Pazartesi, Kasım 28, 2016

Arçelik Geri Dönüşümü Sanat ile Buluşturuyor!


“Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın” vizyonuna sahip Arçelik geri dönüşüm  konusunda farkındalık sağlamak amacıyla geçtiğimiz günlerde çok özel bir sergiyi hayata geçirdi ve geri dönüşümü sanat ile buluşturdu. Bu sergi ile Arçelik’in geri dönüşüm tesislerinden elde edilen malzemeler Türkiye’nin önde gelen sanatçıları ve tasarımcıları tarafından fonksiyonel sanat eserlerine dönüştürüldü.  Arçelik, bu proje ile geri dönüşüm konusunda farkındalık sağlarken, aynı zamanda tasarım konusundaki uzmanlığına da dikkat çekmiş oldu.


Bir boomads advertorial içeriğidir.
Yorum Yok

Perşembe, Kasım 24, 2016

Sensin Çöp!

Üzüm bağlarının arasında gezinirken bu verimli toprakları ne kadar heba ettiğimizi düşünürüm hep. Sadece üzümden bile yapılabilecek bir sürü şey varken, neden kendimizi sınırlandırdığımızı, kolaya kaçtığımızı, zora ulaştığımızı hiç anlamam. Üzüm, çekirdeğinden filizine, toprağa düşmüş tanesinden yaprağına kadar faydalı ve dolu dolu bir meyvedir. Portakal neden olmasın; elma, ayva,..

Arta Kalanlar Çöp Değildir

Portakal kabuğu çöp değildir; reçel yapabilirsiniz.
Kiraz sapı çöp değildir; kurutup çayını yapabilirsiniz.
Elma kabuğu çöp değildir; suya atıp sirke yapabilirsiniz.
Meyve kabuklarını 100 derecede fırına 20 dk atmanız yeterli
Maydanoz sapı çöp değildir; kurutup nane gibi yemeklerde kullanabilirsiniz.
Limon çekirdeği çöp değildir. Toprağa ekilip yeni bir fidan vermesini sağlayabilirsiniz.
Sökülen çorabınız çöp değildir. Dikebilir ve sökülüp dikilmiş bir çorap yapabilirsiniz. 
Giymediğiniz ayakkabınız çöp değildir; bağcığını değiştirebilir ve giyilen ayakkabı yapabilirsiniz.
Giymediğiniz kazağınız çöp değildir. Temiz olmasına göre kazağı olmayan birisine verip, giyilen kazak yapabilirsiniz.
Giymediğiniz tişörtünüz çöp değildir; şeritler halinde kesip organizör sepet yapabilirsiniz.
Giymediğiniz pijamanız çöp değildir; temizlik bezi yapabilirsiniz.
Eski telefonunuz çöp değildir; ki büyük ihtimalle geçen yıl aldınız.
Kızartma yağınız çöp değildir; başka bir yağa dönüştürülebilir. (Belediyeler belirli toplanma yerlerinden alırlar) ya da kandil yağı yapın. 
Yumurta kabuğu çöp değildir; kompost yapabilirsiniz.
Eski bisikletiniz çöp değildir; bisikleti olmayan bir çocuğun yeni bisikleti olabilir.
Okuduğunuz kitaplar çöp değildir; hele ki korkunuzdan çöp kutusuna bıraktığınız siyasi kitaplar hiç değildir. Korkmayanın, onu okumamış olanın kitabı olsun.
Naylon poşet çöp değildir; hiç olmaması gerekendir. Alışverişlerinizde "Naylon Poşet kullanmıyorum" diyerek yeni plastiklerin üretilmesini engelleyebilirsiniz.
Plastik Poşete Hayır De!
Mavi kapak toplarken attığınız su şişesi çöp değildir; sosyal sorumluluğa katkıda bulunduğunuzu düşünürken, yeni bir plastiğin doğada kaybolmasını umut etmeyin. 
***
En çok da meyve çekirdekleri çöp değildir. Mesela iğde çekirdeği. Toprağa ekiyorsun, iki hafta olmadan filiz veriyor. Ağacı su istemiyor. Birikmiş azotu kullanıyor. Erozyonla ve toprak kayması ile mücadele ediyor. Kendi kendine büyüyor. Baharları çiçekleri mis gibi koku salıyor. Yazları düşük kalorili ve lezzetli meyve veriyor. Dalları yıllar yılı inançları destekliyor. İğde yiyin, çekirdeklerini doğaya salın. Kurda, kuşa, aşa...
***
Senin çöp dediğin bir başkasının ihtiyacı olabilir; doğanın ise olmayabilir. 
Bir bulaşık daha az olsun diye kullandığın plastik bardak doğada 1000 (bin) yılda yok oluyor. Elbette bu bir varsayım; çünkü ilk plastik 19. yüzyılın ortasında bulundu, 200 yıl önce bile değil. Yani ilk plastik bile henüz yok olmadı. Bir iz bırakmak istiyorsan; doğa iyi bir başlangıç değil. 
Çöp, doğada kaybolmasını beklediğimiz organik ve inorganik maddelerse eğer, o zaman sen de çöpsün.

