Perşembe, Ocak 26, 2017

Metabolizmanızı Hızlandırmanın 8 Kolay Yolu

Metabolizma hızımız tamamen bizim kontrolümüz altında değil; fakat sağlıklı alışkanlıklar edinerek hızlandırmamızın birçok yolu var. İşte bunlardan birkaçı;

  • Güne Sağlıklı Bir Kahvaltıyla Başlayın

Uyurken metabolizma hızımız düşer ve biz yeniden yemek yiyene dek yeniden hızlanmaz. Bu yüzden kahvaltı metabolizmanınızı hızlandıran en önemli öğündür. Yapılan araştırmalar da bunu kanıtlar nitelikte. Kahvaltı yapan kişilerin kilo verme oranı yapmayanlara göre daha fazla.

  • Yüksek Yoğunluklu Egzersiz Yapın

Egzersiz rutininize yüksek yoğunluklu antrenmanlar eklemeniz, metabolizmanızı hızlandırdığı için daha fazla yağ yakmanıza yardımcı olabilir. HIIT antrenmanları metabolizma hızınızı yükselttiği için  antrenman sonrasında bile yağ yakmanıza yardım eder.

  • Ayağa Kalkın

Uzun süre oturmak sağlığınıza zararlıdır ve daha az kalori harcamanıza da sebep olur. Oturarak yaptığınız bir işiniz varsa, düzenli olarak ayağa kalkın veya masanızın etrafında ayakta zaman geçirin. İlave olarak metabolizmanızı hızlandırmak için arabanızı uzağa park etmeyi ya da  asansör yerine merdivenleri kullanmayı da denebilirsiniz.

  • Acı Biber Yiyin

Bibere acı tadını veren kapsaisin aynı zamanda metabolizmanızın hızlanmasını da sağlayabiliyor. Yapılan araştırmalara göre, bir yemek kaşığı acı biber yemek vücut ısınızı yükseltiyor. Fakat bu iddialı miktarı herkesin tüketebilmesi mümkün değil; mide rahatsızlıklarınız varsa dikkatli olmakta fayda var. 

  • Kahve ya da Yeşil Çay İçin

Kafein, merkezi sinir sistemini doğrudan uyaran bir özelliğe sahiptir. Kahve ya da yeşil çay içmek sizi uyandırmanın yanı sıra metabolizmanızı önemli ölçüde arttırır, kilo vermenize ve kilonuzu korumanıza yardımcı olur. 

  • Az ve Sık Öğünler Yiyin

Kilo vermek istiyorsanız tüm gün yemek yemek belki mantıksız gibi gelebilir; fakat gün içerisinde 3 büyük ana öğün tüketmek yerine 5-6 küçük öğün metabolizmanızın 7/24 çalışmasına yardımcı olur. Bu sayede porsiyon kontrolü sağlayarak fazla yemenin de önüne geçmiş olursunuz.

  • Her Öğününüze Protein Ekleyin

Proteinin sindirimi diğer besinlere göre daha uzun sürer ve daha fazla enerji gerektirir. Bu da metabolizmanının hızlanmasını sağlar. Her öğünde yağ, karbonhidrat ve protein üçlüsünü yiyerek dengeli bir öğün oluştursanız, metabolizmanızın ideal biçimde çalışmasını sağlar.

  • Yeteri Kadar Uyuyun

Uykusuzluk obezite riskini yükselten başlıca sebeplerden biridir. Bu da uyku eksikliğinin metabolizma üzerinde negatif etkileri olabileceğini gösteriyor. Ayrıca uykusuzluğun yaktığınız kalori miktarını düşürdüğünü ve insülin direncinizi yükselttiğini söyleyebiliriz. Ne kadar az uyuyorsanız o kadar çok stres altında olursunuz. Yapılan araştırmalara göre uzun süreli stres kilo almanıza sebep olabiliyor.

Yazı www.happinessly.net'ten alınmıştır. 

