Pazartesi, Mart 27, 2017

Kıyıya Oturmanın Böylesi

Tiyatroda en sevdiğim: oyuncunun bizi sahnede hazır beklediği oyunlar. Bunu milyon kere yazsam da, yılmayacağım. Perdesiz sahnelerin perdesiz oyunlarının tadından yenmeyen yönlerinden birisi. Kıyıya Oturmanın Böylesi de Merve Engin'in bizim koltuklarımıza yerleşmemizi beklemeyerek kendini sahneye atmasıyla başlıyor. Ve hooop oyunun hikayesine alıyor. 
Merve Engin, Kıyıya Oturmanın Böylesi
Merve Engin, Kıyıya Oturmanın Böylesi

Kıyıya Oturmanın Böylesi

Başa dönecek olursak, Benim Komşum Tiyatro kapsamında oyun öncesinde Emek Sahnesinde Merve Engin'le sohbet etme şansımız oldu. Ben bir beyaz yakalı olarak söyleşinin son saatine yetişmiş olsam da, Merve Engin'in enerjisini yakalamış bulunuyorum. Anlatılanı tekrar tekrar sorarak insanları boğdum, o ayrı.
155.sine yetişerek zevkle seyrettiğimiz oyun için Merve Engin'in motivasyonunun azalmadığı açıkça görünüyor. (ya da bu motivasyonun azalmış haliyse, off) Oyun süresinin farklı sayılar olsa da, biz 80 dakika seyrettik. Oyun fazlasıyla etkileşimli (interaktif). Seyirci de oyunun önemli bir parçası.
Commedia dell’arte türünde yani saray için değil, halk için yapılan, aşık karakterler haricinde tüm karakterlerin masklarla oynadığı tiyatronun evrilmiş hali olan Commedia Gabriellina türü için Merve Engin ile Kıyıya Oturmanın Böylesi, henüz ilk ve tek örneği. Commedia Gabriellina türünün farkı, efsane bu ya, bir oyun öncesinde bir oyuncu hariç tüm oyuncuların oyuna giderken kaza geçirip oyuna yetişemediği (oyuna çıkamayacakları) için tek oyuncunun seyircilerin tepkileri nedeniyle oyunu tek başına sahnelemek zorunda kalması ile ortaya çıkmış bir tür.
Merve Engin, Kıyıya Oturmanın Böylesi
Merve Engin, Kıyıya Oturmanın Böylesi
11 ayrı karakteri, sesi, elleri, ayakları, vs tüm bedeniyle canlandıran Merve Engin'e mask ve diğer aksesuarlar eşlik ediyor. Araya başka masklar da karışmış gerçi (Hala her yer Taksim, her yer direniş). Kıyıya Oturmanın Böylesi uzun süredir almak istediğim mask dersi konusunda beni yeniden heyecanlandırdı. 
İnternet'te kopyala-yapıştır yazıların arasında bu tür konusunda detaylıca yazılmış bir yazı okumak isterseniz, buraya uğrayın. Ya da oyun sonrasında Merve Engin'le sohbet edin. Merve Engin gerçekten şahane biri. Anlamadığım bir mevzuyu bize verdiği, o anda "Amaan, ne soracağım ki?" diye düşündüğüm için almadığım ancak sonra aklımda kaldığı için çok mutlu olduğum epostası vasıtasıyla sordum ve hemmen bir cevap aldım. Onunla tanışmanızı çok isterim.
Kıyıya nasıl oturmuşlar, bi' bakın. 
Utku,
Dünya Tiyatrolar Günü kutlu olsun.
#tiyatroiyidir

Künye:
Oyuncu: Merve Engin
Kanava, masklar ve süpervizör: Antonio Fava

Emek Sahnesi takvimi için tıklayın
Yorum Yok

Perşembe, Mart 23, 2017

İstanbul'da Dört Mevsim No:2 Adalar'da Mimoza Zamanı

Daha önce şöyle demiştim: "Düşünün ki İstanbul'da yalnızca dört mevsiminiz kaldı." Düşünmek çok zor. Buna rağmen Eylül'den bu yana her sokağını yeniden geziyorum İstanbul'un. Eski lokantalarına, eski şekercilerine giriyorum, işim uzasa da vapurlar karşıya geçiyorum, yolumu İstanbul'a çeviriyorum. Aldığım her kitabın ilk sayfasına, tarihle birlikte hangi kitapçıdan aldığımı da yazıyorum. Anı biriktiriyorum. 

