Pazar, Nisan 26, 2015

Bahçede Rakılı Sohbetler: Çukurcuma'da Bahar

Bahçede Rakılı Sohbetler: Çukurcuma'da Bahar

Bahar geldi, hoş geldi. 

Zar zor geldiği için bahar konusunda mutlu olmak konusunda hala emin değiliz. Mini mini çiçekli elbiselerimi, el boyaması tişörtlerimi (bu tişörtlerimden önümüzdeki günlerde bahsedeceğim) gün yüzüne çıkardığım gibi, kürklü montlarımı da henüz kaldırmadım. 
El boyaması tişörtlerimden birinin üstüne kürklü montlarımdan birini giydiğim "Ayy sıcaklarsam montumu çıkarırım" dediğim günlerden birinde önce bir evden daha kaçtık, sonra Beyoğlu'na kadar gitmişken, bu kez Cuma meyhanesi olarak Çukurcuma'da Bahar'ı tercih ettik.
Çukurcuma'da Bahar
Fotoğraf Zomato'dan, teşekkürler sayın kullanıcı
Çukurcuma'da Bahar önce ismiyle, ardından bahçesinde çekilmiş fotoğraflarıyla tavladı bizi. Bahar gelmişken bahçede kadeh tokuşturalım dedik. 
Günlerin uzaması ile erkenden bahçeye kurulduk; rakımızı, şarabımızı açtırdık. Zengin meze menüsünden maş fasulyesi(9/10), levrek marin(8/10), fava (İstanbul'da yediğim en iyi ikinci fava(9/10)), patlıcan borani(9/10), yoğurtlu kabak (8/10) tercih ettik. Meze faslı uzun sürer ya, biz kısa kestik, öyle lezzetliydiler ki, bir baktık hepsini bitirmişiz. İkinci parti meze aldık. 
Çukurcuma'da BaharÇukurcuma'da Bahar

Çukurcuma'da BaharÇukurcuma'da Bahar
Ara sıcak olarak yaprak ciğer(7/10), beğendili ahtapot(8/10), kalamar ızgara (9/10). Kalamar ızgara nefisti, daha önce hiç denememiş olmamız çok talihsiz.
Çukurcuma'da BaharÇukurcuma'da BaharÇukurcuma'da Bahar
Belli ki, Çukurcuma'da Bahar'ın meze menüsü ince ince düşünülerek hazırlanmış. Ancak bence bu meyhanenin en güzel yanı bahçesi. Bu bahçede rakılı sohbetleri çok seveceksiniz.

Çukurcuma'da Bahar: http://www.cukurcumadabahar.com/


 Meyhaneler

Yorum Yok

Çarşamba, Nisan 22, 2015

Bir Hamlet Geçiyor Moda Sahnesi'nden

Bir Hamlet Geçiyor Moda Sahnesi'nden

Shakespeare'in 16. yy'de yazdığı Hamlet, kral olmak isteyen amcasının kral tahtındaki babasını öldürmesinin akabinde cinayetin Prens Hamlet'in kral babasının hayaletinin cinayeti anlatması ve bu cinayeti çözerim, annemi de hain amcamın elinden kurtarırım derken, tüm çevresini sorgulamasını işleyen tragedyadır. Yazılmasının üzerinden yıllar, asırlar geçmesine rağmen Birleşik Krallık'tan kilometrelerce uzakta bile sayısız versiyonu oynanmıştır. Utku'nun naçiz gözleri bile defalarca kez seyretmiştir, 2014/15 sezonunda 2 farklı oyuna tekabül eder.
İlki devlet tiyatrolarında Bülent Emin Yarar'ın Prens Hamlet, hain amca, kral baba,vb tüm kadroyu tek başına resmettiği Hamlet'tir; ki 1 saat 20 dakika soluksuz seyretmiştir. Bülent Emin Yarar'ın sahnesinin benim için çok özel bir yeri vardır: Kendisiyle 2005 yılında yine Devlet Tiyatrolarında Çayhane performansı ile tanışmıştım. O zamanlar AKM'nin büyük salonunun muhteşem akustiği ile oyunlar seyredebiliyorduk, geçmiş zaman işte.
***
Hamlet