Yorum Yok

Pazartesi, Ocak 23, 2017

Ofiste de Sıfır Çöp #2

Ofiste de Sıfır Çöp meselesinde o kadar aşama kaydedip, bir o kadar da yazmışım ki, ikiye bölerek kısaltmayı uygun gördüm. #SıfırÇöp mevzusu ile daraltmayı hedefliyorum ancak bir yazıda değil.

Nerde Kalmıştık?

  • Sebilin yanında duran plastik su bardaklarını ve çay ve kahve makinelerinin yanında duran karton bardakları kaldırmıştık. Yerine porselen ve cam bardakların sayısını artırmıştık. 
  • Öğle yemeğinde ofise gelen yemek kaplarını sudan geçirip (mümkünse daha derinlemesine) temizleyip geri dönüşüme kazandırmıştık.
  • Öğle yemeğinde gelen plastik çatal ve kaşıkları, poşetleri, ıslak mendilleri gelen kişiye iade etmiştik. Bir sonraki siparişte getirmemesini rica etmiştik. 

Adım 6: Ofiste Artan Yemekler Sokak Hayvanlarına Gitsin, Cam Matara Kullanılsın, Atık Piller Ayrılsın, E-Dönüşüm Tamamlansın

Sokak Hayvanlarına Yemek ve Geri Dönüştürülen Poşet

Ofiste artan yemekler sokak hayvanlarına gidiyor. Öğleden sonra krizlerinin meyvelerin kabuklarını kurutup çaylara koyuyoruz. Bir ara sirke yapmaya çalıştık; ancak o delilikti. Ofiste o kadar da kolay değil. 
Her şeyi atmaya adapte olmuş bir tür var: temizlikçiler. En büyük mücadelem temizlikçi ile oldu. Değerlendiremiyorsak, illa ki atmamız gerekiyorsa; geri dönüşebilen bir çöp poşeti ile atıyoruz.

Öğleden Sonra Krizleri

Ambalajlı tatlılar alıyoruz ve çok tükeniyor; ancak bilinçli bir çalışan topluluğumuz olduğunu da söylemeden edemeyeceğim. Kendi peynirini, zeytinini, reçelini, yulaf ezmesini, granolasını, meyvelerini getirdikleri için hem sağlıklı besleniyorlar, hem de ofisten çıkan ambalaj sayısı azalıyor.

Cam Su Şişesi

Herkes kendi cam şişe/matarasını kullanıyordu zaten.

Atık Piller

Ofiste atık pil kutusu zaten vardı.
http://tap.org.tr/

E-Fatura geçişi (E-Dönüşüm)

Mükellef olsun-olmasın firmaların kendi bütçelerine ve sistemlerine uygun bir elektronik dönüşüm aracına geçiş yapmasını önemli buluyorum. Üstelik dijitalde arşivlemek, ulaşmak, vs oldukça kolay. Biz de bu esnada faturalarımızı kağıttan elektroniğe dönüştürdük
*
Çok basit:
  • Yemek artıklarını sokak hayvanlarına ver
  • Meyve kabuklarını kurut, çaya koy (şekeri azaltacaksın)
  • Artıkları değerlendiremiyorsan geri dönüştürülebilen poşetlerle at
  • Kendi sağlıklı yemeğini ofise götür
  • Atık pil kutusu kullan
  • Cam su şişesi/matarası kullan
  • E-dönüşüm aracına geç
Yapmak istediğim birkaç değişiklik daha var. Zaten en büyük krizleri aştık. Bundan sonrası kolay olan.

Sizin de güzel haberlerinizi bekliyorum.
Teşekkürler,
Sevgiler,
Utku 
(Çünkü kurum kültürü)

Yorum Yok

Perşembe, Ocak 19, 2017

Ofiste de Sıfır Çöp #1

Evde, çantada #SıfırÇöp iddiamın dışında ofiste de #SıfırÇöp çalışması yaptığımızı söylemeliyim. Kurumsal firmalarda plastik, kağıt, cam, pil, ilaç, vs ayrıldığını biliyorum; ancak orta ölçekli firmalarda bu süreç inisiyatife bırakılıyor. Hızlı yaşayan beyaz yakalı ise bu inisiyatifi hiç üzerine almıyor. 

