Perşembe, Aralık 31, 2015

Çamaşır Yıkamanın Keyifli Hali

Ev işleri arasında her hanımın farklı favorileri vardır. Mesela kimi ütü yapmayı sever , bazıları ise yemek yapmayı. Sevdiğiniz işlerin size verdiği keyif ise bambaşkadır ve terapik etkileri vardır. Başka dünyalara gider, hayaller kurar, güzel anları hatırlar, planlar yaparsınız.

Size harika bir haberimiz var. Artık bu keyfi size yaşatan favorileriniz arasına çamaşırı da ekleyebilirsiniz :) Çünkü Rinso bunu mümkün kılıyor.

Rengarenk paketleri ile raflarda dururken bile enerjisini yansıtan Rinso, çamaşır yıkamayı kolay ve eğlenceli bir hale getiriyor. Rinso’nun Kır Bahcesi (Yeşil), Çiçek Bahcesi (Pembe) ve Büyülü Bahçe (Mor) şişeli sıvı deterjanları hem beyaz hem de renklileriniz için tortu bırakmayan bir temizlik vaad ediyor.


Rinso’nun gerçek eğlencesi, yıkama sonrası çamaşır makineninizi açtığınız anda başlıyor. Öyle ki kapağı açtığınız anda tertemiz çamaşırlarınıza eşlik eden muhteşem çiçek kokuları tüm banyoya yayıyor. İşte o an, hissettiğiniz duygular tarif edilmez. Sanki bir anda sevdiğiniz bir melodi çalmaya başlıyor ve o koku sizi alıp bambaşka bir yerlere götürüyor.

Bu kokular o kadar kalıcı ki tertemiz çamaşırlarınızı asarken, kuruturken, ütülerken ve tabii ki giyerken makineyi açtığınız o andaki duygular size kendini hatırlatmaya devam ediyor. Rinso kalıcı bahar kokuları ile çamaşır yıkamayı keyfe dönüştürüyor.

Mutluluk ve keyif zaten anlık değil midir? Mühim olan o anlara hayatınızda yer açmak. İşte Rinso bunu mümkün kılıyor.


Bir boomads advertorial içeriğidir.
Yorum Yok

Perşembe, Aralık 24, 2015

Alternatif Yılbaşı Hediyesi: Patronsuz Kazak

2014 biterken ekşisözlükte "2014 yılının en beğenilen entryleri"ni okurken 2015'ten en büyük dileğim "2015 yılının en beğenilen entryleri" başlığını okurken, bağıra bağıra ağlatmamasıydı. Olmadı. Olamadı.
Yine de "yeni"den umutla 2016'dan büyük beklentilerim olmaya devam ediyor. Umut işte. 

Alternatif Yılbaşı Hediyeleri 

Yeni yıl hazırlıkları yaparken hala eğlenmek için gücü olanlar yılbaşı gecesi planlar yaparken ve ne hediye alsam diye düşünürken, geçtiğimiz hafta el yapımı ve kişiye özel hediye yazısı ile karşınızda olmuştum sayın okuyucu. 
Bir alternatif yılbaşı hediyesi daha buldum ki, alternatif yılbaşı hediyesi, alternatif doğum günü hediyesi, alternatif anneler günü hediyesi, vesaire her şey olabilir.

Patronsuz Kazak

Kazova Tekstil işçilerinin 2013 Şubatında ücretlerini alamadıkları gerekçesiyle başlattıkları fabrika işgali, "Halkımızı kanser ipliklerine mahkum etmeyeceğiz" diyerek kooperatif sistemi ile üretime devam etmiş, 2013 Mayısında Gezi direnişi ile büyük bir güce dönüşmüş; hepimiz büyük bir gülümsemeyle takip ettiği bir süreç haline gelmişti. Şişli'de okur/yazar/entelektüellerin de destek vermesiyle bir defile yapmış, daha çok kişiye ulaşmıştı. Bir zaman sonra ise Özgür Kazova Tekstil Kooperatifi olarak belirli noktalar ve e-ticaret siteleri üzerinden satış yapmaya başlamıştı.
Arama motoruna Özgür Kazova yazdığımda çok iç açıcı yazılar ve röportajlar okudum. Bu yazılarda bu kooperatifin amacı için çok güzel bir cümle vardı: "Özgür Kazova Tekstil Kooperatifi emek mücadelesi ve Mayıs-Haziran 2013 Taksim Gezi Parkı direnişinin en önemli miraslarından." Evet, mirasımıza sahip çıkalım.