Size yaşadığınız Ulan İstanbul'da Canım İstanbul planlar

Burgazada'da Mimoza Zamanı

İstanbul'da Dört Mevsim No:2 Adalar'da Mimoza Zamanı

Mart'ın gelmesiyle mimozalar Adaları basmışken, hemen bir İstanbul planı yaptım. Adalardan Burgaz'ı seçtim. Sapsarı mimozaların arasında Sait Faik'e selam verdim. Siz de Mart'ı kaçırmayın. Hemen hafta sonu planınızı yapın. Yoksa Erguvan zamanını bekleyeceksiniz. 
Adalar'da Mimoza Zamanı hakkında, İstanbul'da Dört Mevsim yazılarımda feyz aldığım Cengiz Özdemir (@kulturistan) yazısına mutlaka bakın

Burgazada'da Ne Yapılır? 

1. Öncelikle sabah erken saatte vapura binin. Sabah çayınızı vapurda için. Her saat Bostancı'dan motor kalkıyor. 
2. Kahvaltı için yanınızda bir şey götürün, sahildeki kahvelerden birine girin. Sahilde güzel bir kahvaltı yapın. Ya da oturun bir yere, bir şeyler atıştırın. 
3. Ama midenizi doldurmayın. Ergün Pastanesinde milföy tatlısı alın. 
Ergün Pastanesi, milföy tatlısı
Ergün Pastanesi, milföy tatlısı, Foto: @ciddihendrix
4. Vaftizci Yahya (Ioannes Prodromos) Kilisesini görün. (@kulturistan alıntısı)
İskelenin hemen karşısında kocaman kilise Ayios İoannes Prodromos Kilisesidir. Vaftizci Yahya anlamına gelir. Bu kilisenin mimarı aynı zamanda Fener Rum Lisesinin yapan Nikolaos Dimadistir. 1894 depreminden sonra yapılmıştır. Kilisenin çok ilginç bir hikayesi vardır: Adalar Bizans devrinde birer sürgün yeri. 9. yüzyılda ikona taraftarı rahip Metodios çeşitli işkenceler gördükten sonra 834'te burada sürülür ve iki katille aynı mezar/hücreye konur. Toprak altında 2x2 metre boyutunda bir hücrede tam 7 yıl çile doldurur. Bir balıkçının verdiği balıklarla hayatta kalır. 842 yılına gelindiğinde son ikona karşıtı imparator Theofilos ölüp yerine karısı Theodora geçince Metodios affedilir ve hatta patrik ilan edilir. Metodiosun çile doldurduğu hücre bugün hala kilisenin Metodios patrik olduktan sonra bu hücrenin üzerine Vaftizci Yahya adına bir kilise yaptırılmasını ister ve Rum balıkçı köyüne armağan eder.
Ioannes Prodromos Kilisesi
Ioannes Prodromos Kilisesi

5. Sait Faik'in evini ziyaret edin. Bırakın Sait Faik size seslensin: Hişt hişt!
Sait Faik'in evi
Sait Faik'in evi

Üstelik Sait Faik Ağzından Burgaz Ada:


6. Kalpazankaya'ya yürüyün. 
Kalpazankaya hakkında (@kulturistan alıntısı): 
Adanın güzel köşelerinden biri Kalpazankaya'dır. İlk kalp paranın burada basıldığı söylenir. Gözden uzak bu yerde bir de standart balık lokantası vardır. Sahildekilerin de özellikle pazar günleri aşırı doluluktan hizmet kalitesi düşüyor; ancak mutlaka Sait Faik müzesi gezilebilir, uzun yürüyüşler yapılabilir, nefes yeterse tepedeki Hristos Manastırı ve Rum mezarlığı görülebilir. 
7. Kalpazankaya'ya ya da başka bir meyhanede bir öğlen rakısı için. Kalpazankaya Restoran'da iseniz rakının yanında şakşuka ve deniz börülcesi alın ve önceden rezervasyon yaptırın. 

