Salı, Eylül 29, 2015

Bizim Mahalle, Yukarıki Mahalle

Bizim Mahalle, Yukarıki Mahalle

Her gün bir gazeteci daha işinden kovuluyor. Biz okuyucular, gazetecileri gazetelerinden dolayı tanımıyoruz. Nerede yazsalar, zaten okuruz. Örneğin, Mehveş Evin'in nerede yazdığını kovulduğunda öğrendim. Artık takip etmemeye başlamamışım demek ki. Sosyal medya hesapları, özellikle de blogu varken ne yapayım gazeteyi.
Kemal Göktaş'ta da aynı şeyi yaşamıştım. Blogunu takip ediyorum zaten, yeter ki.
Ancak şu var ki, Mehveş Evin'in yazmaya başlayacağı geniş ölçekli okura sahip yayın organı çok yok. Yakında öğreniriz, ama farklı bir isim beklemiyorum.
Ya da TV programcıları. Enver Aysever kanalından kovulduktan sonra (ki çok da aykırı bir kanal değildi) anlaştığı yeni kanalı muhalif kanal deyince akla ilk gelen kanallardan.
Yalnızca muhalif kanatta bu yapılanma yok. Muhafazakar kesim de hep aynı gazetelerde, hep aynı kanallarda.
Nadiren de olsa aldığım birkaç gazete bana yeter oldu. Çünkü okuduğum tüm yazarlar birkaç gazetede (farklı siyasi noktadaki gazeteler).

Sakal Sizin Mahallede Dini Simge Olabilir, Bizim Mahallede Trend

Aynı fikirdeki gazetecilerin aynı gazetede yazması; tıpkı aynı partiye oy verenlerin aynı mahallelerde oturması, aynı içeceği içenlerin aynı mekanlara takılması, aynı filmlerden hoşlananların birbirini sevmesi gibi. 
"Mahallemiz kalmadı, sitelere tıkıldık" diye dövünürken, aslında bizim kopyamız olan komşumuza yaşamaya tıkıldık.
***
Tüm genç erkekleri etkilediği gibi kardeşimi de sakal trendi oldukça etkiledi. Her aile gibi benim de geniş ailem, kardeşimin sakalını kesmesini dört gözle bekliyor. Ancak son günlerde IŞİD'ci olduğu sanılarak öldürüldü haberlerine izledik/okudukça beklentileri bir baskıya döndü. Endişeden uyuyamayan büyükbabamın, kardeşimi ikna edebileceğini düşünen kuzenimi aramışlığı bile var. Endişelerini yaşadığımız yerleri anlatarak giderdik. Bilmediği bir şey vardı; sakal, bazı mahallelerde dini simge iken, bizim yaşadığımız mahallede trend. 
Cumhuriyet mitinglerine gibi giden sosyal demokratlar CHP'nin %80 oy alacağını düşünüyordu bir zamanlar. Üzerinden kaç seçim geçti; o mitingler devam etmese de, sosyal çevresinden dolayı aynı beklentiye devam ediyorlar. 
Daha özgür yaşayabilmek için bir tür nüfus mübadelesi yaşıyoruz. Özgürlüğü tercih ettikçe, sadece kendimiz gibi yaşayan/düşünen insanları görmeye başlıyoruz. Ötekinin olmadığını var saymaktan olmadığına emin olmaya kadar gidiyor bu keskin mahalle çizgilerimiz.
***
Yaşasın Halkların Kardeşliği

Bu durumu tersine çevirebilecek tek şey, birbirini tanımayan, görmeyen, yok sayan farklı ırk, din, mezhep, değer yargılarına sahip insanların birbirine aşık olması gibi geliyor bana. Ancak bu şekilde birbirimizi tanır, birbirimizi anlarız sanki. Yaşasın halkların sevgililiği!
Yorum Yok

Cumartesi, Eylül 12, 2015

Umutsuzluk Yasak

Günlerdir Türkiye'de yaşanan katliam, linç, saldırı, vs haberlerine üzüldüğüm kadar sosyal medyada yaşatılan karamsarlık havasından da bıkmış durumdayım. "Ne yani karamsarlık durup dururken mi oluyor?" diyebilirsiniz. Elbette ki yaşanan olaylar çok acı, kaybedilen canları hiçbir kelime geri getirmeyecek. Ancak olayların sorumluları ve nedenleri yanlış yerde aranıyor. 
Umutsuzluk Yasak
***

Siz de Facebook'tan uzaklaştınız mı?