"%100 koton, %100 yün, %100 patronsuz" mottosuyla hazırladıkları ve sattıkları ürünlere bakmak ve sevdiklerinize yılbaşında hediye etmek için buradan buyurun efendim:

*Fabrikasyondan özel üretime dönüyor şehirli insan. Sen öncülerden ol.

Yaşasın patronsuz üretim!
Yaşasın kooperatifler!

Renk İkindileri Alternatif Hediyeler

Yorum Yok

Cuma, Aralık 18, 2015

Balıkçı Kemal'in Yeri - Bir Karaköy Günü

Sanırım İstanbul'un en güzel ve aynı zamanda yorucu tarafı: "Şuraya kadar gitmişken, şunu da yapalım; bi' daha ne zaman gideceğiz" ile yapılan planlar. Bütün güzel semtler yan yana ve nerede olursak olalım, bize hep uzak. Bu yüzden karşıya geçeceksek, mutlaka başka bir plan daha yaparız. 
Ara verdiğimiz evden kaçış oyunları serimize bir tanesini daha eklemek üzere karşıya geçmişken Karaköy'de bir balıkçıya oturalım dedik. Cumartesi öğleden sonra birkaç blog incelemesinden sonra kendimize Balıkçı Kemal'in Yeri'ni bulduk.

Balıkçı Kemal'in Yeri

Balıkçı Kemal'in Yeri
http://www.balikcikemal.com/'dan aldım.
Balıkçı Kemal'in Yeri Karaköy'ün Haliç'e bakan yüzünde salaş, küçük, şirin bir balıkçı balıkçı. 
Meze sırasında, nefis bir köpoğlu (9/10) yedik; ilk lokma kibar kibar tabağıma aldığımdı, sonrasında ekmekle girdim/daldım. Gerçekten şahaneydi. Lakerda, patlıcan salatası, haydari, kaya koruğu, kalamar, hamsi, helva, meyve aldık. Hesap beklediğimiz gibiydi; bir yetmişlik ve bir otuz beşlik ile birlikte 350 TL geldi. 
Balıkçı Kemal'in YeriBalıkçı Kemal'in Yeri

Balıkçı Kemal'in YeriBalıkçı Kemal'in Yeri

Balıkçı Kemal'in YeriBalıkçı Kemal'in Yeri
Gece boyunca yüksek sesle, birbirimizi sustura sustura konuştuk; ara ara da etrafımıza baktık, diğer masaları rahatsız ettik mi diye. Yalnızca biz değildik yüksek sesle konuşan, herkes öyleydi; ancak kimse rahatsız olmuyordu. 
Kız kıza, erkek erkeğe rahatça oturan masalar vardı. Tabii bir de kızlı erkekli. -Yapmayın diyoruz, dinlemiyorlar.
İlk adımımızdan son adımımıza kadar mezelerinden ortamına kadar her şeyinden büyük keyif aldığımız Balıkçı Kemal'in Yeri'ni tavsiye ederim. Salaş meyhane arıyorsanız, işte burası.
***
Balıkçı Kemal'in Yeri'ne rezervasyon yaptırmak için: 0535 944 11 50
http://www.balikcikemal.com/

 Meyhaneler

1 Yorum

Pazartesi, Aralık 14, 2015

Yılbaşına Özel El Yapımı Seramik Kupa Boyama

Fırçayı, boyayı hep severdim; ama seramiğin üzerine kalıcı boya yapabileceğimi hiç bilmezdim. Ta ki Burcu Eryürek ile tanışana kadar. Kendisini profesyonel iş yaşamında tanımış olmama rağmen, hiç de iş arkadaşı olarak görmüyorum, tam da sohbet edilesi. Hem yetenekli, hem de müthiş bir enerjisi var. Bir de ışıldayan, mavi gözleri. ^^
Burcu sadece seramik kupayı değil; kumaşı, ayakkabıyı, çantayı boyuyor, renklendiriyor; kişiye özel tasarımlar çıkarıyor. Yeni bir kalemi, fırçayı, malzemeyi denemek onun en büyük zaafı. Yeter ki aklına düşsün. Bir gün "Gel sana youtube kanalı açalım, çalışmalarını interaktif ekrana taşı." Heyecanlandı, düşündü, kurguladı ve yaptı. O boyarken, ben de hayranlıkla onu izledim. Belki ilham almak istersiniz diye, fotoğraflarını sızdırdım:

