Perşembe, Haziran 29, 2017

Hayvanlara Zarar Vermeden Güneşten Korunmak Mümkün

Hayvanlara Zarar Vermeden Güneşten Korunmak Mümkün

Günlük bakımımın olmazsa olmazı herhalde güneş koruyucularıdır. Yaz-kış evden/ofisten çıkmadan mutlaka kullanırım. Makyaj öncesinde kullanımda da şahane bir makyaj bazı; ancak içindeki toksik maddeler ve hayvanların denek olarak kullanılması nedeniyle bir süredir kullanmamaya bile karar verdim.
Resim yazısı ekle

Birinci alternatif: Hindistan cevizi yağı

Hindistan cevizi yağı, kişisel bakımınızda kullanabileceğiniz müthiş bir alternatif. Fevkalade kokusu ve tadı da cabası. Hindistan cevizi yağı doğal 20 SPF korumalı. 20 SPF de hassas olmayan ve yetişkin bir cilt için yeterli bir koruma. 
Ancak Hindistan cevizi yağı ince bir yağ olmasına rağmen, en nihayetinde bir yağ. Gözeneklerinizi kapatıp akne oluşumuna neden olabilir., bu konuda bir cildiye doktoru görüşmekte yarar var. Ayrıca memlekette Hindistan cevizi yağı üretimi olmadığı (ya da varsa kısıtlı olduğu) için bu kadar uzak mesafeden bir ürün getirmek dolayısıyla diğer sorunları (küresel ısınma,vs) beraberinde getirir. Yine aynı nedenle, maliyetini düşürmek için başka yağlarla karıştırabilirler ve ne aldığımızı bilmiyor olabiliriz. Zeytinyağı gibi, yerelde üretilebilse, üretimin peşine düşebiliriz mesela.

İkinci alternatif: Ekolojik, #CruetlyFree ürünler

Renkli kozmetiktense, bakım ürünlerinde çokça ekolojik ve #CrueltyFree ürün çeşidi var. Bu konuda çok şanslıyız öncelikle. Üzerine çok iyi yorumlar aldığım Cyrene'den başladım ve doğru tercih yaptığımı anladım. Cyrene, güneş kremi kokusundan hoşlanmayan hamile arkadaşımdan da iyi not aldı. 
Bu ürünle ilgili tek sorunum 50+ SPF olması. 20+ SPF bana yeterli. 
***
Cyrene size diğer ürünlerin deneme boylarından/numunelerinden de gönderiyor. Deneyerek satın almayı, işe yarayıp yaramadığını görmeyi önemsiyorum.
Şu sıra Cyrene 50+ SPF güneş kremi ve Hindistan cevizi yağını da kullanıyorum. Parfüm, vücut kokusu, vs kullanmadığım için Hindistan cevizi yağı doğal bir koku da oluyor.
Cyrene'yi nerden alabilirsiniz: https://cyrene.com.tr/
İyi tatiller. (:
Utku
Yorum Yok

Perşembe, Haziran 22, 2017

Kadıköy Sokaklarında Dans Ayakkabıları

Ofisten eve, evden arkadaşıma, arkadaşımdan pazara, pazardan tiyatroya, tiyatroya dükkana yürüyerek arşınladığım Kadıköy sokakları bana artık toz-duman, bana artık yıkıntı-döküntü. Bir taraftan da topuklu ayakkabı giymeyi seviyorum. Ne yapsam derken aklıma dansçıların ayakkabıları (aslında tiyatrocuların ayakkabılarını düşündüm; ama piyasada tiyatrocu ayakkabısı diye bir şey yok) geldi. 9 pont (yaklaşık 6 cm) topuk beni tatmin eder, gerçek deri de yormaz diye düşündüm. Bu sebeple karşıma çıkan İpek Kundura ayakkaplarını uzun uzadıya inceledim. Hepsini tek tek inceledim; ancak ilk kez kullandığım bir marka olduğu için biraz çekindim. Sonra bir baktım; yıllarca giydiğim Seç Kundura, İpek Kundura'nın ayakkaplarını kullanıyormuş.
İpek Kundura
Yıldızlı Pekiyi
Kendime gerçek deriden bir dans ayakkabısı aldım; çünkü Kadıköy'ün hafriyat kamyonlarıyla dolu kaldırımlarından dans ederek yürümek istiyorum. Ayakkaplarımı aldım ve bir kız çocuğu olduğum için ayağımdan bir süre çıkarmadım. 
İpek Kundura

Neden Gerçek Deri Ayakkabı?

  • Öncelikle doğal malzemeden. Suni derilerde malzemeyi deriye benzetmek için türlü işlemlerden geçiriyorlar. Bu işlemlerin oldukça zararlı olduğunu, daha keskin bir ifadeyle kanserojen olduğunu belirtmeliyim.
  • Derinin yapısı gereği yumuşak olacak, dolayısıyla ayağınızı saracak. 38 ayak numaralı her insanın ayağı fabrikadan çıkmadığı için birbirinize benzemez. Ayakkabının esneyerek sarması, ayakkabı için olmazsa olmazdır. 
  • Deri küçük gözenekler içerdiği için ayağınızın içinde nefes almasını sağlar. Böylece mantar gibi hastalıkları, dolayısıyla ayak kokusu riskini en aza indirgersiniz.  Deri ayakkabınızı ise bir gün dinlendirmeniz yeterlidir. İki çift deri ayakkabınız olsun, size bir şey olmaz.

