Perşembe, Eylül 29, 2016

Evde Yoğurt Yapmak Çok Kolay

Yıllarca bize zorla inek süt içiren karanlığa lanet olsun. Süt iyi hoş da, o kaymağı yok mu! Az kavga nedeni değil. Kaymaklı inek sütü ve yitip giden çocukluğum.
Müzikli not: Bu yazıyı yazarken Beirut dinledim. Siz de buyurun.

Kendisinin Uzun Ömrünü Sizin Ömrünüzden Çalan Süt

Kutu süt, açıkta satılan sütler gibi değil; yağı olmadığı için kaymağı da yok. Zaten süt de değil. Beyaz su. Zevkim için içtim yıllarca. Aylarca bozulmadan duran bir şey ne kadar sağlıklı olabilir ki? Sağlıklı(!), uzun ömürlü kutu süt reklamı için Derya Baykal ile çalışmışlardı, unutmuyorum. O günden bu yana kendisine küsüm. 

Süt Yerine Ayran

Bu asıl sağlıklı olan fermente edilen süttür beyanından (beyanatından) sonra ayrana kanım kaynamaya başladı. Zaten İstanbul'da sütü en az iki, çoğunlukla üç litre birden ve kat karşılığı sattıkları için her damlasını kullanmaya çabalıyorum. 
"Süt yerine ayran" hakkında güzel bir yazı ve derleme için buraya bir bakın.

Evde Yoğurt Yapmak Çok Kolay

Bizim çekirdek ailede yoğurttan sorumlu aile bakanı babam olduğu için önceliği onun yöntemine vermiştik. Sonra baktım ki şehirli kadınlar daha taktiksel, daha pratik yaşıyor. Annemin yöntemi daha cazip geldi.

Malzemeler: 

  • 1 litre ılık süt (Ne kadar ılık? Bebeği yıkadığımız su sıcaklığı kadar ılık. Bu tabir anneme ait. Annem benim birkaç bebek büyüttüğümü sanıyordu sanırım.)
  • 1 yemek kaşığı yoğurt (mayalık)
  • 1 litrelik cam kavanoz 
  • Battaniye (Babama göre)
  • Fırın (Anneme göre)
Öncelikle 1 yemek kaşığı mayalık yoğurdu sütün küçük bir kısmı ile cam kavanoz içinde homojen hale getirin. Sonra geriye kalan sütü ekleyip karıştırın. Cam kavanozu kapağını hava almayacak şekilde kapatın. Bu ağzı kapalı cam kavanozu...
Hikayenin devamı - Babama göre:
...bir battaniyeye sarın...
Hikayenin devamı - Anneme göre:
...Fırını çalıştırmadan içine koyun...
Ortam sıcaklığına göre değişse de yaklaşık 5-6 saatte tutacaktır.

Meyveli soda dahil gazlı içecekler içmediğim için alternatif soğuk bir içecek arıyordum. Milli içeceğimiz ayran pek iyi geldi. Kendime bir de taşımanın kolay olması için katlanabilir şişem de var:

Bu akşam ayranlar sizin için,
Utku
1 Yorum

Pazartesi, Eylül 26, 2016

Yolunuzu Yalova'ya Çevirin

Hem yakın, hem uzak bir cumartesi planı: Yalova Günü

İstanbul'u özledik; ama "Havalar çok da soğumadığından gözümüz hala dışarıda" diyorsanız buyurun Yalova'ya.