Ada tarihi hakkında (@kulturistan alıntısı):
Burgaz kale demektir. Eski adı Antigoni olan adada, antik dönemden kalan bir kale Osmanlı devrine kadar ayaktaymış. Büyük İskender'in komutanlarından Antigonis MÖ 298 yılında inşa edilmiş.Adanın eski adı bu nedenle Antigonidir. Sait Faik'in adasıdır.
****

Burgazada olmaz mı? Ya Heybeliada? (@kulturistan alıntısı):

1. Heybeliadada Terk-i Dünya Kilisesine gidin. 
1894 depreminde yer ile yeksan olunca kartal yuvası misali kayalıkların tepesine inşa ediliyor. 64 olaylarında yağmalanıyor ve Kayserili Rahip Stilyanidis feci şekilde dövülüyor. Rahibin bu olaylara dayanamayıp öldüğü söyleniyor. Daha fazla bilgi ve görsel için: 
2. Hüseyin Rahmi Gürpınar evine gidin.
1944'te savaşın en zor günlerinde bu konakta yaşlı ve hasta bir adam olarak bugün vefat etti.Kışları çok üşüdüğü kesin Hiç evlenmemiş ve sürekli yazı yazıp dantel örmüştür. Dantelleri hala müzede sergilenir. 
3. Bahar aylarında Heybeliada Değirmenburnu'nda piknik yapın. 
***

Ya Büyükada? (@kulturistan alıntısı):

1. Mimoza zamanınızı geçirdiyseniz, 23 Nisan'da Büyükada'da Aya Yorgi'ye çıkın ve adak adayın.
2. Büyükada Rum Yetimhanesi görülesi yerlerden. Dünyada bir örneği daha yok. 50 yıldır boş içeri giremezsiniz; ancak etrafından görmek bile güzel. Enis Batur burasıyla ilgili bir risale yazmıştı.
Kumarhane niyetine açılıp yetimhane olan Avrupanın en büyük, Dünyanın ikinci büyük ahşap yapısı Büyükada Rum Yetimhanesidir. 5 katlı ve 206 odalı bu tesis Mimar Aleksandr Vallaury'nin elinden çıktı. 1898 yılında 50000 altına mal oldu. Ancak vesveseli Sultan Hamit bu gözden uzak tesiste kendisine karşı baĞzı odakların kumpas kuracağı fikrine kapıldı ve tesisin açılmasına izin vermedi. Bunun üzerine 50000 altına mal olan bu tesis 3700 altına büyük bir zararla patrikhaneye satıldı. Bu ödemeyi Rum banker Zarifi ailesinden hayırsever Eleni Zarifi yaptı ve bina patrikhaneye Rum yetim çocuklarının barınması ve eğitimi için bağışlandı; ancak burada ilginç bir ayrıntı var. Sultan Hamit otel olarak kurulmasına izin vermediği bu tesise kendi kasasından 146 altın bağışladı ve ayrıca her gün 7,5 okka et ve gerektiği kadar ekmeğin saray mutfağından karşılanmasını emretti. Emlak vergisinden de muaf tuttu. 1964 olaylarına kadar faal olan yetimhane o yıldan beri boş.Yani 51 yıldır Bugün hala durumu belirsiz. Zaten toplasanız İstanbul'da 2500 Rum ya var, ya yok. Bırakınız yetimi normal okullarda bile toplam öğrenci sayısı 3 haneli rakamlara ulaşamıyor. Buranın kendi kendine yıkılmasını beklemeden bir şekliyle kurtarılıp yeniden hayat bulması şart. 
3. Troçki'nin Büyükada'da kaldığı köşkü görün-ki son bienalin ana mekanlarından biriydi. Köşkün mimarı Dimadis'tir. Dimadis Fener Rum Okulunun da mimarıdır. Mimari benzerlik zaten kendini ele verir, Çankaya Caddesi üzerinde Hamlacı sokakta yer alır. 
Leon Troçki Ekim devriminin planlayıcısı üç kişiden biriydi. Lenin öldükten sonra Stalin'le girdiği iktidar mücadelesini kaybetti 1929'da İstanbul'a sürgüne yollandı, 4,5 yıl İstanbul Büyükada'da Arap İzzet Paşa köşkünde kaldı. En önemli eserlerini İstanbul'da yazdı. İstanbul'a ilk geldiği sıralarda Tokatlıyan Otelini kullanan Troçki otelin önünde bir aracın içinde. Kılık değiştirmiş Kızıl ordunun komutanı olarak Rusya'dan kovaladığı Beyaz Rusların çoğu İstanbul'daydı ve büyük risk altındaydı. Bu nedenle Büyükada'yı seçti. Mina Urgan Troçki ile nasıl karşılaştığını ve onun balıkçılık merakını Bir Dinozorun Anıları kitabında anlatır. Meraklısına... 
Troçki taraftarları tarafından çok sıkı korunuyor bir yandan da tüm dünyadaki taraftarlarını örgütlemeye devam ediyordu. 1933'te bu kabına sığmaz devrimci Türkiye'yi terk etti. Arap İzzet Paşa köşkü halen harap bir vaziyette ayaktadır. Bu harap köşke yıllar sonra giren bir İrlandalı fotoğrafçının sergisinde hala içeride kitaplar görünüyordu. Bu kütüphane ve kitaplar Troçki'ye mi ait bilmiyorum; ama burasının tıpkı Meksika'daki evi gibi müze olması gerekir. Troçki'nin Meksika'da katledildiği ev anısına uygun olarak müze oldu. Dünyanın dört bir yanından hayranları ziyaret ediyor. Bir Troçkist değilim; ama bu büyük devrimcinin yolunun İstanbul'dan geçmesi, en önemli eserlerini burada yazması bile benim açımdan önemlidir Onun anısına evinin müze yapılması için yıllar önce yazdığım bir yazı: Link burada 
***