İpek Kundura hakkında:

Beyoğlu'nda el yapımı gerçek deri ayakkabılar yapan İpek Kundura, hem klasik, hem de trend parçalar yapıyor. Ayak numaraları standart (Genellikle 37,5 giyiyorum, buradan da 37,5 aldım.) Ayrıca belirtmeliyim ki, 33 numara ayakkabı gördüm. Küçük ayaklıların güzel ayakkabı bulmakta ne kadar zorlandıklarını biliyorum. Hem ayakkabı seçenekleri, hem de geniş numara skalası ile iyi bir hediye seçimi olabilir. 

İpek Kunduraİpek Kundura
Deri ayakkabınıza iyi bakarsanız sadece kumaş parçalarını (bağcık gibi) değiştirerek yıllarca ilk günkü gibi eşlik etmesini sağlayabilirsiniz. Kullan-at bir hayatınız varsa o başka. 


Ayakkabıların el yapımı olduğunu buradan da görebilirsiniz:



İpek Kundura iletişim bilgileri için: 

Adres: Kuloğlu Mahallesi Kocaağa Sok. Bali Apartmanı No:4/4 Beyoğlu,İstanbul
0212 249 06 17 - 0535 980 57 52

Şükür bu hafta da haftanın tasarımcısını seçtik.

Dans ayakkabılarıyla Utku,
Yorum Yok

Pazartesi, Haziran 05, 2017

Ekolojik Diş Fırçası ve Macunu

Daha önce de bol bol yazdığım gibi, ekolojik, zararlı kimyasallardan uzak ve #SıfırÇöp ile yaşamaya çabalayınca bu mevzuları birbirinden ayıramıyorsun; bir süre sonra gıda israfından kaçınıyorsun, etiket okumaya başlıyorsun, aldığın süt için ineğin nasıl beslendiğini bile merak ediyorsun. Vegan olmamama rağmen, kozmetik, özellikle renkli kozmetikte vegan ürünler (#CrueltyFree) kullanmaya başladım.  Benim kirpiğim daha uzun ve siyah olsun diye niye bir hayvana işkence ediliyor?

Ekolojik Diş Fırçası ve Macunu

Bio-plante diş macunu ve HumbleBrush diş fırçaları
Bio-plante diş macunu ve HumbleBrush diş fırçaları

Vegan ve Doğal Diş Macunu Bio-Plante

Evde yaptığınız ürünlerde ham maddenin yolculuğuna giriyorsunuz; hangi koşullarda, hangi ürünle yapıldığını bilmeniz; sonra ürünü bir süre kullanıp hem alerjiniz olmadığını hem de işe yaradığını görmeniz gerekiyor. Ancak diş macunu diğerlerinden biraz farklı. Ağız bakımında kendi yaptığım ürünleri kullanmaktan çekindim. Biraz araştırmadan sonra kendi birkaç marka buldum; bu markalardan birisi Bio-plante markasıydı. Bir süredir kullanıyorum ve oldukça memnunum.
İçinde paraben, florür, vs yok. Natrue organik ürünler sertifikası var. Cruelty-free olması en önemli özelliklerinden.
Ben yılların alışkanlığı ile aloe vera-nane çeşidini aldım; ancak sonraki alışverişimde tarçın-sarı sakız veya bergamot-portakal çeşitlerini de deneyeceğim.

Geri Dönüştürülebilir ve Sağlıklı Diş Fırçası HumbleBrush

3-4 ayda bir değiştirilmesi gereken diş fırçalarının plastik olması beni uzun süredir rahatsız ediyordu; ama kalite konusunda da kaygı yaşıyordum. HumbleBrush diş fırçasını kullandığımdan beri lüzumsuz bir kaygı olduğunu anladım. Marketlerde satılan plastik diş fırçalarına dönmeyi hiç planlamıyorum.
HumbleBrush bambu fırça sapıyla doğada kısa sürede %100 geri dönüşebilir. Bambu kendi kendine yetişebilen bir bitki olduğu için zehirli gübresiz üretimi destekler. Ergonomik ve hafif bir yapısı var, üstelik görünüşü de şahane!
Buradan yetkililere sesleniyorum; katlanır veya kısa fırça sapı yapsanız da, yanımızda da taşısak. 

O zamaaan çok kolay 
#SıfırÇöp Adım #11
Sentetik, doğaya ve sağlığınıza zararlı plastik diş fırçasından kurtul: Bambu diş fırçası kullan

Bio-plante diş macunu nerede satılır?

Kendi sitesinden, çeşitli sitelerden, eczanelerden alabilirsiniz. 

HumbleBrush diş fırçası nerede satılır?