Adım 5: Ofiste Plastik ve Karton Bardak, Tabak, Çatal, Kaşıktan ve Islak Mendilden Kurtul

Plastik ve Karton Bardaklar

Biz de süreci Utokrasi kapsamında değerlendirerek önce sebilin yanındaki plastik su bardaklarını sonra da çay ve kahve makinelerinin yanındaki karton bardakları kaldırıp yerine porselen bardakların sayısını artırdık. Bunu yaparken bulaşık makinesi kullanımını artırdık. Sebilin yanındaki plastik bardaklar o kadar bağımlılık yapmış ki, ofiste kriz oldu; ancak birkaç haftada alıştılar. Şimdi hiç plastik ve karton bardak satın alınmıyor. Yalnızca porselen ve cam bardak kullanılıyor. 

Öğle Yemeği Kapları

Çöp kovası olarak kullanılan büyük kovayı geri dönüşüm kutusu yaptık. Belediyenin bu sokaktan ne zaman geçtiğini öğrendik, istediği gibi mavi poşetlerde o günü bekledik. Ancak bu geri dönüşüm kutusunda şöyle bir aksilik vardı: artık her şeyi dijitalde tutan biz kağıt çıktı almadığımız için o kutu neredeyse boş kalıyordu. En fazla çöp, en çok öğle yemeği yenen yemeğin kapları oluyordu. Bu çöpleri yıkayarak geri dönüşüm kutusuna atılmasını sağlamak haftalarımızı aldı. Hızlı yaşayan beyaz yakalının elinden hızını aldık. 
Alıştılar.

Plastik Çatal ve Kaşık

Özen gösterdiğimiz başka bir durum ise, ofise gelen plastik çatal ve kaşığı aynı poşet içinde iade etmek oldu. Ben başlarında Utokrasi rejiminin bir neferi olarak durduğum için iade ediyorlar. Elbette bu esnada ofisteki metal çatal ve kaşık sayısını artırdık.
Bildiğiniz gibi bu çatal ve kaşığın içinde ıslak mendiller de bulunuyor. Artık bunların yerine ofiste pamuklu bezler kullanılıyor.
*
Çok basit:
  • Sebilin yanındaki plastik bardak
  • Çay ve kahve makinelerinin yanındaki karton bardak
  • Öğle yemeğinde gelen yemek kapları
  • Öğle yemeğinde gelen plastik çatal, kaşık ve poşet
  • Islak Mendil
Kurtul veya dönüştür

Bu değişiklikler oldukça köklü değişiklikler oldu. Alışmak zaman aldı; ancak olumlu sonuçlandı. Arada kaçak olmuyor mu? Oluyor elbette. Ancak aralarında birkaç kişi evinde de bu ayrımı yapmaya başladı bile. 
Sizin de güzel haberlerinizi bekliyorum.
Teşekkürler,
Sevgiler,
Utku 
(Çünkü kurum kültürü)

Yorum Yok

Pazartesi, Ocak 16, 2017

Sıfır Çöp'te Kampanya: Kullan, Atma, Sömür Sonra At

Sıfır Çöp'te Kampanya: Kullan, Atma, Sömür, Sonra At

Kullan-At'çılıkla mücadelemin en başına dönersek, taze meyve-sebzece bu kadar zengin topraklarda neden sirke, meyve çayı, kuru meyve, vs kullanmıyoruz, diyerek, eve giren her meyve-sebzeyi sonuna kadar kullanmaya başladığım noktayı yazmak istiyorum. Böylelikle pratik ancak ambalajlı çok üründen kurtulmuş oldum. 