İbrahim Müteferrika Kağıt Müzesi


2013 yılında Yalova Belediyesinin çalışmaları sonucunda Osmanlı Devletinin ilk kayıtlı kağıthanesinin bulunduğu Yalova'da (İzmir ve Kocaeli'nin ardından) üçüncü kağıt müzemiz açıldı. 
Müzede Dünyanın dört bir yanından gelen kağıt örnekleri sergilendiği gibi, hepimizin tarih kitaplarından bildiği gibi, Osmanlı'ya ilk matbaayı getiren İbrahim Müteferrika'nın orijinal baskıları da bulunuyor.
Müzede sergilenen eserlerini izlemenin dışında, görevlilerin eşliğinde atölye çalışması yaparak kendi kağıdınızı ilk yöntemi ile üretebiliyorsunuz.
Budanan dut ağaçları toz haline getirilerek temiz suyun içine ve her işlemden önce bu su homojen olması için karıştırılıyor. 
Bir eleği suya batırıp çıkarıyorsunuz. (Elim hiç olmadığı kadar yumuşak oldu ve uzun süre böyle kaldı)
  Bu eleği bezin üzerine koyuyorsunuz. 
Fazla suyu sünger yardımı ile çekiyorsunuz. Kağıdınız bezin üzerinde kurumak üzere asılıyor.
Kağıtların kuruması gerektiği için hemen alamıyorsunuz. Yolumun Yalova'ya düşmesi de zor olduğu için ilerleyen günlerde en yakın kargo firmasını arayarak adres verdim. Müze görevlisinden de benim bilgilerimi kargo poşete yazmasını ve alıcı ödemeli göndermesini rica ettim. Bizim için çok değerli olan kağıtlarımızı aldık. Ben üzerine kaligrafi yaptırmayı planlıyorum. Kardeşim ise boş tutmayı planlıyor.
Müzeye İstanbullu kafasıyla harita uygulamalarıyla ulaşmak zor. Haritada yanlış yer işaretlenmiş. Siz belediye binasını sorun. Belediye binasının yanında, Değerli Mimar Emre Arolat'ın tasarladığı kent müzesinin içinde bulunuyor.
Pazartesi günleri hariç haftanın her günü 09.00-18.00 arasında ücretsiz girilebiliyor. Kendi kağıdınızı yapmak için rezervasyon yaptırmanızı öneririm.
Yalova İbrahim Müteferrika Kağıt Müzesine gitmek için, yolunuzun Yalova'ya düşmesini beklemeyin. Yolunuzu özellikle Yalova'ya çevirin. 

Yalova Yürüyen Köşk

Yalova Yürüyen Köşk
Kağıt Müzesini gördünüz, yolunuzu Atatürk'ü daha da çok seveceğiniz Yürüyen Köşk'e çevirin. Atatürk'ün Yalova'da çınar ağacının gölgesinde dinlenmekten zevk aldığı yere bir köşk yaptırılıyor. Bir süre sonra bu çınar ağacının dalları uzadıkça köşkün çatısına zarar vermeye başlıyor. Çınar ağacı yerine köşkün yerinin değiştirilmesini isteyen Atatürk, köşkün kaydırılmasının çalışmalarını bizzat izliyor. Köşk yaklaşık 5 metre kaydırılıyor. 
Zevk sahibi, ahşap kaplamalı, Atatürk'ün özel eşyalarının sergilendiği Yalova Yürüyen Köşkü ziyaret etmenizi, Atatürk'ün çevre bilincine şahit olmanızı ve vurulduğu müthiş manzarayı görmenizi öneririm.
Yalova Yürüyen Köşk linki için tıklayın. 

Elbette tatil rotanızın vazgeçilmezlerinden Yalova köftesi ile turunuzu tamamlayın.

Güzel not: Yalova bir çiçek cenneti. Dönerken üreticisinden ucuz ve taze çiçekler alabilirsiniz. Yalova'daki çiçek üreticiliği hakkında Cem Seymen'in yaptığı Para Dedektifi programı için tıklayın.

Yalova özellikle Anadolu yakası için 1 saat uzaklıkta. Hem uzak, hem yakın yani.

Gezi blogu değil gezentinin blogu
Gezenti Utku;
2 Yorum

Perşembe, Eylül 22, 2016

Eğlenceli Kutu Oyunu Önerisi

"Yakarcadan kurtulma yolları" yazarken, ne ara ev planları yapmaya başladım bilmiyorum; ama artık kadehler İstanbul'a kalkıyor. Şehre döndük, çok özlemişiz. 
Geleneksel oyunların yetmemeye başladığı bir akşam muhabbetimize tesadüf eden bir karışık oyun ile ev sezonumu açıyorum:

Shot ve Jenga Karışımı Ev Tipi Kış Olimpiyatları Oyunumuz

Malzemeler:
  • Bir adet Jenga
  • İçki (Göz kararı)
  • Kalem (Oyuncu sayısı kadar, kavga etmezseniz bir adet)
Öncelikle hak teslim etmek lazım. Oyun sıfırdan aklımıza gelmedi: Shot oyunu ile Jenga oyununu birleştirdik. İnsanoğlu hiç yetinmiyor, hep daha fazlasını istiyor. Shot oyunuyla çok zevk almakla birlikte eğlencemize bir tık heyecan katmak istedik. Oyuncuları ikiye ayırdık, iki takıma ayrıldık. Her oyuncuya 6'şar Jenga tahtası ve 15'er dakika verdik. Bu 15 dakikada herkes tahta bloklara birer ceza yazdı. Geri kalan tüm tahta bloklara sayıları değiştirerek standart cezalardan yazdık. (Cezaları aşağıda yazdım.) Tüm cezalı ahşap blokları Jenga oyunu şeklinde dizdik. Oyunu Jenga oyunu şeklinde oynadık. (Jenga oyununun oynanma şekli linkte) Çektiğimiz tahta bloklardaki cezaları uyguladık. Bazıları çok acımasızdı: 
  • Oyun bir tur dönene kadar Evet/Hayır deme (Muhabbet dahil)
  • Oyun bir tur dönene kadar herhangi bir sayı söyleme (Muhabbet dahil)
  • Operatörünün çağrı merkezini ara ve müşteri temsilcisine şarkı söyle (Acımasızlıktan öleceğiz)
  • Telefon numarandaki 5 sayısı kadar iç
  • "Şemsi Paşa Pasajında Sesi Büzüşesiceler" de (Çok alkollü iken söylediniz mi hiç!)
Standart cezalar: 
  • 1 shot iç
  • 2 shot iç
  • İsminin içindeki A harfi kadar iç
  • ...
Cezanın içmek olduğunu yazmama gerek yok herhalde. Oyunun başında "Tamam ya içeriz" derken, oyunun sonlarına doğru yan çizenler süper-eğlenceli oluyor. 
Şehre sonbahar geldi. Artık biraz evde takılın efe'm..

Oyun, alkol bahane; arkadaşlarla vakit geçirmek şahane.
Evde otursak da eğleniriz diyen Utku
Yorum Yok

Pazartesi, Eylül 12, 2016

Dünya Çay İçsin!

Dünya Çay İçsin!

Çayın her türlüsünü seviyorum. Dakikalarca demlikte demleneni de, süt karıştıralanı da, tütsüleneni de. Yediğim meyvelerin yemediğim kısımlarını (kabuk, çekirdek, sap) güneşte kurutup sıcak suyun içine atıp demleyerek her meyve ve sebzeyi sonuna kadar kullandığımı daha önce şurada yazmıştım.
Çaya olan sevgim, beni Evren Elif Akçakaya'nın Çay Workshopuna koşar adım götürdü. Çay Workshopu hakkında da burada yazmıştım. 
Hali hazırda takip ettiğim www.cayaski.com'u Evren Elif Akçakaya ile tanışmamdan sonra daha bir yakından takip eder oldum. Geçtiğimiz ay yayınladığı yazısını da böylece gördüm: Tea Swap Nedir? Yaşasın Paylaşılan Çaylar!
 https://www.instagram.com/explore/tags/teaswap/

Tea Swap Hakkında

Dünya çayları Instagram üzerinden #teaswap, #teaswapping, #snailmail, #swap etiketleriyle paylaşıyorsunuz. Paylaştığınız çaylarınıza değiş tokuş talebi geliyor ya da bu talebi siz yapıyorsunuz. Sonra da paylaştığınız çayları yolculuğa hazırlanıyorsunuz. 
Uzun yola çıkacağı için poşet çay göndermek daha iyi olacak gibi. Çaylarınıza ek olarak kartlar, notlar ekleyebilirsiniz. Etiketlere bakarak örnekleri inceleyebilirsiniz. 

Dünya gün geçtikçe küçülürken, sadece kendi bardağımıza çay koymamız bize yetemezdi, acilen çayımızı paylaşmalıydık. Bu değiş tokuş kilometrelerce uzağa ulaşmanızı sağlayacak. 

Instagram etiketleri: #teaswap, #teaswapping, #snailmail, #swap

Yazıyı yazarken çaysayan Utku

Güzel not: Bayramınızı birlikte çay içmekten mutlu olduklarınızla geçirmeniz dileklerimle, mutlu bayramlar..
Yorum Yok

Perşembe, Eylül 08, 2016

Bostancı'da 12 Deli

Ofisimiz Bostancı'ya taşındığından beri öğle araları yemek yiyebileceğimiz lezzetli yemekler yapan ferah ve yakın mekanlar bulamıyoruz. Bu süre zarfında ofise çekilmekle kalmadık, aynı zamanda evden yemek getirmeye başladık. Evden yemek getirmek firmamızın genç nüfusu için büyük bir sorun; çünkü çoğunun evinde bir önceki akşam yemek yapılmıyor. İyi bir şey yemeyeceksem hiçbir şey yemem diyen ben, iyiden iyiye zorlanmaya başladım. Bu esnada tesadüfen bulduğumuz 12 Deli imdadımıza yetişti.