Yılbaşına Özel El Yapımı Seramik Kupa Boyama:

El Yapımı Seramik Kupa Boyama

Malzemeler:

  • Seramik kupa
  • Kopya kağıdı,
  • Kurşun kalem
  • Kağıt Bant
  • Makas
  • Cetvel
  • Sulu boya fırçası
  • Seramik boyası (istediğiniz renkte)
  • Bir miktar su
  • Marker kalem

El Yapımı Seramik Kupa Boyama El Yapımı Seramik Kupa Boyama    El Yapımı Seramik Kupa Boyama

1- Beğendiğiniz görseli, kopya kağıdına (parşömen gibi) çizin, kopya kağıdını seramik kupa üzerine kağıt bant ile yapıştırın, şablonun üzerinden kurşun kalem ile geçin.
El Yapımı Seramik Kupa Boyama

2- Hazırladığınız şablonun üzerinden seramik boyasını suluboya fırçası ile boyayın.  
El Yapımı Seramik Kupa Boyama

3- Siyah ve beyaz kontur için siyah ve beyaz Posca marker kullanın. Burcu der ki: Posca çok iyi kapatıyor.
El Yapımı Seramik Kupa Boyama

El Yapımı Seramik Kupa Boyama

4- Boyanın sabitlenmesi için 35 dakika 150 derece ısıtılmış fırında bekletin.
El Yapımı Seramik Kupa Boyama

5- Ve kupamız hazır. Fırından çıkarırken dikkat edin, elinizi yakmayın. (:
El Yapımı Seramik Kupa Boyama

Daha iyi anlatımıyla hazırlanış videosu:


"Ay ben yapamam, hiç yeteneğim yok; ama kupa çok tatlı olmuş, hediye etmek isterdim" derseniz hazırı var. http://atolyeucankedi.sopsy.com/ 'den ulaşabilir, sevdikleriniz için satın alabilirsiniz. Şimdiden mutlu yıllar!

Burcu Eryürek'in blogu için: http://atolyeucankedi.blogspot.com.tr/


 Renk İkindileri Alternatif Hediyeler

Yorum Yok

Perşembe, Aralık 10, 2015

Rahatsız Edici Vahşi Bir Komedi: Bira Fabrikası

Hep Moda Sahnesi'ndeki oyunları yazıyor olmamdan dolayı, ben bile sadece oradaki oyunlara gittiğimi sanmaya başladım. Sanırım diğer sahneler yalnızca kafamda, rüya, hayal, halüsinasyon.

Bira Fabrikası

Prömiyerinden bu yana takvime her alındığında gitmeye karar verdiğimiz, ancak bi' nedenle beceremediğimiz Bira Fabrikası'na gittik. Peşin peşin yazayım; oyun isminin aksine alkol, alkol düzenlenmesi, toplumda alkol algısı ile direkt bağlantısı yok. 
Oyun, güç, erkeklik, militarizm, demokrasi üzerine kurgulanmış müthiş vahşi, bir o kadar trajikomik.
***
Yıllarca itilip kakıldığını düşünen, toplumun gözünde değerli olmak için şiddeti kullanan, topluma demokrasi getirmek için suç işlemeyi göze almış görünen, aslında bütün parayı alıp eğlence dünyası kaçmayı planlayan iki iç savaş askeri Yüzbaşı Ölümü Sallamaz (Necip Memili) ve Onbaşı Asalak'ın (Onur Ünsal) bölgede yakılıp yıkılmayan yer kalmayınca, para edeceğini düşündükleri fabrikanın nasıl çalışacağını ve dolayısıyla para kazandıracağını öğrenmeye çalışırken önce fabrikada işçi olan Schwanchen (Gürsu Gür) ardından da fabrikanın sahibesi Moulin Rouge baş dansçısı Patron Beyazbüyü (Melis Birkan) ile yollarının kesişmesi ile başlayan, rahatsız edici seviyede vahşi.
Bira Fabrikası
Melis Birkan'ı tiyatro sahnesinde seyredeceğimi hiç düşünmezdim. Düşünmeyerek doğru yapmışım. Sinemada nasıl parlıyorsa, tiyatroda bi' o kadar sönük; sinemada konuşma tarzı ne kadar sempatik geliyorsa, tiyatroda bi' o kadar antipatik kalıyor. Sözlerinin yarısını anlamadım. Aksanı bir İstanbul Türkçesi oldu, bir Almanya'da yaşayan Türk. Sayısız temsilinde olan bir oyun için kötü bir dalgalanma.