Adalar için kitap önerileri:

#KitapÖnerisi:  Enis Batur - Hayalet
#KitapÖnerisi: Mina Urgan - Bir Dinazorun Anıları
#HikayeÖnerisi: Sait Faik - Hişt Hişt 
#KitapÖnerisi: Yalçın Tosun - Bir Peruk Gibi Hüzünlü (Sait Faik Hikaye Armağanı ile)
***
Not: Cengiz Özdemir (@kulturistan) alıntılarına olabildiğince müdahale etmedim. 

Adalar bende de bitmedi. Heybeliada var, Büyükada var.. Yazarken pek bi' hoşuma gitti. Bu hafta da başka bir adaya gideyim. Bir sonraki Canım İstanbul planında görüşmek üzere,
Utku

 İstanbul'da Dört Mevsim No:1 Ayvansaray - Fener - Balat Günü
Yorum Yok

Pazartesi, Mart 20, 2017

Benim Komşum Tiyatro

Kadıköy'ü sevmeyen var mı?
Biz Kadıköylüler (ya da Kadıköycüler) İstanbul'u seviyoruz; ama İstanbul'un Erguvan zamanını, tarihini, çeşitliliğini, vs severken, Kadıköy'ün yaşamını seviyoruz. Hele ki Gezi'den sonra yayılan kültürle Kadıköy daha da hareketlendi. Butik kahvecileri, pubları, bisiklet yolları, atölyeleri ve en sevdiğim de tiyatroları. Klasiği bilen, yeniyi deneyen tiyatrocu topluluğunu biz de sahiplendik, destekledik. Oyunlara gittik. Koltukları boş bırakmadık. Biz seyirciler, birbirimizi sadece tiyatro koltuklarında, gişelerde ve fuayelerde görmemize rağmen, birbirimize selam verir olduk. Nasıl ki yönetmeninden metin yazarına bir tiyatro topluluğu varsa, tiyatro seyircisi de o topluluğun önemli bir parçası.
Kadıköy Tiyatroları web sitesinden
Kadıköy Tiyatrolar Platformu ve Kadıköy Belediyesinin ortak çalışması ile bu selamlaşmalar arttı. Biz seyircileri de tiyatronun bir parçası olarak gören platformun (şimdilik) son çalışması olan Benim Komşum Tiyatro ile, Emek Sahnesindeki çalışmalara her hafta büyük bir heyecanla katılıyorum. Okulda, sahnede, sohbette öğrendiklerini bize gözleri parlayarak anlatan sevgili tiyatrocular ile sohbet etmek, beni daha çok heyecanlandırdı. Neden tiyatroyu sevdiğimi yüksek sesle düşünmeye başladım. Oyunun nasıl çıkarıldığını, oyundan önceki heyecanı gördüm. Seyirci gözüyle gördüğüm tiyatronun, oyuncu, yönetmen, metin yazarı,vs tarafını öğrenmeye başladım. 
Emek Sahnesinde bir Utku
Bambaşka bir çalışma içinde tanıştığım, sonrasında Benim Komşum Tiyatroculardan biri olduğunu öğrendiğim bir Kadıköylü/Kadıköycü ile sohbetimizin bir saat sonunda sanki yıllarca hayatımın bir parçası gibi hissetmemde bu güzel topluluğun önemli bir payı olduğunu düşünüyorum.
Kadıköy Tiyatrolar Platformu, Kadıköy Belediyesi, Benim Komşum Tiyatro tiyatroları, Emek Sahnesi, Pınar Yıldırım, Edip Tepeli, Gamze Bayraktaroğlu ve tüm konuk tiyatrocular.
Yaşayın, var olun!
#tiyatroiyidir 
Utku,
Yorum Yok