Dedim ya sensin çöp!
Utku,
Yorum Yok

Salı, Kasım 22, 2016

Beslenme Kültürü ve Kilo Kontrolü Üzerine

Geçtiğimiz hafta yeni bir diyetisyene başlayan bir arkadaşımla daha, diyet programını konuşurken, üç-beş taktik alır mıyım diye ağzım açık dinliyordum. Herkesin diyetinin kendine olduğunu biliyorum da, yok işte ne bileyim: Pekmezle yoğurt yenmez, kalsiyum demir emilimini azaltır; muzun üzerine dökülen tarçın kan şekerinin bir anda yükselmesini engeller; yulaf uzun süre tok tutar taktiklerine bayılıyorum; ama bir kulağımdan girip diğerinden çıkıyor. Endüstrinin her noktasında olduğu gibi gıdada da bir "trend" olduğunu ve beslenme uzmanlarının bu trendlere fena halde takip ettiğini biliyorum; dolayısıyla da sorguluyorum.

Beslenme ve Trendler

Yeni trend: avokado ve yumurta ikilisi
Bir anda mangolu yulaf ezmesi, avokadolu yumurta ve bal kabağı çorbası diyet listelerine girmeye başladı. Yakın lokasyonda üretilen, mevsiminde tüketilen taze meyve-sebze konusunda "Ama içinde çok şeker var" diyerek tu kaka demeyeceğim; ancak anladığım kadarıyla bir haftada kilo verdiren şok diyetlerin yerini bir sonraki trende kadar bu diyetler aldı ve bu esnada Dünya yulaf rezervini yok edeceğiz.
Avokado, yulaf ezmesi, mango, Hindistan cevizi yemeyelim demiyorum da; iki günlük heves uğruna küresel ısınmaya katkıda bulunmayalım.

Utku'dan Şok Edici Diyet

Size diyet sırrımı veriyorum. Alın kağıdı kalemi /telefonu S-peni elinize: 
  • Size (Coğrafyanıza) en yakın meyve-sebzeyi mevsiminde tüketin. Bu kadar. 
Ay n'olur "Ama sen zayıfsın zaten" klişesine girmeyin. Ben zeytinyağının eksik olmadığı bir mutfaktan geliyorum. Tabağımdakileri yemediğim için makarna konulmadı önüme, gerekirse aç kalktım masadan. Meyve-sebzenin mevsimini bilirim, mevsimi geçince kurusunu tüketirim. Son bir yılda satın aldığım ambalajlı gıda sayısı sayılabilecek kadar az.
Üstelik ben de her genç gibi önce yeme özgürlüğümü ilan ettiğim lise yıllarımda, ardından evden ayrıldığım üniversite yıllarımda normalin üzerinde kilo almıştım. Şimdilerde istediğim saatte, istediğim yemeği, istediğim kadar yiyorum. Kendimi de hiç kötü hissetmiyorum.

Beslenme Kültürü Evden Gelir

Beslenme kültürü de aynı kitap kültürü gibi öncelikle çocukluktan gelir. (Burada özenle aile dememeye çalıştım. Bizim gibi anaerkilden bozma ataerkil toplumlarda aile kültür için öncelik olsa da; okul, sokak, görsel, işitsel, yazılı, şimdi de sosyal medyanın katkısı yadsınamaz.) Çocuk, gençlik ve ilk gençlik döneminde kendi kararlarını almaya çabalayıp yönünü şaşırsa da, mutlaka yetişkinlikten itibaren çocukluğun mutfağına dönüyor.
En sevdiğim fotoğraflardan
Şu anda attığınız her sağlam adımın gelecek için de olduğunu unutmayın. Günlük hayata yerleşmemiş her davranış bir gün havada kalmaya mahkumdur. Küçük bir değişiklikte bozulacak düzen, gelip geçici bir çözümdür. Bu noktada sürekli (zorlanarak) diyet yapan bir beslenme uzmanı olabileceğine inanmıyorum; o ancak kilo vermenizi sağlayan birisi olabilir. Diyetinizi bozduğunuzda daha fazla kilo alacağınızdan eminim; sigarayı bırakıp yeniden başlayanların daha çok içtiği gibi. Bu arada çocuğunuzun da beslenme alışkanlığınızın da böyle olacağını belirtmeme gerek yok sanırım.

