Perşembe, Aralık 01, 2016

Halk Bunu İstiyor-muş

Perşembe, Aralık 01, 2016

Halk Bunu İstiyor-muş

12 yaşındaki çocuğun yalan beyanı ile tutuklanan 24 yaşındaki sözlüsü beraat etmiş. 12 yaşındaki sözlüsünü öpmek isteyivermiş, evin bir köşesinde sıkıştırıvermiş. Hem 12 yaşındaki sözlüsünün ailesi uyuşturucusu bağımlısıymış da, uyuşturucu getirmeyen müstakbel damatlarına iftirada bulunuvermişler. Zaten evlenivereceklermiş. Hatta 24 yaşındaki müstakbel damat beraat ettiği mahkemede, hazır birkaç memur görünce nikahlarını da kıyıvermelerini istemiş. Birkaç tezlik fiili işte, ne ki. 
Kaynak
Halk aslında bunu istiyor

Bunun Adı Basbayağı Cinsel İstismar Yasası

Halk bunu istiyor-muş. 
Ülkede hiç aksilik yokmuş gibi, yeni bir aksilik bela edilen, "Acaba bu esnada hangi başka kararlar alınıyor?" diye düşünmemize neden olan "cinsel istismar yasasına" zorla "yaş nedeniyle mağdur edilen aileler" denilmeye çalışılıyor. Aslında olan: 14 yaşında bir çocuğun ebeveyn olduğu aile fikri normalleştirilmeye çalışıyor.
14 yaşında bir çocuk bir arkadaşından hoşlanabilir, onu öpebilir; ama delicesine aşık olup hamile kalıp evlenmek için kendini parçalamaz. Bunu 14 yaşındaki çocuk istese de ailesi istememeli, ailesi istese konu komşu, konu komşu istese öğretmen, öğretmen istese devlet istememeli. Biri dur demeli.
Hele ki bir taraf 18 yaşının üstündeyse bunun adı basbayağı cinsel istismardır. 

Demokrasi Dediğin Sandığa Sıkıştırdığımız Güç Zamazingosu

Halk bunu istiyor-muş. Önemli olan halkın iradesi-ymiş. 
Yok genel seçim, yok yerel seçim, yok referandum diye; demokrasiyi bir sandığa indirgeyiverdik zaten. Zannettik ki, seçime eşit şartlarda gidiyoruz, sonra sonuçlar okunuyor. Kim galip geldiyse onun dediği oluyor. Kırmızıysa kırmızı, maviyse mavi. Bir sonraki sandığa kadar onun borusu ötüyor. 
"Söz sahibi olmak için sandıkta üstün olmak zorundasın, bu durumda sandık çevresinde ezebildiğin kadar ezebilirsin."

Alışırsın Gönlüm

Halk bunu istiyor-muş. 
Düşünsene 100 yıl evvel sokaktan çevirdiğin vatandaş çayı bilmiyordu, kahve içiyordu sürekli. Çay, 100 yıldan bile yakın zaman önce Anadolu toprağında yetişmesinin uygun olduğu ve ekonomik gelir getireceği düşünülerek bir bilimsel çalışma olarak başlayan ekim ile hayatına girdi. (Zihni Derin ile tanışın.) Sohbetini, eğlencesini, hüznünü bağladığı çay bile üç nesilde milli içeceği oluverdiğine göre, her şeye alışır, yüzyıllardır yapıyor gibi hisseder.
by Kasım Açıkbaş
Yahu daha 15-20 yıl evvel Levent Kırca & Oya Başar, dönemin başbakanı, cumhurbaşkanı, milletvekillerinin yolsuzlukları, yavanlıklarını televizyonda çok izlenen kanallarda, çok izlenen saatlerde oynuyordu. Şimdilerde ise ekmek almaya giden çocuk gösterdiler diye diziyi yüceltiyoruz.
Yine 15 yıl evvel dizilerde hem naif hem de deli kadınların hikayeleri Schubert eşliğinde anlatılıyordu. 
1991 seçimlerinden önce parti liderlerinin aynı masada ve birbirlerinin sözlerinin bitmesini beklediği açık oturumdan ve klişesinden bahsetmeme gerek yok sanırım. 
Sizi şaşırtayım: bizim zamanında İngilizce tiyatro oyunu izleyen ve üzerine fikirlerini yazan bir başbakanımız vardı: 
Bülent Ecevit - Yeni Bir Hamlet yazısı

Halk Alışır, Sen Ahlaksızlığı Normalleştirme

Halk bunu istiyor-muş. Neymiş efendim mağdur oluyor-muş. 
Alışır efendim halk, 100 yıl önce seçme hakkı da yoktu; bak şimdi sandığı göstermeyi biliyor. Doğruya, ahlaka, edebe de alışır. 

Birkaç tezlik fiili işte, ne ki. 
Yanlışın normalleşmesine izin verme.
Utku,

0 yorum:

Yorum Gönderme