Perşembe, Aralık 15, 2016

Sade ve Vurucu: Sen İstanbul'dan Daha Güzelsin

Perşembe, Aralık 15, 2016

Her şeyden önce: 10 Aralık'ta Beşiktaş'ta yaşanan terör saldırısının ertesi günü oyunu iptal etmeyerek direnmelerinin önünde saygıyla eğiliyorum. Bu gibi kötü günlerde oyun seyretmek, kitap okumak, çalışmaktan daha başka bir çare gelmiyor aklıma. Hele ki tiyatro; yalnız olmadığımızı görmek açısından daha çok direnç katıyor.

Sade ve Vurucu: Sen İstanbul'dan Daha Güzelsin

Gözümüzün önünde hızla değişen İstanbul'u arka plan alarak anneanne, anne ve genç kızın 50 yıllık yaşamları ve duymaktan pek de hoşlanmadığımız iç seslerini konu alan "Sen İstanbul'dan Daha Güzelsin" 2016-2017 tiyatro sezonunda sahne almaya başladı. İlk gününden itibaren dikkatimi çeken bu oyunu hepimiz için oldukça karanlık bir günde, 11 Aralık'ta seyretme fırsatı buldum. Karanlık günümüzü aydınlattığını, aydınlatırken de içimize işlediğini söylemeden edemeyeceğim.
Ne kadar da tatlı tatlı sohbet ettik halbuki yıllarca tontiş anneanne ve fedakar anne ile. Ne yani yalan mıydı, yaşımız ilerleyince de iç sesimiz susmayacak mıydı? Susmayacak tabii ki; ne dediğinin pek önemi olmayan, zaten kafası pek "çalışmayan", hep yanlış erkeğin peşinden giden, giderken onu değiştirebileceğini sanan, kendisi dışında herkes için yaşayan, şöyle kendini koyvermeyi bilmeyen her kadın kaç yaşında olursa olsun iç sesinde bulur kendini. İşlenen "fedakar ve boynu eğik anne" karakteri her ne kadar doğrudan benim annem olmasa da, sokakta görmek çok da zor değil. Aynı çizgi üzerinde ve farklı bakış açısı ile tüm yalnız kadınların, yani tüm kadınların hikayeleri. 
Evet, kendimi Melis'in yerine koydum. Kendimi Melis'in yerine koymuşken, metinde yerine oturmayan kelimeler olduğunu fark ettim. Örneğin 80lerde doğan bir genç, "Ben şok!" demezdi, "Kafayı yedim!" derdi. Bu, Başak ve Ayfer'de vardı; ama fark etmemin ve örneklendirmemin kolay olmayacağı nesiller olduğundan Melis'te kalayım.

İstanbul ve Diğerleri

Seyrederken şunu düşündüm: İstanbul'un üç kuşak kadını, hızla değişen İstanbul'a bakakalırken, bilmiyor ki taşranın üç kuşak kadının her biri zaten başka şehirlerde yaşıyor. Onların şehirleri değişmiyor; onlar şehirlerini değiştiriyor, değiştirmek zorunda kalıyor.

Seyirciye Güzelleme

Geçtiğimiz hafta tiyatro seyirciliği öğrencisi olduğum şehir tiyatrolarından "Cyrano de Bergerac"ı; geniş, ferah bir salonda, ağdalı ve derin bir metinle, gösterişli kostüm ve dekorla, ince ince işleyen bir müzikle şahane Yiğit Sertdemir'i ve şahane Mehmet Birkiye yönetimini seyrettik. Bileti oldukça geç aldığımız için arkalarda seyrettik; böylece telefonunu sessize alarak kapattığını sanan ve sıklıkla mesajlarını kontrol eden seyircinin telefon ışığının yüzümüze her vuruşunda sarsıldık. Çıkışta birkaç kişiye cıkcıklamak istedim; ama oyunun etkisiyle unuttum.
Oysaki "Sen İstanbul'dan Daha Güzelsin"in ve "Kadıköy Theatron"un bırakın telefonu, ışığını, nefes almaktan bile çekinen şahane seyircisi ile Başak'ın, Ayfer'in ve Melis'in, yani aslında aynadaki yansımamızı tüm dikkatimizle seyrettik.

Canım "Yeni Dönem Oyun Yazarları"

Seyircisinin, sahnesinin dışında yeni dönemin oyun yazarlarına ayrı bayılıyorum. "Fü"den sonra "Sen İstanbul'dan Daha Güzelsin" ile oyun yazarının taşrada (Kütahya'da, özellikle baktım) doğmuş genç bir erkek olduğuna kim inanır! Murat Mahmutyazıcıoğlu'na saygılar.

Ezcümle "Sen İstanbul'dan Daha Güzelsin" kadınlarının zarif, sade, ince görünüşleri ve sert iç çekişleri var; sizinki gibi. Gidin ve kendinizi görün.
***
Hep yaşlanınca iç sesimde ne olacak diye düşünürüm. Eğer böyle bir şey olacaksa, ben yalnız öleceğim. İç sesim olarak kalmasına izin vermem, söylerim; kimse de beni çekmez.
Ceza olarak çok uzun yaşayacağına bilen Utku,

Künye
Yazan/ Yöneten: Murat Mahmutyazıcıoğlu
Oyuncular: Ayfer Dönmez, Başak Kıvılcım Ertanoğlu, Melis Öz
Yönetmen yardımcısı: Tuba Sorgun
Kostüm: Meltem Tolan
Dekor / Işık: Bam
Fotoğraflar, tanıtım filmi: Serkan Ertekin


Oyunu ve ekibi takip etmek için buraya, bilet almak için buraya lütfen.

İtirazım var: TDK 'annane'yi kabul etmemekte ısrar ediyor. 'Abi' sözlüğe girdiyse, 'annane' de pekala girebilir. 

0 yorum:

Yorum Gönder