Perşembe, Mart 16, 2017

Pek Kadın* Yırca Hanımeli Kadınları

Kömürün İsi, Sabunun Misi

Soma'nın Yırca köyünü ve halkını duymuşsunuzdur: Soma'nın başına gelen üst üste felaketlerden sonra termik santral yapmak üzere 6 bin ağacın kesilmesine karşı çıkan ve bu direniş esnasında hırpalanan köy halkı. Hırpalandılar; ancak haklı davalarından vazgeçmediler. Bunu yaparken de gülmeyi, içlerindeki sevgiyi tutmayı ihmal etmediler.
Yırca Hanımeli
Yırca köylüleri ile ilgili güzel fikirlerimin bir kısmı okuduğum, izlediğim bilgiler iken, büyük bir kısmı tanışıklığımızdandır. Geçtiğimiz hafta "Birlikte çalışabilir miyiz acaba?" diyerek kafa yorarken, hikayelerini uzun uzadıya dinledim. Uzun uzadıya diyorum ama yetmedi. Görüşmek için ayarladığımız bir saati dört saat yaparken, hiç kalkıp gitmek istemedik. En nihayetinde Elvan, Hanife, Emine ve Kenan'la neredeyse beni de yanlarında götürecekleri kadar birbirimizi sevdiğimiz bir akşam geçirdik. 
Yırca Hanımeli
Yırca Hanımeli Facebook sayfasından
Kenan'ın İstanbul'daki okul sonrası iş hayatından Yırca Köyüne taşınma hikayesi hem imrendiriyor, hem de acaba ben de yapabilir miyim dedirtiyor sahiden.
25 kadın tedarikten satışa, üretimden sosyal medyada görev dağılımı için, planlı ve disiplinli şekilde çalışıyor. Dur durak yok. 
Anladığım kadarıyla Kenan'ın işi aslında zor olmamış. Yırca halkı zaten bilinçliymiş. Kenan, Yırca kadınlarını organize etmiş ve cesaretlendirmiş. Şimdi de sürdürülebilir bir proje olmasına destek vermeye çabalıyor. Proje dedim; ama bu iş bir projenin çok ötesinde, bir yaşam olmuş artık.

Zararlı Kimyasallardan Uzak, Ekolojik Ürünler

-Güçlü kadınları desteklemeliyiz.
-Kadınların ayakları yere sağlam basmalı.
-Kadın para kazanmalı. 
Evet. Ancak çok önemli başka bir durum daha var Yırca Hanımeli ile ilgili. Tüm ürünler ekolojik; ürünlerin içinde renklendirici ve koku verici zararlı kimyasallar yok. Geleneksel yöntemler kullanılıyor, hatta bu desteklenmeye çalışılıyor. Ürünler doğaya en zararsız ambalajlarla korunuyor. Önümüzdeki zamanlarda ambalajları toplayıp daha da sağlam bir çalışma yapmayı planlıyorlar. Zeytinyağı sabunu ve mumu kullandım. Çok memnun kaldım. Mum, yalnızca bal mumundan yapılıyor ve yandıkça mis gibi bal kokusu yayıyor. Görünüşü güzel. Nefis bir hediyelik. Güzel bir koku ve görüntü için kendinizi ve sevdiklerinizi zararlı kimyasallarla boğmayın.
Yırca Hanımeli Yırca Hanımeli
***
Bazen kendi aramızda konuştuğumuzda "Bir daha Gezi olamayacak" konuşmalarında genel fikir: Gezi'nin bir sonuca ulaşmaması. Asla katılmadığım bu fikir, Yırca Hanımeli ile bir kez daha karşıma çıktı. Gezi, can suyunu verdi bize. Artık boylu boyunca yeşillenmek bizim elimizde.