"Gideyim de evde ne bulduysam koyduğum granolalı ara öğünümü yiyeyim"
Utku;

NOT: Yazı bilimsel bir yazı değildir; zaten böyle bir yazı haddim de değildir. Yalnızca kendi hayatım da dahil olmak üzere farklı cinsiyet, farklı ekonomik seviye ve farklı mutfaklar gibi örneklere dayandırarak gözlemdir. Bazı yerleri çok soğuk yazdım; çünkü kendileri burgerleri höpletirken, sevmediği halde kereviz çorbası içenler hakkında bık bık konuşanlara gıcık oluyorum.
 http://www.renkikindileri.com/search/label/Saglik

Yorum Yok

Perşembe, Kasım 10, 2016

Füsun Demirel'den Aşk Dersleri

Taşra Kabare'nin Sofa salonunu hep birlikte açtık

Kadıköy artık tiyatroların kaçış yeri. Bu kaçışta Kadıköylülerin ve Kadıköycülerin tiyatroyu sahiplenmesinin dışında; Kadıköy Belediyesinin tiyatroların sorunlarını dinlemesi ve çözüm üretmek üzere kafa yormasının da büyük etkisi var. Son zamanlarda Kadıköy'ün hafriyat kamyonu cehennemi haline gelmesi nedeniyle Kadıköy Belediyesine gıcık olsak da, tiyatroya bakış açısı ile biraz sakinleşiyoruz.
Taşra Kabare'nin kafe-tiyatro konseptiyle tiyatro dünyasına getirdiği vizyon ile konser ve kabare alanı olarak da kullanılan Taşra Kabare'nin bol bol ziyaret edileceği kesin. Tiyatro salonu olarak hazırlanan Sofa salonu Kasım 2016'da kapısını bize "Aşk Dersleri" ile açtı.
İlk oyunun hatırına teknik bazı sıkıntılar olsa da tiyatro seyircisi teknik sıkıntıların tiyatronun fıtratında olduğunu bilir, hatta birazcık hoş bile bulur. (Burada bahsetmiştim.) Öyle ya, Füsun Demirel size hiç gelip "Kusura bakmayın, sorunu çözüp az sonra başlıyoruz" dedi mi? Bize dedi.

Füsun Demirel'den Aşk Dersleri


Aşk, cinsellik, cinsiyetçilik gibi küresel konuların ekseninde ilk insandan bu güne kadın sorunlarını ele alan oyun içinde Füsun Demirel'e Ayşegül Cengiz Akman ve Mert Küçülmez eşlik ediyor. Dario Fo ve Franca Rame'nin "Seks? Eh, Hayır Demem!", "İki Kişilik Diyalog", "Bant Sistemi" ve "Tecavüz" oyunlarını çevirerek kendi deneyimleriyle uyarlayan modern meddah Füsun Demirel, seyircinin de içinde olduğu komik, bir o kadar da dramatik bir oyun çıkarmış.

Kadın ve Erkek Eşittir; Ancak Erkekler Daha Eşittir

Siyasi ve sosyal anlayışımızın çok da yakın olmadığı ancak fikirlerini çok değerli bulduğum bir arkadaşım bir gün "Feminizm ayağına erkekler tarafından yıllarca sömürüldük. Yok, eşit işmiş! İş eşit olsa, ev değil; ev olsa sokak değil" demişti. Haklı yakınmasının üzerinde bir şişe daha şarap içmiştik. Kadın ve erkek nerede eşittir, ama olmaması gerekir biliyor musunuz? İşte ve işsizlikte. Çünkü kadın ve erkek eşittir; ama erkekler daha eşittir.
Hiçbir bölümün hakkını yemek istememekle birlikte "Bant Sistemi" benim için en çarpıcı bölüm olduğunu belirtmem gerek. Kas gücüyle ve erkeklerle aynı şartlarda çalışan kadınların, bu fiziksel çalışma şartlarından dolayı yakalandıkları rahatsızlıkları çok çarpıcı şekilde sahnelemişler.
***
Sansür, baskı, cinsel, fiziksel, psikolojik şiddet, hukuksuzluk, anti-demokratik tüm uygulamaların bir arada olduğu bu günlerin bize nefis sanat eserleriyle geleceğini düşünüyorum (arzu ediyorum) Yeni tiyatro oyunları, yeni şarkılar, yeni şiirler, yeni sanat insanları. Karanlık günler yakamızı bırakmıyor, aynı aydınlık günlerin hep bizimle olduğu gibi. Döngüsel olarak tüm halkların başına musallat oluyor. Bu dönemde Orta Doğu halklarının payına karanlık günler düştü, n'apalım?
Dario Fo ve Franca Rame
Bugün ezilen, ötekileştirilen, değer görmeyen, baskılanan, kendi bedeninden utanmasına neden olunan tüm kadınlarının bir dakikalık saygı duruşunda bulunmayı unutmayın,
Utku,