Adım 4: Poşet Çay, Bulaşık Makinesi Kokusu, Market Sirkesi Ambalajlarından Kurtul

Meyve Kabuklarından Çay
Amacım sağlığa zararlı ve doğada yok olmayan plastiklerden kurtulmak olmasına rağmen, paralelde meyve-sebzeyi de daha nasıl kullanabileceğimi düşünmüştüm. Zaman zaman bundan bahsetmiştim de. Örneğin, meyvelerin kabuklarını fırında (mandalina, limon, nar, vs 100 derecede yaklaşık 30 dakika) kuruttuğumu, kendi bitki çayımı yaptığımı anlatmıştım. Bu meyveleri eğer pazardan alıyorsanız (kendi bahçeniz değilse) bolca yıkamanızın önemli olduğunu ekleyeyim. 
  • Böylelikle poşet çaydan, çayın poşetinden ve ambalajından kurtulmuş olduk. 
Bitki Çayına Tatlandırıcı
Mandalina gibi şekerli meyvelerin kabuklarını ıhlamur, ada çayı gibi çaylarda tat verici olarak da kullanabilirsiniz. 
  • Böylelikle işlenmiş şekerden, şekerin ambalajından kurtulmuş olduk
Atıştırmalık Kuru Meyve
Elma, ayva gibi kabuğu yenen meyveleri kurutup kuru meyve olarak da tüketebilirsiniz.
  • Böylelikle arada aldığımız atıştırmalıklardan (bisküvi, çikolata, vs) ve ambalajlarından kurtulmuş olduk. 
Bulaşık Makinesi Kokusu
Limon gibi güzel kokulu meyveleri bulaşık makinesine koyup kokusundan faydalanabilirsiniz.
  • Böylelikle bulaşık makinesi kokusu ve ambalajından kurtulmuş olduk.
Limon, Elma, Ayva, Üzümden Sirke
Çay, kuru meyvenin dışında en sevdiğim "bir daha kullanma" yöntemlerinden birisi de sirke yapımı. Meyvenin kabuğu, posası, yenmeyen ortasını içme suyunun içine biraz sirke ile atarak iki ayda kendi sirkenizi yapabilirsiniz. 
Sirke Yapımı:
Meyveler çökene kadar bir süre  günde bir kez karıştırmalısınız ki suyun üzerinde kalan kısmı çürümesin. Meyveler çöktükten sonra sirke olmaya başlayacak. İlk yapışınızda sirke anası bulamazsınız, o yüzden koyduğunuz sirkenin sirke anası oluşturmasını bekleyeceksiniz. Kabaca beyaz tabakanın sirke anası olduğunu söyleyebilirim. Bu beyaz tabaka da dibe çökünce sirkeniz olmuş demektir. Bu esnada içine sinek, böcek, vs girmemesi için pamuklu bir bezle kapatın. Yaklaşık iki ayda sirke haline gelecek. İki ay sonra süzüp saçınızda, yiyeceğinizde, temizliğinizde, vs kullanabilirsiniz.
  • Böylelikle plastik sirke ambalajından, sirkeden yaptığımız toniğin ambalajından, hatta bilgisayar ekranı temizleyici ambalajından kurtulmuş olduk.
Çok basit,
Meyve kabuğunu
  • Kurut çay yap
  • Kurut tatlandırıcı yap
  • Kurut atıştırmalık yap
  • Bulaşık makinesinin içine at koku yap
  • İçme suyuna at sirke yap
Bunları yazarken çokça vaktimi alıyor gibi görünebilir. İlk yapım aşaması zaman alıcı olsa da ikinciden itibaren oldukça kolay.

Ben yapmıyorum, fırın yapıyor diyen Utku,

Yorum Yok

Perşembe, Ocak 12, 2017

Sıfır Çöp ile Hayat: Kullan, Atma

Sıfır Çöp mevzusunda biraz ağır ilerlemeye karar verdim. Kullan-at mendilleri bırakmak, plastik poşeti bırakmak gibi pratik değil çünkü. Hayatımızın her noktasında o kadar girmiş ki, "Ne olur ne olmaz" diye çantamda hala tekli ıslak mendil kullanıyorum. 
Adım 3'e bu nedenle daha basit bir ipucu ile girmek istiyorum: 

Adım 3: Çantadaki Küçük Plastiklerden Kurtul

Mesela sigarayı alırken aldığın ve bir yerlerde bırakmaktan üzülmeyeceğin o değersiz plastik çakmak ve partilerin seçim zamanı bile dağıttığı 'seçimi bile beklemeden tükenen' plastik tükenmez kalem. 
Bir plastik çakmak doğada ortalama 100 yılda yok oluyor (muş). Bunun yerine doldurulabilir çakmak ve hatta kibrit kullanmaya öneriyorum. Ne dersin? Çok havalı, düşün bence.