Necip Memili'yi hiç sahnede seyretmemiştim. Enerjisini bayıldım. Oyunu kendisi götürdü, tabi başrol olmasının da rolü vardı. TVdeki şöhretinin de bu enerjide katkı sahibi olduğunu düşünüyorum.
Oyundan mı, Türkçeleştirme / yerelleştirme mi, yoksa Necip Memili'in yorumundan mıydı, bilemem ama güldürmek için anlık Doğu Anadolu aksanı yapmak ve küfür etmek ucuz bir komedi. En dramatik sahnelerde güldüren, güldürürken de utandıran bir oyun için biraz basit kalmış.
Necip Memili, karakteri oyunun ilk anından son anına kadar aynı çizgide anlattı; bütünlüğü korudu. Tutarlılığı sayesinde, böyle bir karakterin olduğuna beni inandırdı.
***
Militarist gücün karakterini erkekliği üzerine oturtması, bel altı esprileri, sokak ağzından öte cinsiyetçi küfürleri, "Eee savaş işte" fikri altında vahşi iktidar duygusu ile çok güzel verilmiş. Ancak bu durum karakterleri yansıtmaktan çıkıp oyuna yayılmış. Komik bir oyun olmasındansa gülünç bir oyun olmasına engel olamamış. Sürekli güldük, diyemiyorum. Ancak diğer seyirciler bizimle aynı fikirde değildi, onlar sürekli güldü. Biz oyunu anlamadık, sanırım.
Kostüm ve sahne tasarımını minimalde tutması, minimalde "her şeyi" anlatması daha önce "Hamlet"te en sevdiğim noktaydı ki Bengi Günay için şöyle yazmıştım.
***
Benim bu hislerim, "Ben bestseller okumuyorum." şımarıklığım gibi olabilir. Oturup sakince düşünmeliyim. 
Kafamdaki Kemal Aydoğan karizması ile de uyuşmamış olabilir.

http://www.modasahnesi.com/bira-fabrikasi
Yazan: Koffi Kwahule
Çeviren: Ezgi Coşkun
Yöneten: Kemal Aydoğan
Sahne Tasarımı: Bengi Günay
Işık Tasarımı: İrfan Varlı
Yönetmen Asistanları: Ferhat Asniya, Ahsen Özercan
Müzik: Dandadadan
Oynayanlar: Onur Ünsal, Necip Memili, Melis Birkan, Gürsu Gür
oynayanlar: onur ünsal, necip memili, melis birkan, gürsu gür
Yorum Yok

Cuma, Aralık 04, 2015

2016'nın Renkleri: Rose Quartz ve Serenity

Beklenen gün geldi: Pantone 2016'nın aday rengini açıkladı. Hızını alamadı iki aday renk verdi.

2016'ın Renkleri: Rose Quartz ve Serenity

Rose Quartz ve Serenity
Pantone Renk Enstitüsü'ne göre 2016'nın aday renkleri: Rose Quartz ve Serenity yani bebek mavisi ve açık pembe. Bu sene giyimden aksesuara, dekorasyondan teknolojiye kadar her yer tatlı tatlı pembeler maviler olacak gibi.
Rose Quartz ve SerenityRose Quartz ve Serenity

Rose Quartz ve SerenityRose Quartz ve Serenity
Kış için bebek mavisi ve açık pembe ilk bakışta uygun gelmese de, iyi bir alternatif olabilir. Özellikle baharın gelmesiyle nefis bir seçim olacağı kesin.