Günlük Menüleri ile 12 Deli

Fotoğraf @12deli 'den
Kendi yaptıkları ciabatta gibi ekmekleri füme etlerle, ıspanak gibi otlarla, çeşitli peynirlerle sandviç haline getiriyorlar. Sandviçin yanı sıra cam şişeye doldurdukları her gün farklı meyve ve sebzelerden içecekler hazırlıyorlar. 
Her gün için ayrı bir günün sandviçi, günün içeceği, günün salatasını sitelerinde yayınlıyorlar: Günün Menüsü için tıklayın.
Yemeğin yanında  elma cipsi göndererek ne kadar tatlı olduklarını gösteriyorlar. 
Her yemeği kolaylıkla beğenmeyen ben, bu kadar karışık tadın aynı anda bir ekmeğin içinde olduğu sandviçi nasıl oluyor da seviyorum, bilmiyorum. Tariflerine güvendiğim kadar, kullandıkları malzemeleri de beğeniyorum. Zaman zaman sandviç öğle arası fazla gelse de, öğleden sonra 3-5 nöbetinde mis gibi geliyor.
Bostancı, Kozyatağı, İçerenköy bölgesine servis yapan 12 Deli, 20:00'ye kadar açık.
Bu civarda çalışıyorsanız, bir öğle yemeğinde deneyim derim. 

12 Deli hesapları:
Instagram: https://www.instagram.com/12deli/

Öğle arasında nefis bir sandviç yiyen Utku,
Yorum Yok

Pazartesi, Eylül 05, 2016

Evleri, Yel Değirmenleri, Güzel Peynirleriyle Zaanse Schans

Yemeli içmeli Amsterdam turumuzun bir gününde Volendam'a gider iken Zaanse Schans için 'şöyle bir uğrayalım' dedik; ancak burası 'şöyle bir uğramak' için tahminimizden çok daha keyif vericiydi. Güzel evleri, doğası, manzarası ile bizi kendisine hemen bağladı. 
Zaanse Schans, Hollanda'nın yel değirmenleriyle ünlü köyü.  17. yüzyıldan bu yana varlığını sürdüren yel değirmenlerinin altındaki evlerde ikamet devam ediyor. Başta peynirleri olmak üzere çeşit çeşit süt ürünlerini tatmanızı öneririm. Güzel peynirlerinin nedeni yeşilliği ve hayvancılık anlayışı ile serbest gezen besili hayvanları bile farklı.
Köyün evleri, kapıları, pencereleri, peyzajı, yel değirmenleri o kadar özenli ki nereyi fotoğraflayacağınızı şaşırıyorsunuz. Kendinizi fotoğrafçı hissetmeye bile başlıyorsunuz. Özellikle ara sokaklarda gezinirken, Pinterest'te gördüğümüz evlerin arasından yürüdüğümüze inanamadık. 



Bu kadar güzel bir köy, elbette sakin bırakılmazdı. Dünyanın dört bir yanından turistleri ağırlıyor. Ahşap ayakkabı yapım atölyesi, peynir mağazalarına, yel değirmenlerine yalnızca girmek için bile sıraya girmeniz gerekiyor. 


Peynirler, ahşap ayakkabılar, yel değirmenleri güzel de ben en çok bu güzel köyün bisiklet zili satan mağazasını sevdim. Bisikletçiler kendinden geçecek.
Her turistik yer gibi, sokakta yerli halkı göremiyorsunuz. Bu insanlar neye benziyor bilmiyorsunuz. Fotoğraf çekerken de kalabalığın size engel olduğunu söyleyebilirim. O kadar turistik ki, her dilde kiralık bisiklet yazan mağaza var. Tahmin edebileceğiniz gibi Türkçe var mı diye baktık; vardı. Bir taraftan da imrendik. Anadolu'da Selçuklu'dan, Osmanlı'dan kalma çokça köy var; ancak hiçbirisi bu kadar özenli değil. 