İstanbul'a geldiği gibi kendisine de bahar gelen Utku,

*Pek kadın=Yırca'da bir şeyin çok beğenildiğini anlatmak için "pek kadın" kullanılırmış. "Pek kadın" nefis değil mi!

Bir de Değer Katan Kadınlar projesi içinde izleyin.

Yırca Hanımeli Sosyal Medya Hesapları
Yorum Yok

Perşembe, Mart 09, 2017

Güçlü, Sade ve Ölçülü Antabus

Birinin benim yerime tercihlerimi belirlemesine zaman zaman ihtiyaç duyduğumu yazmıştım. "Bunu Ben de Yaparım" ile "Antabus" Afife Jale Ödüllerini tek kişilik dev kadrolarıyla Yılın En Başarılı Kadın ve Erkek Oyuncu ödüllerini alarak, listemde acil gidilmesi gerekenler sırasına yerleşti. Ben de fırsatını bulmuşken ardı sıra seyrettim. 
Ön bilgi: Antabus nedir? Alkolü bırakmak üzere, alkolle birlikte kullanıldığında ölüm riski taşıyan, özellikle alkolik koca için kullanılan bir ilaç.

Tiyatroda Kadın Metinleri

Son yıllarda tiyatroda kadın metinleri, oyunları çokça yazıldı, oynandı. Hepsi kıymetli, hepsi sağlam. Dert, tasa olunca; sanat da kendiliğinden doğuyor. Doğan da büyüyor haliyle.
Aylardır beklediğim Antabus'u Moda Sahnesinde görür görmez biletleri aldım. Buna rağmen en arkadan seyrettik, demek ki bekleyen sadece ben değilim. Oyundan çıktığımızda ise, sözlü olmayan bir anlaşmayla kapıda bekledik. Biraz üzerine konuşup biraz da esler vererek düşündük.

Güçlü, Sade ve Ölçülü Antabus

Antabus'un kadın karakteri Leyla, üçüncü sayfa haberlerinde bolca karşılaştığımız İstanbul'un kenar mahallesinde yaşayan; değil İstanbul'u, kendi hayatını yaşayamayan herhangi bir kadın. 
Hikayede hali hazırda herhangi diye tariflediğim bu karakter için ajitasyon yapılmamış, ama hikayesi hançer gibi kalbimize saplanıyor. Öyle ki, bu zorunlu arabesk doğalında yerine oturmuş.
Karakterin zoraki bir Anadolu aksanı yapmaması çok hoşuma gitti. Yerelin aksandan, acının acındırmadan değil de; hikayeden ve gerçeğin kendisinden verilmesi çok sarsıcı ve güçlü; Nihal Yalçın'ın oyunculuğu da, Seray Şahiner'in hikayesi de sade, sadeliğine bağlı ölçülüydü. Elbette bunun önemli bir parçası da yönetmen İlham Yazar'dı.
Nihal Yalçın çok güçlü bir oyuncu. Şu zamana kadar izlediğim hiçbir karakterinden şüphe duymadım. Henüz kendini tekrar ettiğini görmedim. İki saate yakın süre bizi Leyla olduğuna ikna etti. "Hadi çevirin sayfayı" derken tokatladı ve gitti.
Kumaş lastik saç tokasının el bileğinden saçına, sonra yine el bileğine geçmesi, sokaktaki gölgesinin savrula savrula koşması, kafasını öne atıp uyuması ve arkaya atıp uyanması gözümün önünden gitmiyor üç gündür.
*
Ailemizin kız torunu geliyor. Biz aylardır heyecanla isim arıyoruz. Deniz, Nehir, Çağla, vs ne olursa olsun, Ayşe'ye karşı yüzüm eğik.
Evet, susuyoruz, doğru.
Sana söz, artık susmak yok.
Utku,

Künye:
Genel Sanat Yönetmeni: Erdal Beşikçioğlu
Yazan: Seray Şahiner
Yöneten: İlham Yazar 
Oynayan: Nihal Yalçın
Yorum Yok