Ya da benim gibi 'yazmadan anlamayanlardansan' karalama için tükenmez kalem yerine kurşun kalem kullan. Aylarca, hatta ilkokulda yaptığımız gibi, 10 cm kalana kadar kullan.
Bu yazıyı yazarken gittim çantama baktım. Ben de her İstanbul'da yaşayan gibi, dolapları küçültüp çantama dolduruyorum. Orada gözüme el kremi kutusu takıldı. El kremlerinin çanta boylarını alıp çantaya atıyoruz. Sonra da kullanıp atıyoruz. Ben durum için bittikçe doldurabileceğim kutulardan kullanıyorum. Yani el kremi kutusunu atmıyorum. Nemlendirici olarak da, özellikle kışın, Hindistan cevizi yağı kullanıyorum. Bittikçe dolduruyorum. 

Çok basit: 
  • Plastik çakmak
  • Tükenmez kalem
  • El kremi kutusu
Doğaya zarar vermemek adına başladığım kullan-at'lardan vazgeçme motivasyonuma daha yukarıdan baktığımda ekonomik olarak değişikliği de görüyorum. Bundan da mutlaka bahsedeceğim.

Kullan, atma diyen Utku,

Yorum Yok

Pazartesi, Ocak 09, 2017

Sıfır Çöp ile Yaşamak Mümkün

Bir süre sıfır çöp iddiam ile ilgili yazılar yazıp okuyan üç beş kişiyi boğmaya karar verdim. 

Sıfır Çöp ile Yaşamak Mümkün 

Adım 1'i yazdım. Her şey çok güzeldi; ancak ikincisini yani Adım 2'yi yazmak çok zor oldu. Yazdım, yazdım sildim. Önce hangi pratik üründen vazgeçmenin dayanılmaz hafifliğinden bahsetsem bilemedim. Sonunda çareyi, hepsini yazıp yakın çevrem arasında kısa bir anket yapmakta buldum. Tüm kullan-at'lar pratikti; önceliği mendillere vermişlerdi. 

Adım 2: Kullan-at Mendillerden Kurtul

http://pinsandprocrastination.com/ 'dan
Bu adım oldukça zor oldu. Çünkü yere dökülen sıvıyı hoop tek hareketle kağıt havluyla temizlemeye o kadar alışmışız ki, bir süre mutfak tezgahının üstünde kirli bezler bana baktı, ben onlara baktım. Onlardan kurtulmak için atsam mı diye bile düşündüm. Yani kendi kendime çelme taktım. En sonunda birbirimize ve temiz kalmaya alıştık. 
Üstelik ben de geç saatlerde eve gelip kendimi yatağa attıktan sonra makyajımı temizlemediğimi hatırlayıp el yordamıyla makyaj temizleme mendilini arıyordum; sonra da her sabah komodinin üzerindeki kirli makyaj temizleme mendiline 'Günaydın' diyordum. Pratikti, benimdi; ancak doğada yıllar yılı yok olmuyordu.
Yani kağıt havlu ve makyaj temizleme mendili pratiklik konusunda yarışırdı. 
Bir de bunların can kardeşi ıslak mendil var. Masa kirlenir, kullanırız; elimiz kirlenir, kullanırız; ayakkabımız tozlanır kullanırız. Güzelim ahşap masaya, yumuşacık elimize ve pahalı ayakkabımıza yazık ederiz. 

Çok basit;
  • Kağıt havlu 
  • Islak / kolonyalı mendil
  • Makyaj temizleme
yerine pamuklu bez öneriyorum. Giymediğiniz pamuklu tişörtlerinizi küçük küçük kesip sıkça yıkayabilirsiniz. Pamuklu bez doğada ortalama 2-5 ay arasında yok oluyor(muş). Bir gün bu bezleri attığınızda canınız daha az acıyacak. 