Yazan : Dario Fo, Franca Rame
Çeviren: Füsun Demirel
Yöneten: Füsun Demirel
Oyuncular: Füsun Demirel, Ayşegül Cengiz Akman, Mert Küçülmez

Aşk Dersleri, Taşra Kabare'de Kasım ayı boyunca her Cumartesi sahne alacak.
Taşra Kabare iletişim bilgileri ve oyuna bilet almak için: http://tasrakabare.com/
Yorum Yok

Pazartesi, Kasım 07, 2016

Kusurun Muhteşem Kusursuzluğu

"Atölye Feri" maceramız başladığından bu yana bize en çok sorulan soru "Gerçek deriyi nasıl anlarız" oluyor. Bizim birkaç maddelik cevabımız olsa da, en net cevabımız "Gerçek deri kusurludur." Evet gerçek deri 'kusurludur'; çünkü gerçektir.
Vanessa Havadis ve karakteristik dişleri

Ayrık dişler, iki gözün farklı renkte olması, hatta gamze; hepsi 'kusur' ve hepsi güzel. 
***
Müzikli not: Bu yazıyı yazarken zihnimde Billie Jean döndü. Michael Jackson abimizin hakkını yemeden çok sevdiğim başka bir versiyonunu ekleyeyim:

İster Uğraşılı, İster Uğraşısız 

2016 trendleri nelerdi? #NoMakeUp, #NoFilter, kuaförden çıkmış gibi durmayan fönsüz doğal saçlar. En havalı kadınlar sokaklarda makyajsız/az makyajlı salındı, durdu. En havalı erkekler saçlarını uzattı, yukarıdan tutturdu. İster çok uğraşılı, ister uğraşısız güzellik; yeni nesil, yeni günler bize 'kusuru' başka yerde aramamız gerektiğini anlatıyor.
#NoMakeUp ile Alicia Keys
Defalarca kez seyrettiğim tiyatro oyunlarında her defasında zevk almamın nedeni belki de ufak 'kusurlar' ve düzeltmek için yapılan doğaçlamalar. İki sezon önce Emek Sahnesinde gittiğim Küskün Müzikal oyunu ile ilgili tam da bundan bahsetmiştim. Belli ki oyunda bir aksilik oldu, o anda gülmeye başladılar. Oyuncular, seyirciler, reji. Hepimiz gülüyorduk. Şahane bir 'kusur'du. İyi oyuncu hata yapmayan değil; bir hata anında toparlayan oluyor.
Hatta tiyatro seyircisinin bu 'kusurları' sevdiğini bile söyleyebilirim. Motto Müzik kanalında Yekta Kopan'ın yaptığı Noktalı Virgül programına konuk olan Nihal Yalçın ve İbrahim Selim'in bundan da bahsettiği çok keyifli bir sohbeti olmuştu --> burada.
***
Yazıyı yazarken zihnimde Billie Jean dönmesinin neden, Barış Özcan'ın "Davullar Kimin İçin Çalıyor" videosunda bu şarkıdan bahsetmesiydi elbette. Bu videoyu ekliyorum ki 'kusuru', çok iyi bir hikaye anlatıcısı olan Barış Özcan'dan dinleyin. Henüz kendisi ile tanışmadıysanız da, tanışın. 

Spoiler not: Mükemmel ritmi bozarak daha dinlenebilir hale getirmek


En çok zevk aldığımız maçlar yenilgiden galibiyet çıkardıklarımız değil mi? Hele ki Orta Doğululuk, hele ki Akdenizlilik varsa.

Ders çıkarmamız gerekirse: dostumuz kavga ettiğimiz/edebildiğimiz için dostumuz. Yeapp!

Billie Jean sizin için çalıyor,
Utku,

Barış Özcan'ın web sitesi için buraya
Barış Özcan'ın Youtube kanalı için buraya
Yorum Yok