Pazartesi, Kasım 30, 2015

Kaybolmaya Yüz Tutmuş Geleneksel Anadolu El Sanatlarına Artan/Artacak İlgi

Geleneksel Anadolu el sanatlarına ilgim ve zaafım küçük yaşlarıma dayanıyor. Yapmaya çalışırım, yapamasam bile izlerim, izleyemesem bile hakkında bi' şeyler okurum. 
Annemin nakış öğretmeni olmasının yanında, yeni olan her malzeme ve işçiliğe aşık olması ve kullanmasının da ilgimde katkısı olduğu şüphesiz. Eliyle diktiği, eliyle boyadığı deri çantalarına işlediği tel kırmalar, nakışlar bunun ispatı.
Yaşamımın her anında benimle olan sosyal bakışım ve politik duruşum ise; ilgim ve zaafımı, el yapımı, aynısından asla bir tane bile olamayacak, yerel malzemeden yapılan nefis ürünlere kullanmamın önemli bir nedeni.
Gördes Halısı
Gördes Halısı

"Bir Usta Bin Usta" Projesi

Anadolu Sigorta 2010 yılından bu yana sosyal sorumluluk hakkını Anadolu'nun kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarına çevirmiş; "Bir Usta Bin Usta" projesi ile Bartın tel kırması, Aydın körüklü çizmesi, Mardin taş işlemeciliği, gibi özel her şehrimiz için ustaları desteklemiş, yeni ustalar kazandırmak için teşvik etmiş ve etmeye devam ediyor. 

 http://www.birustabinusta.com.tr/  http://www.birustabinusta.com.tr/

 http://www.birustabinusta.com.tr/  http://www.birustabinusta.com.tr/
"Bir Usta Bin Usta" projesi ile, dünya dokumacılık literatürüne çift ilmek dokumayı kendi ismi ile (Ghiordes knot) kazandıran Gördes halıları ile ilgili yazılı doküman araştırırken karşılaştım. Kasım 2015 Atlas Dergi ise bu projenin 30 çalışmasını (işini) "Anadolu'nun Toprağında Kültür Ağaçları Yetişiyor" başlığı altında bir ek ile yayınlamış, projeyi dijital ortamda takip ediyor olmama rağmen, zaten sevdiğim bu derginin ekini kütüphaneme eklemek için edindim. 
Yalın bir dille, herkesin anlayabileceği güzel bir el kitapçığı olmuş.
Dünyanın çok uzak şehirlerinden insanlar Gördes ismini dokumacılığı ile bilirken ve dahi satın alırken, bu topraklarda yaşayan insanların tanımaması ve değer vermemesi sanırım hepimizin hatası. "Bir Usta Bin Usta" projesi ve bu kitapçık, daha fazla kişiye ulaşmak adına güzel bir adım olmuş gibi görünüyor.

Fabrikasyondan Özel Tasarıma

Nasıl ki zincir burgercilerden gram et satan burgercilere, her şey dahil otellerden butik otellere, medyadan sosyal medyaya çevirdiysek yüzümüzü; bize özel ve değerli olan tasarımlara da çevireceğiz. Kaliteli malzemenin ve özel tasarımın değerini anlayan bazı kişiler kendini tasarım fuarlarına atıyor. Aldığı berjerin kumaşından ahşabına kadar malzemesini inceliyor ve kendi yaşamına uygun tasarımı seçiyor. 
Çok kalmaz 5-10 seneye kadar metropol insanları arasında daha geniş çevrelere yayılır özel tasarım ürünler. Hafta sonu kısa kültür turlarınızı bu el sanatları ile işlenen ürünleri edinmek üzere planlamanızı öneririm. 

Bir Usta Bin Usta instagram hesabı: https://www.instagram.com/birustabinusta/
Bir Usta Bin Usta web sitesi: http://www.birustabinusta.com.tr/

NOT: Tüm bu işçiliğin sanat değil; bir o kadar değerli zanaat olduğunu düşünüyorum. Önünümüze gelene sanatçı dediğimiz şu ortamda bu ustalara demeyeksek kime diyeceğiz, diye düşünübilir, bana söylenebilirsiniz; ancak sanat olabilmesi için ortada ekonomik bir kaygı olmaması ve üzerinden belirli bir süre geçmesi gerektiğini düşünüyorum.
Yorum Yok

Perşembe, Kasım 26, 2015

İstanbul Trafiğinin Kısa Vadeli Çözümü

İstanbul Trafiğinin Kısa Vadeli Çözümü

İstanbul trafiğine kısa vadeli en etkili çözüm: toplu taşıma. En azından, çocuğunuz ile olmadığınızla, düz ayakkabı ile olduğunda, çantalarınızdan biri eksikken toplu taşımayı kullanın.