"Amsterdam'a dört gün yeter yeaa" diyenlere şaşıyorum. Deniz ürünleri orada, süt ürünleri orada, bira orada, yasal uyuşturucu orada, müze orada, Van Gogh orada, yel değirmenleri orada, futbol orada, bisiklet orada, Zaanse Schans orada.. 
Havası hariç her noktası güzel Hollanda'ya uçak bileti bakmaya başlıyorum hemen. Şu dakika.

Tatil olsa da gezsek diyen Utku

Burası bir gezi blogu değildir diye diye gezi yazıları yazmaya başladım; ancak burası bir gezi blogu değildir. Zaanse Schans hakkında birkaç güzel yazı:

Yorum Yok

Perşembe, Eylül 01, 2016

İstanbul'da Dört Mevsim No:1 Ayvansaray - Fener - Balat Günü

Düşünün ki İstanbul'da yalnızca dört mevsiminiz kaldı. Ne yaparsınız? Gezdiğiniz her yeri yeniden gezmez misiniz? İstanbul'da sonbaharı planımın ilk mevsimi olarak Eylül itibariyle yazıları paylaşıyorum.

Listeyi incelerken Ayhan Sicimoğlu ve Rodrigo Rodriguez'den "En Estambul"u dinlemeyi ihmal etmeyin:
Size Yaşadığınız Ulan İstanbul'da Canım İstanbul planlar No:1 Ayvansaray - Fener - Balat Günü
Sırtını Aksaray'a verdin mi sol baştan:

1. Ayvansaray Meryem Ana Kilisesi (Panayia Vlaherna Ayazması Meryem Ana)

Yıllar yıllar önce iki Ortodoks hacca gitmek üzere yola çıkarlar (M.S. 458). Yolda bir Musevi'nin evine konuk olurlar. Bu Musevi'nin evinde Meryem Ana'ya ait kıyafetler olduğunu öğrenince bu kıyafetleri çalıp İstanbul'a (Konstantinepolis's) getirirler. Kıyafetleri sergilemek üzere bu kilise yaptırılır. Kıyafetlerin Hristiyan alemini Avar saldırısı, Rus saldırısı gibi saldırılardan ve felaketlerden koruduğuna inanılır. Meryem Ana'ya ait tüm kıyafetler 1434 yılında yangında yok olmuştur. Sanırım haklılar ki; bu yangından 20 yıl sonra şehir Fatih tarafından fethedilir. 
Ayvansaray Meryem Ana Kilisesi, Ortodokslar için İstanbul'daki en kutsal kiliselerden biri olan sayılır.
Tersten okunduğunda da aynı anlama gelen şu cümle ilginizi çekecektir:
"νıψδν ανομηματα μη μοναν δψιν" (Yalnız yüzünüzü değil; günahlarınızı da yıkayınız.)
Görsel @Kulturistan 'dan
Kiliseye girmek istediğinizi görevliye bildirirseniz, size yardımcı olacaktır.
Daha geniş bilgi ve kaynak için tıklayın.

2. Çıfıt Çarşısı (Lebleciler Sokağı)

Bu civar bir zamanlar Yahudi yurdu olduğu için Çıfıt Çarşısı da Yahudi Çarşısı olarak bilinir. Yıl oldu 2016; Yahudi yurttaşlar azınlığın azınlığı kaldı ama burası hala bu ruhu hissettiriyor. Ayvansaray'dan Balat'a geçerken bu çarşıdan geçerseniz; bana hak vereceksiniz. 

3. Meşhur Balat Turşucusu

Yaz sıcağında yakar; ancak gezinizi Güzün planladıysanız bir bardak turşu suyu içmenizi ve bu tatlı dilli turşucu ile sohbet etmenizi öneririm.
Fotoğraf: www.ortakalem.com 'dan

4. Balat Tur-i Sina Kilisesi (Inonnes Prodromos Manastırı)

Hz. Muhammed'in hicretinin 2. yılında Sina Dağında bulunan St. Catherine Manastırı (UNESCO Dünya mirası listesinde, fotoğrafları için tıklayın) rahipleri Hz. Muhammed'i kutlamaya giderler. Hz. Muhammed karşılık olarak bir dokunulmazlık beratı verir. Bu berat sayesinde yıllarca manastıra kimse dokunamaz; öyle ki yaklaşık 1.000 yıl sonra Mısır'ı işgale giden Yavuz dahil. Üstüne üstlük bu manastırın İstanbul'da bir kilise açmasına da izin verir.  Balat Tur-i Sina Kilisesinin kapısında Hz. Muhammed'in temsili el izi varmış; ancak şu an korumaya almak üzere Fener Rum Patrikhanesine alınmış. 
Daha geniş bilgi ve kaynak için tıklayın