Sıfır çöp/sıfır atık mevzusunda en temel ve büyük sorun, pratik olanı bırakmaktaki zorluk oluyor aslında. Tüm kararlarda olduğu gibi, meşakkatli olanı göze alma, bir süre yaşamın tüm noktalarında uygulama yorgunluğu baş gösteriyor. Ancak bir süre yapınca, eskisini unutuyor beyin. Hatta sanki bir önceki hiç olmamış gibi bile davranıyor. Islak mendil kullanmayı bıraktığınızda, kullanan "kendince" titizlerin, temizlik hastalarının gözünüze ne kadar pis geldiğini göreceksiniz.
Alışıyor efendim insan.

Kullan, atma, yıka, yeniden kullan diyen Utku,

Yorum Yok

Perşembe, Ocak 05, 2017

Sıfır Çöp ile Yaşamak Mümkün mü?

Öncelikle belirtmem ambalaj atıklarına, meyve kabukları, kullanılmış yağlara çöp denildiğinde çok bozuluyorum; ancak konunun daha iyi anlaşılması sesimi çıkarmıyorum. Sensin Çöp!

Sıfır Çöp ile Yaşamak Mümkün mü?

Çok sevgili pazar çantam
Kendi kendine iddiaya girip bir yılda yalnızca bir kavanoz çöp çıkaran bloggerin hikayesini okumuşsunuzdur. Türkçe bir yayından okuduysanız, altındaki yorumları da. Yok artık hiç pirinç de mi almamış mı? Sigarayı napıyormuş? Ped için ne kullanıyormuş? vs
Kendi kendine iddiaya girmek benden sorulur ama bu bir yıl içinde oldukça uzun bir kitap listesini devirmeye benzemez diyerek geri çekiliyordum; ancak kendimle yaptığımla gizli sözleşme ile iddiaya girmiş bulundum. Bir yıl boyunca evden, ofisten, çantadan sıfır çöp çıkacaktı.
Açıkçası aradan bir süre geçmeden anlatmamaya, yazmamaya çabaladım; çünkü bu gibi radikal kararlar yılbaşı kararları gibi anlık ve alay edilesi kararlar oluyor. Örneğin ofiste 153. kez sigara bırakma dalgaları uçuşuyor. Bizse yeni bir sigara bırakma dalgasını "Hı, hı, tabii" ile karşılıyoruz.
Ancak çöp mevzusunda ayakları yere sağlam bastığını gördüğüm değişiklikleri peyderpey yazmak istedim:

Adım 1: Plastik Poşetten ve Yumurta Viyolünden Kurtul 

Öncelikle ilk mücadelem alışveriş poşetleriyleydi. Bir plastik poşetin ham maddesi olan polietilen doğada 1.000 (bin) yılda çözülüyor. 10 yıl önce attığınız poşet hala dün gibi doğada yani. Bunun için çantamda ince bir bez çanta bulunduruyorum ki, eve girerken almam gereken bir şey olduğunda bu bez çantaya atıyorum: mesela ekmek. Hoop, köşedeki fırının maliyetini düşürdüm. Ayrıca haftalık yaptığım pazar alışverişimde daha sağlam pazar çantasıyla çıkıyorum. Bu alışveriş esnasında aldığım meyve ve sebzeleri poşet almadan doğrudan çantaya atıyorum. Nerden baksanız, her hafta 15 plastik poşeti kurtarıyorum. 
Meyveleri doğrudan çantana at!

Ayrıca hep aynı yumurtacıdan yumurta alıyorum ve karton viyolümle gidiyorum. Kurtardım mı viyolleri!
Plastik poşet meselesini daha detaylı anlatmıştım. Bunun yaygınlaştığını görmemek mümkün değil. Pazarda çokça tüketicinin kendi alışveriş çantası olduğunu görüyorum. Pazarcı da alışmış gibi görünüyor. 