İstanbul Trafiğinin Kısa Vadeli Çözümü

İstanbul Trafiğinin Kısa Vadeli Çözümü



Ya da hep birlikte İstanbul'dan kaçalım; ama otomobillerimizi yanımıza almayalım.
Yorum Yok

Pazartesi, Kasım 23, 2015

Bütün Çılgınlar Sever Beni ya da Baştan Çıkarma

Bütün Çılgınlar Sever Beni ya da Baştan Çıkarma

Bulgar oyun yazarı Stefan Tsanev'in Moda Sahnesi'nde 3 sezondur oynanan, kıskançlık, sadakat, arkadaşlık, aşk ve güç temelli oyunu; eşi Maria'nın sadakatinden şüphe eden Yosif'in, arkadaşı Angel'den karısını baştan çıkartmaya çalışmasını istemesini konu alıyor. Basit (ya da gündelik) konunun arkasında yine basit bir çözümleme var. Basit konu ve çözümleme arkasında ise karmaşık duygular. Şu anda, hepimizin yaşadığı karmaşık duygular. 
Örneğin güce tapma. Farkında olmadan içine sürüklenme, normalleştirme ve dolayısıyla içinde boğulma.
Bütün Çılgınlar Sever Beni
Öncelikle şunu söylemeliyim ki, oyunun dekoru ne kadar sadeyse, oyunla bütünlüğü o kadar yerindeydi. Oyun boyunca ışıkla gözümüzü çevirdiğimiz yer, erkek dünyasından kadın dünyasına ya da kadın dünyasından erkek dünyasına geçiş oldu. Bu geçiş ev ve dış mekan arasındaki "konfor farkı" ile verilmiş. Nefis.

Volkan Yosunlu'ya hiç lafım yok. Kendisinin oynaması, oyunu seyretme nedenim olabiliyor artık. Her oyunununda, bu kez kendini oynuyor herhalde, dedirtiyor. Tiyatronun o büyük büyük tasvirinin içinde plastik olmayan, kıvamında bir tavrı var.

Mert Fırat'a lafım var ama. Kim bilir kaçıncı oyununu izliyorum. Her defasında daha iyi olabilir diyorum. Bu kez çok beğendim. Karakterin iticiliğinin yanında inandırıcılığını da çok iyi vermiş. Ben ikna oldum. 
Mert Fırat'a en çok güldüğüm oyun, bu oldu. Sürekli, kıkır kıkır.

Son söz: oyun boyunca Yosif'in aşırı maddeci bakış açısı bizi itiyor, değil mi? Kendimizi Angel'e yakın hissediyoruz, öyle mi? Kabul edelim: biz Yosif'ten farklı değiliz. Angel gibi yapmak istiyor, Yosif gibi yapıyoruz. İşimizde kullanmak üzere İngilizce'nin yanında Almanca öğreniyoruz; kaçımız Rumca öğreniyoruz? Üstelik Angel ile Yosif arasında AMA bağlacı kullanıyoruz.

Moda Sahnesi'nden bire bir aldım efe'm: 
Yazan: Stefan Tsanev
Çeviren: Hüseyin Mevsim
Yöneten: Kemal Aydoğan
Sahne Tasarımı: Bengi Günay
Işık Tasarımı: İrfan Varlı
Oyuncular: 
Yosif: Mert Fırat
Maria: Öznur Serçeler
Angel: Volkan Yosunlu 
Yönetmen Asistanı: Yağmur Mısırlıoğlu

2 Yorum

Perşembe, Kasım 19, 2015

Harika bir Cumartesi planı: Samatya Sahaf ve Ali Haydar İkinci Bahar

Size harika bir Cumartesi planı!

İstanbul'da yaşıyorsanız, hafta içi trafikten, sabırsız soförlerden, beton evlerden, plastik tabelalardan sıkıldıysanız: atın kendinizi Samatya'ya. Şimdi diyeceksiniz ki Samatya eskisi gibi mi? Tabi ki değil, Tüm semtler kirlendi, önceliği gayrimüslimlerin semtlerine verdiler. Ama bazı yerler var ki, hala kitap, rakı kokuyor, renkli, sohbet edilesi güzel insanların olduğu.
Samatya

Bunlardan birisi: Samatya Sahaf:

Devrim Tarım, Anadolu'nun sahip olduğu tüm dillerde kitaplar topluyor, çoğunu okuyor, Samatya'da satıyor. Kitaplarını sahip olduğu Samatya Sahaf'a taşıma hikayesi; Gezi'ye katılması nedeniyle memuriyetten atılması ile başlamış. 
Çikolata seçer gibi kitap seçmediğinizi biliyorum; biraz inceliyor, hatta biraz okuyorsunuz. En çok da kitapçıyla konuşmayı seviyorsunuz. Görme engelli, ODTÜ mezunu ve 5 dil bilen bir sahafla sohbet etmek isteyeceğinizi düşünüyorum. İşte burası tam size göre. 
Samatya Sahaf
Devrim Tarım'ın dolayısıyla Samatya Sahaf'ın nefis de bir mottosu var: Anadilinde oku! Boşnakça, Kürtçe, Rumca; her neyse!
Zaman zaman yazar-okur buluşması da yapan Samatya Sahaf'ı takip etmek için: Facebook Sayfası 
** 