Kendi sitesinden, çeşitli sitelerden, ekolojik pazarlardan alabilirsiniz. 

Dişinize önem veriniz.
Utku,
4 Yorum

Perşembe, Haziran 01, 2017

Joko'nun Doğum Günü

Bu sezon benim için, tiyatro seyirciliğim bakımından dolu dolu, bir taraftan da doyamadığım bir sezon oldu. Sezonun bitmesini akşam eve gidip ağlayarak geçireceğim.

Joko'nun Doğum Günü

Henüz sezon bitmemişken, yıl boyunca 'Aaa sen henüz gitmedin mi?' şaşkınlıkları ile geçirdiğim ve soluk soluğa yetişmiş olmamın hem hüznü hem de keyfiyle nasıl seyrettiysem, daha önce karşılaşmadığımızı düşündüğüm koltuk komşum bana, ne kadar tutkulu bir seyirci olduğumu, bunu onu çok mutlu ettiğini söyledi. Sahnedekiler o kadar tutkuluydu ki, seyirciyi içine aynı şekilde alıyordu.

Sezonun Ödüllerini Kapan Joko'nun Doğum Günü

Sezon boyunca ödülleri kapan Joko'nun Doğum Günü'nü ödülleri almaya başlamadan önce de seyretmek isterdim. Ödülün oyunu değiştirdiğini çokça gördüm. Olumsuz gibi görünse de olumsuz bir cümle kurmadım. Genellikle ödüllerden sonra sahnede daha gergin olduklarını düşünüyorum. Sanki artık hata yapma lüksleri yokmuş gibi davranıyorlar. Oysa ki, hata yapma lüksü, tiyatro için nefis bir şans. 
Roland Topor oyunu toplumun ezen ve ezilen taraflarını fiziksel bir ezme ve ezilme bakış açısı ile yazmış. Ersin Umut Güler'in yorumu ile oyun, bir soylu, bir doktor ve dişiliği ile öne çıkan bir kadının Joko'nun sırtına çıkmak istemesi, Joko'nun başta garipsemesine rağmen iş arkadaşlarından annesine kadar herkesin etkisi ile normalleştirmeye başlaması ile çarkın dişlilerince daha da ezilen kravatlı işçi Joko'yu ve dolayısıyla hepimizi konu ediyor. Konu itibariyle ezilene üzülebilirsiniz; ancak oyun ezilenin de ezilme sürecinin bir parçası olduğunu gözünüzün önüne seriyor. 

Öncelikle söylemem gerekir ki, ben de herkes gibi Joko rolüyle Tolga İskit'e bakakaldım. 
Oyunun ne vermek istediğini, sade ve ince fikirli dekorun verdiğini düşünüyorum. Sahneye teknoloji ile derinlik kazandırarak, tiyatronun verdiği öyleymiş gibi hakkını kullanırken, bir taraftan da derli toplululuğu ile dikkatimizi tek noktada ve sürekli tuttu. 
Oyundan çıktıktan sonra oyundaki sesin ne kadar berbat olduğunu düşündüm. Beni o kadar rahatsız etti ki, kendimi eve kapatıp sessizlik istedim. Üzerinden biraz zaman geçince sistemin rahatsız ediciliğini ses ile vermelerinin ne kadar iyi fikir olduğunu düşündüm. Dans adımları, pirinç ayıklama, örgü örme, böbreğe, dalağa dalma, hepsi birbirinden zorlu, rahatsız edici ve bir kadar da uyumluydu.
Oyun beni hem karakterleri, hem de sesi ile öyle rahatsız etti ki, seyrettiğimden bu yana boynumda ağrıyı hissediyorum. Sanki seyrederken ben de Wanda'yı, doktoru ve Sir Barnett'i taşıdım. 
Bir de kafamın içinde "Bir de sizleri taşımaya başladığımdan beri yere bakıyorum hep, daha önce göğe bakardım." sözü dolanıyor.
Ben kendi ödüllerimi Makbule Mercan, Tufan Dağtekin ve Selçuk Göldere'ye verdim, gitti. 

Sezon açılsın da, gidin. Tammam?

Yazan: Roland TOPOR
Çeviren: Mine G. KIRIKKANAT
Yöneten: Ersin Umut GÜLER
Oynayanlar:
Tolga İSKİT
Ayşe TUNABOYLU
Cenk Dost VERDİ
Efe ÜNAL
Merve DAĞLI
Yasemin ERTORUN
Burak ÜZEN
Sercan DEDE
Hareket Tasarımı: Selçuk GÖLDERE
Production Design, Sound Design, Animasyon Post Production: Tufan DAĞTEKİN
Kostüm Tasarımı: Makbule MERCAN
Işık Tasarımı: Alev TOPAL
İllüstrasyonlar: Can BADUR
Oyun Fotoğraflar: Orhan Cem ÇETİN - Saygın SERDAROĞLU

Yolcu Tiyatro web sitesi: http://www.yolcutiyatro.com/tr/
*Fotoğraflar Yolcu Tiyatro'nun web sitesinden.
Utku,
2 Yorum