Çok basit: 
  • Sağlam bir alışveriş çantası
  • Hafif bir bez çanta
  • Karton yumurta viyolü

İlk adımınız bunlar olsun. Hadi bu hafta başlayın.
***
"Ay sadece ben yapınca ne değişecek ki?" sorusuna bayılıyorum. Bakırköy Belediye Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Alican Yücesoy'un bambaşka bir konuda benzer bir soruya verdiği şahane yanıt geliyor aklıma: "Biz ilk yola çıktığımızda 'Burası düzelmez, hiçbir şey olmaz, her zaman başkalarının dediği olur' dediler. Biz de 'Denediniz mi?' diye sorduk. Deneyince her şey oluyor." Link 

Deneyince olduğunu gören Utku,
Yorum Yok

Pazartesi, Ocak 02, 2017

İş Görüşmelerinde Ne Giyilebilir?

Son zamanlarda hangi dijital toplantıya katılsam: Z kuşağı ile nasıl anlaşacağız? Z kuşağına nasıl satacağız? Z kuşağını nasıl bağlayacağız? Sunumlarıyla karşılaşıyorum. Merak ediyorum: Y kuşağı gümbür gümbür gelirken, bu endişeler ve hazırlıklar yapıldı mı? 
Z kuşağı aşağı - Z kuşağı yukarı çalışmalarını her ne kadar eleştirsem de, yorum yapmadan edemiyorum. Z kuşağının enerjisi, entelektüel birikimi, sadakatsizliği gibi karakteristik özelliklerini görmemek mümkün değil elbette. 
Danışmanlık firmaları büyümeyi çoğalmak olarak görmediği için danışmanlık hizmeti veren firmamız için aday danışmanlarla öncelikle ben tanışıyorum. Nasıl giyiniyor, nasıl konuşuyor, diyalog kurabiliyor mu, tutarlı mı, eğlenmeyi biliyor mu diye tartıyorum. Ve görüyorum ki Z kuşağı iş görüşmelerinde ne giymesi gerektiğini bilmiyor. Evet, Z kuşağımla ilgili yeni tespitim. 
Ha, biz biliyor muyduk; hayır. Bu nedenle yaptığım bir eleştiri değil; bana konuşmak olsun.

İş Görüşmelerinde Ne Giyilebilir?

  • Paçaları uzun, emanet parlak takım elbiseler giymeyin. Farklı desen ve farklı renkte şahane ikilileri bakabilirsiniz. Ekose ikili takımlar çok iyi fikir:

  • Ekose pantolonlar, bisiklet yaka tek renk kazak/bluzle tek başına giyilebilir:


  • Klasik ceket-pantolon ikilisi giymek isterseniz; parlak ve polyester olmayan bir siyah takım işini görür:


  • Klasik siyah ceket takım giyecekseniz içine beyaz tişört giyebilirsiniz:


  • Özel bir durumunuz yoksa 15 pont topuklu ayakkabı giymeyin. Sneakers, oxford, makosen, vs çok iyi tercihler olacak.


  • Yok ben illa topuklu ayakkabı giyeceğim diyorsanız, 7 pont (en fazla 9 pont) yeterli olacak. 


  • Hem spor, hem şık; hem maskulen, hem de feminen: Kazak-gömlek ikilisi:


  • Renklere takılmayın, önemli olan tonlardır. Kahverengi giymeyin, diyene kulak asmayın. Kahverengi bir trençkot kurtarıcı olabilir:


  • Ama siyah her zaman kurtarır:

KISACIK:

  • Aşırı makyaj yapmayın.
  • Aşırı parfüm sıkmayın. 
  • Polyester giymeyin. Hiçbir zaman polyester giymeyin.
  • Saçlarınız için kuaföre gitmenize gerek yok, hatta gitmeyin; ama tarayın. 
  • Derin V yaka, kayık yaka bluzler risk taşır. Bisiklet yaka tercih edin.
Dijital, sözel, vs trendleri takip edin, Dünyayı yakalayın. 

Bunları derlerken, yarınki toplantım için plan yapmış oldum. Ruhum 22 yaşında.
Utku
Yorum Yok