Samatya'ya gelmek için başka bir neden: Ali Haydar İkinci Bahar:

Yıllar evvel yayınlanan ama her bölümünü hatırladığımız İkinci Bahar'ın çekildiği restoran. Fotoğraflarla, merdivenlerle, muhabbet kuşlarıyla, ötesi sahibi Ali Haydar Usta'yla kendinizi dizinin içine girmiş gibi hissedeceksiniz. 
Ali Haydar İkinci Bahar
Çağırın arkadaşlarınızı, koyun rakılarınızı; başlayın lezzetli bir sohbete. Fıstıklı kebabı es geçmeden karışık kebap alın bence. Bir de maş fasulyesi (ay bildiğin börülce). Mekan 12'de kapanıyor, fasıl ise masanıza azıcık uğruyor. Yemek ve sohbet için nefis bir yer. 
***
İşte sahafla başlayan, rakıyla sonlanan nefis bir Cumartesi planı yaptım size. Kitapları, rakıyı, İstanbul'u, renkleri seviyoruz. İstanbul'da yaşıyoruz madem, İstanbul'u yaşayalım.
***
Samatya Sahaf bilgi için kaynak : Bitchcraft ve Cetoyezedo
Adres: Marmara Cd 82/A (Surp Keork Ermeni Kilisesi Karşısı) Samatya Fatih / 0507 116 2321
Ali Haydar İkindi Bahar: Kocamustafapaşa Mh Gümüş Yüksük Sk No:6 Samatya Fatih / 0212 584 2162


 Meyhaneler

Yorum Yok

Çarşamba, Kasım 18, 2015

Sokak Sokak Yeldeğirmeni

Konsept kafe, konsept pub, tiyatro salonları, etkinlik alanları,vb derken canlı Kadıköy'ün daha da canlandığını daha önce yazmıştım. Her çeşit saç rengi sokakta fellik fellik gezerken bizim evde oturmamız mümkün mü! 
Kadıköy'ü sokak sokak, cadde cadde bilirim/z. Kadıköy çocuğuyuz sonuçta. Kadıköy'ü severiz, sayarız. Sevilmeyecek gibi değil ki. İnsanları, sokakları, renkleri... Hele ki  Muralist Festivali.
***

Sokak Sokak Yeldeğirmeni

Son zamanlarda o kadar çok Yeldeğirmeni rehberi yazısı okudum ki, eksik kalmayayım dedim. Sevdiğim, beğendiğim bi'kaç yeri yazmak istedim. Ancak bunları yazmam, diğerlerini sevmediğim anlamına gelmiyor. Hele ki siz bu mekanlara otururken diğerlerini kaçırmayın. Kendi deneyimlerinizi yaşayın. Her geçen gün Yeldeğirmeni bir mekan daha kazanıyor. Kaçırmamak, haksızlık da etmemek lazım. 

Bizim Kitap Kafe

İçeri girer girmez raflarca kitap sizi karşılıyor. Nereye bakacağınızı şaşırdığınız sakin sessiz bir koridordan geçiyorsunuz. Ardından yemyeşil bir bahçe. Alın bilgisayarınızı, kendinize bir kahve söyleyin ve bu bahçede çalışın. Ya da rafta gözünüze takılan bir kitap seçin ve başlayın kitabın içine girmeye.
Bizim Kitap KafeBizim Kitap Kafe

Bizim Kitap Kafe

Benazio

Cheesecake sevmem, dediğimden utandıran yer. Ne alırsınız, diye sorduklarında ne tavsiye edersiniz, diye sorarım mutlaka. İlla ki daha iyi yaptıkları bi' şeyler vardır. Hah, işte Benazio'nunki çikolatalı cheesecake'i. Havuçlu kek, browninin hakkını yemek istemem ama deneyin derim.  
BenazioBenazio

BenazioBenazio

Sanco Panza

Sancho Panza, Yeldeğirmeni'ndeki diğer kafeler gibi küçücük fıçıcık bir mekan. Ayrıca bu mahallenin ruhuna uygun rengarenk. Kahve ve çayın dışında mantarlı wrap yedik, yemelere doyamadık. 
Sanco PanzaSanco Panza

Sanco PanzaSanco Panza
Yeldeğirmeni'nde neredeyse her gün yeni bir mekan açılıyor. Yetişmek mümkün değil. Beğendiğim yerleri zaman zaman eklemeye çalışacağım. 

*Bu yazıyı yazmaya çok evvelden karar vermiştim ve o zaman AH3AP liste başıydı. Gel zaman, git zaman bizim gibi Kadıköylü (ya da Kadıköycü)lerin akın etmesi ile şişen mal sahibi mekan sahibine dar etmiş ve göçe zorlamış.
Yorum Yok