Aktif bir Facebook kullanıcısı olduğumu söyleyemeyeceğim gibi hiç paylaşım yapmadığımı da söylemem. Son günlerde bırakın paylaşım yapmayı, Facebook'u açasım bile gelmiyor. Herkes hunharca saldırıyor. Bu saldırı hali zaten 3 ay, 5 ay önce de vardı, sonra bir yerlerde buluşup çay falan içerdik. Birbirimizi bilir, huysuz davranmazdık.
O günler geride kaldı sanki. "Ama" diyen herkesi dövecek gibiyiz.
***
Geçtiğimiz günlerde iş yerinden bir arkadaşım işe gelirken metrobüse bindiğini, kendisinden sonra binenlerden birinin her zamanki gibi "ilerleyebilir misiniz?" dediğini kimse aldırış etmeyince (metrobüste ölüm sessizliği olduğunu, herkesin mutsuz ve keyifsiz halde Twitter'de biz uyurken olanları okuduğunu söylediğini eklemem lazım) yalvaran ve ağlamaklı bir sesle tekrarladığını söyledi. En yakınındaki kişi yalvarır ve ağlamaklı bir ifade ile cevap verdiğini ekledi:"Tamam ilerleyeceğiz, dokunma."
Karşılaştırılamaz ancak; birileri ölüyor, bizim de ruhumuz onlarla toprağın altına giriyor.
***
Sosyal medyada bana bulaşılmayan hiçbir yoruma bulaşmamama rağmen, ara ara göz attığım Facebook'ta oldukça üzgün bir anda gördüğüm paylaşımlara yorum yaptım. Tabi ki vicdan sahibi olduğunu bildiğim, akıl fikir sahibi kişilere bulaştım. Sonra da bekledim, nasıl bir tavırla karşılaşacağımı.
Ters davranılmayı göze almıştım. Herkes gergin, ağladı ağlayacak. Çatacak bir şeyler, birilerini arıyoruz. 
Paylaşımlar, Şirin Payzın'a ait olduğu iddia edilen bir Facebook sayfasından alınan bir ekran görüntüsü ile Filistin'de çekilen ve Cizre'de çekildiği iddia edilen birkaç fotoğrafın paylaşılmasının Şirin Payzın'ın üzerinden gazetecilerin şerefsiz olduğu, Tunceli'de yaşayan Rojvan ile Tokat'ta yaşayan Burak'ın KPSS kazanmaları sonucunda evden ayrılırken Burak'ın ailesi ile helalleşmesi, bu durumda sadece Burak'ın mağdur olduğu, Boşnak, Bulgarların Türkiye'de ana dillerini konuşmak konusunda ısrar etmezken Kürtlerin ana dillerini konuşmak istemelerinin altından bir şeyler aradıkları gibi aslında yıllardır içlerinde olan ancak net bir cevap almadıkları için hortlayan durumlardı. Hazırlanmış bu paylaşımlar eminim ki her akışta bulunuyordur. 
Oturdum hepsine cevap verdim; çünkü cevabım vardı. 
Aslında her şeye cevabım var. Sadece sabrım yok.
***
Cevaplarını merak ediyorsanız, ya cevap ver(e)mediler ya da saatler sonra cevap verdiler. (Öyle tahmin ediyorum ki) Kırmadan dökmeden yazdım, hiçbir cevabım radikal, keskin cevaplar değildi. Bana verilen cevapların hepsi ise "Haklısın" ile başlıyordu. Evet haklıyım, haklılıktan ölmek üzere olduğum günlerdeyim. 
İçim rahatlamadı değil. Ancak uzlaşarak, anlayarak Gezi'de yarım bıraktığımız (d)evrimi tamamlayabiliriz. Umuyorum ki "Unutursak kalbimiz kurusun" dediklerimizi hatırlar, kalbimizin kurumasına izin vermeyiz.
***
Yaşar Kemal'in Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne kitabını okumanızı öneririm. Bu kitap referans alınarak yazılan şu yazı ile başlayabilirsiniz.
***
Güzel bir sabaha uyanmak dileğimle, unutmadan UMUTSUZLUK YASAK!
Yorum Yok

Çarşamba, Eylül 02, 2015

Dünyanın En Hüzünlü Fotoğrafı

Beni Neden Sevmediniz?

Beni Neden Sevmediniz?

Dünyanın en hüzünlü fotoğrafı Batman Toplum Ruh Sağlığı Merkezi duvarından: "Beni Neden Sevmediniz?" ):

Yorum Yok