Perşembe, Haziran 01, 2017

Joko'nun Doğum Günü

Perşembe, Haziran 01, 2017

Bu sezon benim için, tiyatro seyirciliğim bakımından dolu dolu, bir taraftan da doyamadığım bir sezon oldu. Sezonun bitmesini akşam eve gidip ağlayarak geçireceğim.

Joko'nun Doğum Günü

Henüz sezon bitmemişken, yıl boyunca 'Aaa sen henüz gitmedin mi?' şaşkınlıkları ile geçirdiğim ve soluk soluğa yetişmiş olmamın hem hüznü hem de keyfiyle nasıl seyrettiysem, daha önce karşılaşmadığımızı düşündüğüm koltuk komşum bana, ne kadar tutkulu bir seyirci olduğumu, bunu onu çok mutlu ettiğini söyledi. Sahnedekiler o kadar tutkuluydu ki, seyirciyi içine aynı şekilde alıyordu.

Sezonun Ödüllerini Kapan Joko'nun Doğum Günü

Sezon boyunca ödülleri kapan Joko'nun Doğum Günü'nü ödülleri almaya başlamadan önce de seyretmek isterdim. Ödülün oyunu değiştirdiğini çokça gördüm. Olumsuz gibi görünse de olumsuz bir cümle kurmadım. Genellikle ödüllerden sonra sahnede daha gergin olduklarını düşünüyorum. Sanki artık hata yapma lüksleri yokmuş gibi davranıyorlar. Oysa ki, hata yapma lüksü, tiyatro için nefis bir şans. 
Roland Topor oyunu toplumun ezen ve ezilen taraflarını fiziksel bir ezme ve ezilme bakış açısı ile yazmış. Ersin Umut Güler'in yorumu ile oyun, bir soylu, bir doktor ve dişiliği ile öne çıkan bir kadının Joko'nun sırtına çıkmak istemesi, Joko'nun başta garipsemesine rağmen iş arkadaşlarından annesine kadar herkesin etkisi ile normalleştirmeye başlaması ile çarkın dişlilerince daha da ezilen kravatlı işçi Joko'yu ve dolayısıyla hepimizi konu ediyor. Konu itibariyle ezilene üzülebilirsiniz; ancak oyun ezilenin de ezilme sürecinin bir parçası olduğunu gözünüzün önüne seriyor. 

Öncelikle söylemem gerekir ki, ben de herkes gibi Joko rolüyle Tolga İskit'e bakakaldım. 
Oyunun ne vermek istediğini, sade ve ince fikirli dekorun verdiğini düşünüyorum. Sahneye teknoloji ile derinlik kazandırarak, tiyatronun verdiği öyleymiş gibi hakkını kullanırken, bir taraftan da derli toplululuğu ile dikkatimizi tek noktada ve sürekli tuttu. 
Oyundan çıktıktan sonra oyundaki sesin ne kadar berbat olduğunu düşündüm. Beni o kadar rahatsız etti ki, kendimi eve kapatıp sessizlik istedim. Üzerinden biraz zaman geçince sistemin rahatsız ediciliğini ses ile vermelerinin ne kadar iyi fikir olduğunu düşündüm. Dans adımları, pirinç ayıklama, örgü örme, böbreğe, dalağa dalma, hepsi birbirinden zorlu, rahatsız edici ve bir kadar da uyumluydu.
Oyun beni hem karakterleri, hem de sesi ile öyle rahatsız etti ki, izlediğimden bu yana boynumda ağrıyı hissediyorum. Sanki seyrederken ben de Wanda'yı, doktoru ve Sir Barnett'i taşıdım. 
Bir de kafamın içinde "Bir de sizleri taşımaya başladığımdan beri yere bakıyorum hep, daha önce göğe bakardım." sözü dolanıyor.
Ben kendi ödüllerimi Makbule Mercan, Tufan Dağtekin ve Selçuk Göldere'ye verdim, gitti. 

Sezon açılsın da, gidin. Tammam?

Yazan: Roland TOPOR
Çeviren: Mine G. KIRIKKANAT
Yöneten: Ersin Umut GÜLER
Oynayanlar:
Tolga İSKİT
Ayşe TUNABOYLU
Cenk Dost VERDİ
Efe ÜNAL
Merve DAĞLI
Yasemin ERTORUN
Burak ÜZEN
Sercan DEDE
Hareket Tasarımı: Selçuk GÖLDERE
Production Design, Sound Design, Animasyon Post Production: Tufan DAĞTEKİN
Kostüm Tasarımı: Makbule MERCAN
Işık Tasarımı: Alev TOPAL
İllüstrasyonlar: Can BADUR
Oyun Fotoğraflar: Orhan Cem ÇETİN - Saygın SERDAROĞLU

Yolcu Tiyatro web sitesi: http://www.yolcutiyatro.com/tr/
*Fotoğraflar Yolcu Tiyatro'nun web sitesinden.
Utku,

2 yorum:

  1. Merhaba,
    Joko'nun Doğum Günü'nü çok duymuştum. Keşke gitmiş olsaydım dedim okuyunca.
    Ne güzel yazmışsınız.
    Sevgiler,
    Müge

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar,
      Çok teşekkürler. (:
      Önümüzdeki sezon mutlaka gitmelisiniz.
      Utku

      Sil