Perşembe, Mart 02, 2017

Bunu Ben de Yaparım ki

Bazen hangi oyuna gideceğimi şaşırıyorum. Kendi listemde kayboluyorum. Hepsine hepsine gitmek istiyorum. Aralarından seçim yapmam gerekiyor. "Sezonda Gitmek İstediğim Oyunlar" diye bir liste yaptım kendime, o kadar. Bazen bir arkadaşım arıyor, "Bende bilet var hadi gidelim" diyor. Off, en sevdiğim oluyor. Bazen biri benim yerime karar versin istiyorum. 
"Bunu Ben de Yaparım", benim yerime güvendiğim birinin tercihi gibi oldu aslında. İbrahim Selim'e 2016'da Afife Jale Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu ödülünü veren kurul benim için karar vermiş oldu. Yekta Kopan, alternatif programı Noktalı Virgül'de "Hadi bilet al" derken, kardeşim "Ben de geliyorum" dedi.
Görsel go-dot.org'dan

Birbirimizi tanısak ya, aslında çok tatlıyız

Öncelikle derim ki: metinden haberdar olmadığım için oyun esnasında, aklıma şunlar geldi: Birbirimizi tanısak çok severiz aslında. Birbirimize aşık olsak, off, Dünya ne güzel olur. Sorun hiç görmememiz. Zahmet de etmememiz. Daha önce dayanamayıp böyle birkaç cümle etmiştim. İşte burada: Bizim Mahalle, Yukarıki Mahalle

Canım DOT

DOT, klasiği görmezden gelmeden, yüzünü yeniye dönen genç, hep de genç kalacak bir tiyatro. Kanyon'da da olmuş. Beni hiç rahatsız etmedi. Hatta, öncesinde Suvla'da oturulur.

Bence

  • Bence oyun dün yazıldı. 2222 yılında yazılsa da böyle yazılır. 
  • Bence oyun komik falan değildi. Ağır dramdı. Tamam biraz güldürdü ama çok daha fazla üzdü. Dudağım sallandı.
  • Bence gerçekten İbrahim Selim müze görevlisi. Önceden de bodyguarddı.
  • Bence metin çeviri değildi; aynı metin Türkçe de yazıldı. Nick Hornby, Melisa Kesmez, Serkan Salihoğlu birlikte yazdı.
  • Bence "Bunu Ben de Yaparım" adı, orijinal adı olan "Nipplejesus" kadar güzel. (ki bence ikisi de orijinal)
  • Bence soğan ağacından da sanat olur.
  • Bence bunu ben de yazarım. Yazarım tabii, yazılmışı var.
DOT oyunları biraz pahalı. (2017,Şubat'ta 60 TL) Ancak son dakika bileti diye de bi' şey var. Son dakika gidip bilet bulursanız, 20 TL'ye bilet alıyorsunuz. 

Güzel not: Yekta Kopan'ın 2016 Afife Jale Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu ödülünü "Bunu Ben de Yaparım" ile alan İbrahim Selim ve Afife Jale Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu ödülünü "Antabus" ile alan Nihal Yalçın'ın katıldığı programını buradan izleyebilirsiniz. Güzel program, iyi iş. İkinci hedef ne? Antabus. Evet.

Künye:
Yazan: NICK HORNBY
Yöneten: SERKAN SALİHOĞLU
Çeviren: MELİSA KESMEZ, SERKAN SALİHOĞLU
Oyuncu: İBRAHİM SELİM
Dramaturg: MELİSA KESMEZ
Işık Tasarımı: SERKAN SALİHOĞLU
Ses Tasarımı: ÖZGEHAN ÖZTURAN
Afiş Tasarımı: HALUK TUNCAY
Afiş Fotoğrafı: SERDAR TANYELİ
Oyun Tanıtım Fotoğrafları: AYŞEGÜL KARACAN
Proje Ekibi: UĞUR BARAN, BARIŞ AYTAÇ, ATAKAN AKARSU
Mekan Yönetimi: AYŞEGÜL BEYAZDAĞ, ÖZER ERGUVAN
Teşekkürler: ERDEM AVŞAR, CEM YILMAZER

DOT Twitter:
https://twitter.com/dottiyatro

Seyredin "Bunu Ben de Yaparım"ı.
İi günner,
Utku
Yorum Yok