Rose Quartz ve SerenityRose Quartz ve Serenity


 Rose Quartz ve SerenityRose Quartz ve Serenity
Giyimde alışamazsak, evde kullanırız biz de. ^^ 

Rose Quartz ve SerenityRose Quartz ve Serenity
Trendhunter Utku ^^

 Stil ve trendler

Yorum Yok

Perşembe, Aralık 03, 2015

Yıkanınca Çıkmıyor, Nevin Bize Bakıyor

Nevin Yıldırım Yaşadıkları Film Değil

Arama motoruna Nevin Yıldırım yazarsanız, "Kamuoyunda "kesik baş cinayet" olarak bilinen..." ile başlayan bir haberler serisi ile karşılaşacaksınız. Sanki Nevin Yıldırım en serinkanlı anında düşmanının kafasını kesip köyde sallandırdı. Sanki bir Amerikan filmindeki seri katilden bahsediyoruz. Sanki polise/dedektife bir mesaj göndermek için planlayarak yaptı. Sanki Meksika sınırından kaçacak, çok uzaklarda acı acı gülecek. 
Çok uzaklarda çekilen, bizim için sadece ekranda izlediğimiz, arkadan efsane bir soundtrack ile verilen bir film gibi. 
Yıkanınca Çıkmıyor, Nevin Bize Bakıyor
Nevin Yıldırım Anadolu'nun bir köyünde silah zoruyla ve defalarca kez tecavüzüne uğradığı akrabasının yüzsüzlüğü yetmiyormuş gibi, bir de ahalinin arkasından konuşmalarına dayanamamış; bir kez daha gelen tecavüzcüsünü belki de ağlaya ağlaya öldürmüştü. Köy meydanında "İşte namusuma uzananın kellesi" diye tecavüzcüsünün kellesini atarken kim bilir içindeki diğer Nevinler neler konuşuyordu. 
Bizim için yalnızca bir haber olan bu olaylar bütünü, en çok da mahkeme aşamasında gazetelere yansıdı. Kadın platformlarının ve binlerce aktivistin itirazına rağmen sanki başka çaresi varmış gibi "müebbete" mahkum oldu.
***
Başta tecavüz olmak üzere, adi suçların idamla yargılanmasını istemek, tam anlamıyla insani bir dürtü. Özgecan Aslan ve Gizem Akdeniz gibi insanları sokağa döken vakalarda binlerce insanın istediği idam -velev ki idamla insan hakları çiğnenmiyor- gerçek sahibini bulacak mı?

Hangi Hukuk?

Sahtecilikten dolandırıcılığa kadar onlarca suçtan yargılanması gereken muhtemel suçlular milletvekili olarak bizi temsil ediyorken; hangi hukuk?
Yıllarca suçsuz yere yatana rahat rahat "Pardon" denilebiliyorken; hangi hukuk?
Düşünce suçu olan bir ülkede; hangi hukuk?

İlk Adımı Biz Atmalıyız

Ceza ile olacak iş değil; yoksa biz işimizi ilahi adalete bırakalı çok oldu. Genel olarak toplum bilinci artırılmalı. Temelde her kadının kendinden -yalnızca kendinden- sorumlu olduğu toplumun her noktasında hissettirilmeli. Basit gördüğümüz "toplu taşımada sıkıştırılma" bitmediği sürece Nevin Yıldırımlar bitmeyecek. 
İlk adımı da kendi çocuklarımızın yetiştirilmesi ile başlamalıyız. Üzgünüm annesi, senin oğlun bulunmaz hint kumaş değil; senin oğlunu mutlu etmek için yaşamıyoruz; dünya senin oğlunun etrafında dönmüyor.
Hepimiz hatalıyız. Yıkanınca çıkmıyor. Nevin bize bakıyor.
Yorum Yok

Pazartesi, Kasım 30, 2015

Kaybolmaya Yüz Tutmuş Geleneksel Anadolu El Sanatlarına Artan/Artacak İlgi

Geleneksel Anadolu el sanatlarına ilgim ve zaafım küçük yaşlarıma dayanıyor. Yapmaya çalışırım, yapamasam bile izlerim, izleyemesem bile hakkında bi' şeyler okurum. 
Annemin nakış öğretmeni olmasının yanında, yeni olan her malzeme ve işçiliğe aşık olması ve kullanmasının da ilgimde katkısı olduğu şüphesiz. Eliyle diktiği, eliyle boyadığı deri çantalarına işlediği tel kırmalar, nakışlar bunun ispatı.
Yaşamımın her anında benimle olan sosyal bakışım ve politik duruşum ise; ilgim ve zaafımı, el yapımı, aynısından asla bir tane bile olamayacak, yerel malzemeden yapılan nefis ürünlere kullanmamın önemli bir nedeni.
Gördes Halısı
Gördes Halısı