Moda Sahnesinde Hamlet'i seyretme isteğim, Çarşamba günü ne seyretsek ile başladı. Aynı tiyatroda bile bir oyunu defalarca kez seyredebilen ben, farklı tiyatrolarda aynı oyunu tabi ki seyrederdim.
Öncelikle oyunun ilk dakikası ile son dakikası arasında büyük bir fark vardı benim bakışımda. İlk dakikada (neredeyse) tüm kadro sahnedeyken, dekor ve kostümlerin ne kadar zayıf olduğunu düşündüm. Nihayetinde Shakespeare'in belki de en tanınan tragedyasını bu kadar zayıf görselle anlatmaları daha başlar başlamaz modumu düşürdü. "En büyük, en ihtişamlı kostümleri hak etmiyor mu, Shakespeare'in en büyük, en ihtişamlı sözleri! Ya da en azından sahneyi karartsalarmış, Dikkatimi Prens Hamlet'in tişörtlerine vermek istemiyorum." diye düşündüm başta. Yanılmışım. Kostümler beni oyundan koparmadığı gibi, modern uyarlaması ile içine aldı. Buradan sahne tasarımı Bengi Günay'a, ışık tasarımı için İrfan Varlı'ya alkışlar. Tabi bunlar riskti. Oyuncu kadrosu ve yönetmen ile de gayet iyi sonuç vermiş.
Yeri gelmişken, yönetmen  Kemal Aydoğan. oyuncu kadrosu Onur Ünsal, Esra Kızıldoğan, Kübra Kip, Murat Tüzün, Timur Acar, İnan Ulaş Torun, Çağlar Yalçınkaya, Hasan Demirtaş (Sanki Hasan Demirtaş yoktu da, Mert Süleyman vardı, konuk oyuncu gibi), Alper Baytekin.
Hamlet
***
Bu arada ben Shakespeare'i bildiğiniz sevmiyorum. Bir kez daha hatırladım. Cinsiyetçi! Ya bir tane kadını da iyi yaz arkadaş. Hepsi mi lanet, hafif, gözü dışarda, hain, saf, aptal, dırdırcı,..
***
Moda Sahnesi'nde Hamlet oynanmaya devam ediyor. Buyrun burada adresi ve takvimi: http://www.modasahnesi.com/hamlet
Kadronun prova notlarına da göz atmanızı tavsiye ederim.
Hamlet örgütlenmektir.
***
AKM'ye özlemle...


Yorum Yok

Pazartesi, Nisan 13, 2015

Sessiz Fenerbahçe Sokaklarında Balık Restoranı: Misina Balık Restaurant

Sessiz Fenerbahçe Sokaklarında Balık Restoranı: Misina Balık Restaurant

Her Cuma olduğu gibi, geçtiğimiz Cuma da Utku hafta sonu gidilecek bir meyhane aradı. Zorlu bir seçmeydi. Neyse ki bölgeyi daraltmıştık: Kadıköy/Üsküdar bölgesi. Hem kapalı yerlere sıkışmamak, hem de sığınacak sıcak bir yer aradık. Menü de önemliydi, muhabbet de. İstanbul'un Meyhaneleri listeme döndüm ve birkaç rezervasyon denemesinden sonra buldum: Misina Balık Restaurant.
Misina Balık Restaurant
Misina Balık, Fenerbahçe'nin sessiz sakin bir sokağında tam bir balık restoranı. İçeriye girer girmez, dekoruna bakakalıyorsunuz. Kapalı yeri olduğu gibi, sıcak açık yeri de var.
Öncelikle söylemem gerekir ki, mezelerinin bolluğundan meze tabağı alamıyorsunuz, içeriye girip seçiyorsunuz. Size illa ki yardımcı olan birileri var. Biz birkaç tüyo almıştık ne yiyeceğimiz ile ilgili; ama yine de sorduk. Mevsim otları ve balıklarını da düşünerek, klasik yoğurtlu patlıcan, semizotu, favanın dışında ki (bunlar çok da iyi değildi) fesleğen soslu levrek (9/10), balık köftesi (8/10), levrek içinde deniz mahsulleri (içindeki fıstıktan dolayı 7/10, yoksa daha fazla olurdu.) aldık. Yemeğe geçecek yerimiz kalmadı; ama bize yetti. Nefis deniz mahsullerinin  yanında baldırağı görünce hemen aldık. 

Misina Balık RestaurantMisina Balık RestaurantMisina Balık Restaurant

Misina Balık RestaurantMisina Balık RestaurantMisina Balık Restaurant

Misina Balık Restaurant
Gecenin yıldızı: fesleğen soslu levrek
***
Canlı müzik yok, muhabbet etmek ve yemek yemek için güzel bir yer. Her istediğimizde çayımızı getirdiler, onu da özellikle belirtmem lazım. Neredeyse tüm masalar kalktıktan sonra biz kalktık; bizi sabırla beklediler. Hadi gidin muamelesi görmedik. Bu muamele "Ne arzu ederdiniz efendim" ile başlayan gecelerimizin kötü sonu olabiliyor ne yazık ki. Öğle yemeği yemiyoruz nihayetinde. Birazcık idare edin yani.
***

Misina Balık Restaurant'ı İstanbul En İyi Meyhanerleri Listeme Alırım

Misina Balık Restaurant'ı İstanbul en iyi meyhaneleri listeme alırım sanırım. Siz de gidip deneyin derim.
Siz de bir Cuma günü bu yazıyı okuyup Misina Balık Restaurant'a gitmeye karar verirseniz, benim yerime fesleğen soslu levrek yiyin, bir de kadeh kaldırın.
Afiyet olsun.

*Misina Balık Restaurant web sitesi için: http://www.misinabalik.com/


 Meyhaneler

Yorum Yok

Cuma, Nisan 10, 2015

Bir Cuma Meyhanesi Olarak Şah Ömer'in Yeri

Bir Cuma Meyhanesi Olarak Şah Ömer'in Yeri 

Yine bir Cuma ve yine Utku akşam rakı muhabbetine meyhane arıyor.

Geçtiğimiz aylarda, oturdum, üşenmedim, bir meyhane listesi çıkardım. Zevkine güvendiğim gurmeler, bloggerlar ve tabi ki arkadaşlarımdan tavsiye alarak bir İstanbul Meyhaneleri listesi hazırladım. Listeyi bölgelere ve menülerine göre ayırdım. Bir de gittiklerimi işaretledim. İşaretlediklerimi çıkardığımda elimde bir şey kalmadı. İstanbul’un yüzlerce meyhanesine hepsine girdim sanki. Gitmediğim onlarca/yüzlerce meyhane varken, neden hala meyhane bulamıyorum?
Görsel şuradan efe'm
Daha önce de yazdığım gibi, hakkında “çok muhteşem, bambaşka, vuhuu harika” yazılan çok meyhanenin ortalama olduğunu görüyorum. "Ellerimizle fava yaptık" diyorlar, ama kuru baklayı bi’ sürü zinciri olan köşedeki marketten almışlar. Tamam, meyveleri yetiştirmelerini beklemiyorum, ama biraz özenseler fena olmaz. Zaten balığın güzeli büyük restoranlara giderken, bizi sebzeden etmeyin.
***
Yaşımızın ve seçimin ayak seslerinin bize verdiği yetkiye dayanarak rakı muhabbettini artırmaya karar verdik. Hatta gittiğimiz yerleri yeniden deneyip yorumlayabiliriz diye düşündük. Yakın zamanda İstanbul’un Meyhaneleri dosyama daha fazla fazla meyhane eklemeyi planlıyorum.
***

Kışın dondurucu soğuğunda ziyaret ettiğimiz Şah Ömer’in Yerinden bahsedeyim o zaman: 

Önceliğimiz kız kıza rahatça oturabileceğimiz bir yerdi. Arkadan usul usul şarkılar çalıyordu. Biz rakının da etkisi ile geceyi kendi şarkılarımızla bitirdik, ülkeyi kurtardık, eskilerden bahsettik, ah nerde eski günler dedik. (: Muhabbetimize nefis ciğer eşlik etti. 10 üzerinden 9 veriyorum ve sınıfı coşkuyla geçiriyorum. Kalamar (7/10) ve patlıcan salatası(7/10) da geçer not aldı. Ancak kırmızı biber sınıfta kaldı bizde.
Şah Ömer'in YeriŞah Ömer'in Yeri

Şah Ömer’in Yeri Bostancı’da sıra sıra meyhanelerin olduğu “Ne vereyim abime?” tadında sıcak-samimi bir yer. 02.00-02.30’a kadar açık.
Bu akşam için yer arıyorsanız, tavsiye ederim efe’m.
***
Ben de listeme döneyim. Nereye gitsek? ):

 Meyhaneler

Yorum Yok

Pazar, Nisan 05, 2015

Gerçek Deri Nasıl Anlaşılır?

Gerçek Deri Nasıl Anlaşılır?

Sentetik ürüne olabildiğince karşı duran biri olarak, naçizane bilgimi sizinle paylaşmak istedim sayın okuyucu.

Satın aldığımız derinin gerçek deri (sektörün deyimiyle hakiki deri) olduğunu nasıl anlarız?

Öncelikle gerçek deri ile suni deriden yapılan ürün arasındaki fark fiyatıyla anlaşılmaz/ anlaşılmayabilir. Çünkü bir ürünün bedeli sadece ham maddesi ile anlaşılmaz. Marka dolayısıyla tasarım da bir o kadar önemlidir. Bu yazıyı yazmaktaki amacım, sadece ham maddenin kalitesi ile alakalıdır.
Gerçek Deri Nasıl Anlaşılır?
Gerçek sığır derisinden bir tablet kılıfıdır efe'm

  1. Gerçek deri ile suni deri arasındaki en dikkat çekici fark kesinlikle kokusudur. Gerçek derinin, aynen kitap gibi şahsına münhasır bir kokusu vardır ki, sadece bir kez bu kokuyu almış olmanız kokuyu hemen anlamanızı sağlayacaktır. 
  2. Bir başka fark ise ateşe karşı tepkidir. Suni deri hemen eğrilirken, gerçek deri direnç gösterir. Tabi ki ateşe atarsanız yanar. O kadar abartmayın. (: Burada ayırt edici özellik satış yapan arkadaşın tepkisi olabilir. Madem ürün gerçek deri, alev gezdirelim üzerinde, demenize karşı, "Olmaz, kat'a" derse oradan hemen çıkın. (:
  3. Gerçek deri ile suni deri arasındaki farkı dokunarak da anlayabilirsiniz. Suni deri plastik olması bakımından, aynen koku gibi gerçek deriye bir kez bile dokunmanızla gerçek derinin farklı dokusunu anlarsınız.
Satın aldığınız ayakkabı, çanta,vb tasarım ve/ya gerçek deri değilse, çok para vermemenizi öneririm. Çünkü gerçek deri ile suni deri arasında ciddi bir fiyat farkı vardır.
Sonuç olarak en önemli farkı suni derinin plastik dolayısıyla kanserojen maddeden olmasıdır. Yapmayın, etmeyin, sağlıklı değil.
***
Peki ben bunları nereden biliyorum? Öncelikle Salihlili olmam nedeniyle gerçek deriden yapılan ürünlere çok kolay ulaştım hep. Bilgimden emin olmak için yıllarca deri işinde çalışmış olan çok sevgili bir büyüğüme sordum. Ayrıca annemin elleriyle yaptığı gerçek deri çanta, cüzdan, tablet kılıfı vs (Atölye Feri) malzemelerini birlikte alıyoruz. Teyitli çalışıyoruz efe'm...
 Deri hakkında bilgiler

17 Yorum