6. Stefan Sveti Kilisesi (Bulgarian Church of St. Stephen)

Viyana'da dökme demirden imal edilip İstanbul'da montajı yapılan mimari harikasını mutlaka görün. Maalesef 2016'da tadilatta; ancak aradan görülen parçaları bile güzel.
Görsel www.svetistephan.com 'dan

7. Balat Köfteci Arnavut

İçeri girer girmez nefis köfte kokusu sizi içine alıyor Geçe kalmayın, güzel köfteler akşamüstüne kalmaz, kuraldır!

8. Dimitri Kantemir'in Evi (Casa Dimitrie Cantemir, Sancaktar Yokusu)

Öncelikle Boğdan neresidir? : Şu anki Moldova&Romanya topraklarının bir kısmı.
Babası Boğdan Voyvadası olan Dimitri Kantemiroğlu Osmanlı'da ileri bir eğitim almış bir entelektüel, besteci. Ana dili dışında 11 dil bilen Kantemiroğlu Osmanlı'da o zamana kadar kara düzenle çalınan besteleri kendi sistemi ile besteler. 
Babasından sonra Boğdan'a voyvoda olur, Prut Savaşında Rus tarafına geçerek Osmanlı'ya ihanet ettiği iddia ediliyor. Hatta geçtiğimiz yıllarda Mustafa Sarıgül zamanında Şişli Belediyesinin Maçka Dimitrie Parkı olarak değiştirilerek kendisinin büstü konulmak istendi. Buna karşı çıkan çokça insan oldu. 
Voltaire, Kantemiroğlu için "12. Charles Tarihi" kitabında "Kantemiroğlu hangi aileden gelirse gelsin tüm varlığını Babıali'ye borçludur. Beyliğinin beratını henüz almışken velinimeti olan Türk Padişahına, daha çok umut bağladığı Çar'ın yararı için hainlik eder." yazar. 
İhanet ettiği gerekçesi ile Rus topraklarında mülteci olarak Osmanlı tarihi hakkında bir kitap da yazar: "Osmanlı İmparatorluğunun Yükseliş ve Çöküş Tarihi" 
Dimitri Kantemiroğlu müziği hakkındaki video için tıklayın
Dimitri Kantemir'in evi Romanya sınırları içinde kabul ediliyor. Bi' gezin. 
Daha geniş bilgi ve kaynak için tıklayın.

9. Fener Rum Lisesi (Kırmızı Mektep)

Fransa'da getirilen kırmızı tuğlalar nedeniyle halk arasında Kırmızı Mektep olarak bilinen Fener Rum Lisesinin mimarisine bayılacaksınız. Etrafından geçerek bu görkemli binayı her açıdan görmenizi öneririm.

9. Maria Palailogos'un yaptırdığı Kanlı Kilise 

(Church of St. Mary of the Mongols, Moğolların Meryemi)

3. yy'de zayıflayan Bizans artan Moğol saldırılarından kurtulmak için imparatoru gayrimeşru kızı Maria'yı Moğol hükümdarı Hülagü'ye gelin gönderirler. Maria yoldayken hükümdar Hülagü ölür, Maria'yı yerine geçen oğlu Abaka ile evlendirirler; ancak o da kısa süre sonra ölür. Bunların üzerine Maria İstanbul'a döner ve kendine bu manastırı yaptırır ve kendini Tanrı'ya adar.  

Daha geniş bilgi ve kaynak için tıklayın

10. Fener Rum Patrikhanesi (Church of St. George)

İçeride Fatih'in buranın yapılmasına izninin tasvir edildiği mozaikleri görmek isteyebilirsiniz. 
Görsel @Kulturistan 'dan
Ayin zamanına denk gelirseniz, nazikçe içeri girip onlara katılın ve Dünya barışı dileyin. 

11. Atölye Kafası

Çok yoruldunuz. Mola zamanı. Atölye Kafası'nda bir kahve içerek dinlenebilir; beğendiğiniz ürünleri satın alıp evinize götürebilirsiniz. Atölye Kafası tam bir yeni nesil mekan kültürü. 

Atölye Kafası'nın eğlenceli Instagram hesabı için tıklayın.