"Bir Usta Bin Usta" Projesi

Anadolu Sigorta 2010 yılından bu yana sosyal sorumluluk hakkını Anadolu'nun kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarına çevirmiş; "Bir Usta Bin Usta" projesi ile Bartın tel kırması, Aydın körüklü çizmesi, Mardin taş işlemeciliği, gibi özel her şehrimiz için ustaları desteklemiş, yeni ustalar kazandırmak için teşvik etmiş ve etmeye devam ediyor. 

 http://www.birustabinusta.com.tr/  http://www.birustabinusta.com.tr/

 http://www.birustabinusta.com.tr/  http://www.birustabinusta.com.tr/
"Bir Usta Bin Usta" projesi ile, dünya dokumacılık literatürüne çift ilmek dokumayı kendi ismi ile (Ghiordes knot) kazandıran Gördes halıları ile ilgili yazılı doküman araştırırken karşılaştım. Kasım 2015 Atlas Dergi ise bu projenin 30 çalışmasını (işini) "Anadolu'nun Toprağında Kültür Ağaçları Yetişiyor" başlığı altında bir ek ile yayınlamış, projeyi dijital ortamda takip ediyor olmama rağmen, zaten sevdiğim bu derginin ekini kütüphaneme eklemek için edindim. 
Yalın bir dille, herkesin anlayabileceği güzel bir el kitapçığı olmuş.
Dünyanın çok uzak şehirlerinden insanlar Gördes ismini dokumacılığı ile bilirken ve dahi satın alırken, bu topraklarda yaşayan insanların tanımaması ve değer vermemesi sanırım hepimizin hatası. "Bir Usta Bin Usta" projesi ve bu kitapçık, daha fazla kişiye ulaşmak adına güzel bir adım olmuş gibi görünüyor.

Fabrikasyondan Özel Tasarıma

Nasıl ki zincir burgercilerden gram et satan burgercilere, her şey dahil otellerden butik otellere, medyadan sosyal medyaya çevirdiysek yüzümüzü; bize özel ve değerli olan tasarımlara da çevireceğiz. Kaliteli malzemenin ve özel tasarımın değerini anlayan bazı kişiler kendini tasarım fuarlarına atıyor. Aldığı berjerin kumaşından ahşabına kadar malzemesini inceliyor ve kendi yaşamına uygun tasarımı seçiyor. 
Çok kalmaz 5-10 seneye kadar metropol insanları arasında daha geniş çevrelere yayılır özel tasarım ürünler. Hafta sonu kısa kültür turlarınızı bu el sanatları ile işlenen ürünleri edinmek üzere planlamanızı öneririm. 

Bir Usta Bin Usta instagram hesabı: https://www.instagram.com/birustabinusta/
Bir Usta Bin Usta web sitesi: http://www.birustabinusta.com.tr/

NOT: Tüm bu işçiliğin sanat değil; bir o kadar değerli zanaat olduğunu düşünüyorum. Önünümüze gelene sanatçı dediğimiz şu ortamda bu ustalara demeyeksek kime diyeceğiz, diye düşünübilir, bana söylenebilirsiniz; ancak sanat olabilmesi için ortada ekonomik bir kaygı olmaması ve üzerinden belirli bir süre geçmesi gerektiğini düşünüyorum.
Yorum Yok

Perşembe, Kasım 26, 2015

İstanbul Trafiğinin Kısa Vadeli Çözümü

İstanbul Trafiğinin Kısa Vadeli Çözümü

İstanbul trafiğine kısa vadeli en etkili çözüm: toplu taşıma. En azından, çocuğunuz ile olmadığınızla, düz ayakkabı ile olduğunda, çantalarınızdan biri eksikken toplu taşımayı kullanın.

İstanbul Trafiğinin Kısa Vadeli Çözümü

İstanbul Trafiğinin Kısa Vadeli Çözümü



Ya da hep birlikte İstanbul'dan kaçalım; ama otomobillerimizi yanımıza almayalım.
Yorum Yok

Pazartesi, Kasım 23, 2015

Bütün Çılgınlar Sever Beni ya da Baştan Çıkarma

Bütün Çılgınlar Sever Beni ya da Baştan Çıkarma

Bulgar oyun yazarı Stefan Tsanev'in Moda Sahnesi'nde 3 sezondur oynanan, kıskançlık, sadakat, arkadaşlık, aşk ve güç temelli oyunu; eşi Maria'nın sadakatinden şüphe eden Yosif'in, arkadaşı Angel'den karısını baştan çıkartmaya çalışmasını istemesini konu alıyor. