de doluyor. Gelen mekan, yerli turisti de beraberinde getiriyor.
 Kadıköy
Kadıköy sahili
Kadıköy bu geçen dört yılda kent olmaktan çıktı. Evimin sokağındaki iki şarküteri bu esnada kapandı, karşıdaki pastahane son aylarını yaşıyor, düğmeci Kapatıyoruz levhası asmış.
Diktatörlükse diktatörlük, her dükkan belli bir sayıda insana hizmet sağlamalı, aynı eczaneler gibi. Her ev/dükkan sahibi kendisine daha çok kira veren kiracıyı tercih edecek elbette. Yıllar aynı yerde duran nalburiyenin kirayı karşılayamaması ve yerine kahveci açılmasını normal karşılıyorum dolayısıyla. Peki ne olacak, saatini pilini değiştirmek için Ümraniye'ye mi gideceğiz. Şaka yapmıyorum, bu gibi ufak tefek işlerimi Salihli'ye gidince yapıyorum. Bak bak, ben de yaptım; saat pili değiştirmeyi ufak tefek iş olarak gördüm. Benim gibi süper-yoğun biri için bunlar lüzumsuz; ama kahve içmek çok mühim. Tabii.
İstanbul iyiden iyiye kendi kendine bakamayan; temizliğini, yemeğini başkasına yaptırmasına alıştık, bir de vidayı takamayan, parayla hizmetini yaptıran bir tembel tenekeye döndü. Hayır, yanlış oldu. Bu tembel tenekelik toplumun her kademesinde normalleşti.
Her yer lokanta, kafe, kuaför.. Ye, iç, salın. Aferin.
Ay Utku, sen sanki 14 bin yıldır buradasın.

*Bu arada eski arşivlere baktım, Ersin Karabulut'un karikatürünü bulamadım. ): Ama şeftali hala çok romantik.
Yorum Yok