12. Cibali Karakolu

Cibali Karakolu tiyatro sahnesinden hatırladığımız, özellikle 1980li yıllarda Nejat Uygur ile pik yapan bir Refik Kordağ ve Muammer Karaca metni. Cibali Karakolu oyunu, Muammer Karaca'nın karakolda görevli memurlarla Cibali halkının  ilişkilerinden esinlenmesi ile yazılır. Orijinal hali Fransa'da 1904 yılında ilk kez sahnelenen Zifaf Gecesi adlı oyundan olan oyunun ilk temsili 1955 yılında oldu. 1966 yılında sinemaya uyarlandı. Temsili Zihni Göktay'ın muhteşem oyunculuğu ile İBBŞT'de seyredebilirsiniz.
Sağdaki bina Cibali Karakolu, kaynak 
Şu an boşta olan Cibali Karakolunun polis müzesi olması gündemde; ancak en doğru kararın yıllar yılı ismini tiyatro sahnelerine ve sinema perdesine veren bu binanın temsillerde kullanılan dekor ve kostümlerin sergilendiği, fotoğrafların duvarları süslediği, şarkılarının yankılandığı "Cibali Karakolu Anı Müzesi" olması. 

13. Seferikoz (Sivrikoz) Çeşmesi

Cibali Karakolu'na kadar gitmişken, hemen yanında göreceğiniz ve anlamsız bulacağınız çeşme hakkında fikriniz olsun: Bu çeşmenin bir geçmişi var; ancak maalesef bugünü ve büyük ihtimalle yarını yok. Çeşme ile ilgili bir flood.

14. Rezan Has Müzesi (Kadir Has Üniversitesi kampüsü)

Rezan Has Müzesi içindeki sabit Urartu Takı Koleksiyonu Sergisini görmenizi tavsiye ederim. M.Ö. 8. yy'den kalma iğne, bilezik, pazıbent, kemerlerin yanı sıra pektoral, fibula, amulet gibi günlük dilde kullanmadığım kelimeler ve günlük yaşamda kullanmadığımız takıları da görebilirsiniz. İnce ince işlenmiş takıları güzel bir müzecilik örneği ile gezebilirsiniz. Rezan Has Müzesi iletişim bilgileri için tıklayın.
*Rezan Has Müzesine müze kart ile girilebiliyor.

15. Porto Fenari Mezatı 

Çok yoruldunuz ama gezi bitsin istemiyorsunuz. İşte size bir fırsat. Hafta sonları 15:30'da başlayan açık artırmalara katılıp ucuz - pahalı demeden dünde kalan eşyaları bugün evinize götürebilirsiniz. Tam da Balat sokakları gibi. 
İletişim bilgileri için tıklayın.
Gezi planını bir çizgi üzerinde A noktasından B noktasına doğru yaptım. Yorgunluğunuza ve açlığınıza göre değişiklik yapabilirsiniz; ancak Porto Fenari Mezatını bilerek sona koydum ki, Ayvansaray-Fener-Balat'ı iyice sindirdikten sonra müzayede ürünlerini daha iyi anlarsınız. En kötü ihtimalle sandalyeye oturup dinlenir; açık artırmayı izlersiniz. Çok yorulacaksınız!
***
Gezinizi Beyoğlu Gazozu ile tamamlayın bence.
Balat İstanbul'un hep renkli semtlerinden olmasına rağmen, özellikle birkaç yıldır daha da hareketlendi. Butik kahveciler, atölyeler, vs açıldı. Aralarından seçim yapmak çok zor oldu. 
CityMap2Go'yu indirmenizi tavsiye ederim. Bu uygulama çevrim dışı çalışan bir navigasyon uygulaması. Şarj/batarya sorununuzu çözecektir. Uygulama içinde yerleri işaretleyebildiğiniz gibi, işaretlediğiniz yerlerde notlar alabiliyorsunuz. Haritada çokça yer bulunuyor. Mekanların isimlerini de bu uygulamada bulunmasına göre yazdım.
İstanbul'un sahipleri kilise, cami, sinagog,vs bilgilerini Kültüristan'dan aldım. Hatta İstanbul'u yeni baştan gezmeye karar verdikten sonra nereleri gezeceğime karar vermekte zorlandığım için kısa listeyi de şu flood'dan aldım.

#1EylülDünyaBarışGünü kutlu olsun.
Yazarken de yoruldum;
Utku
Yorum Yok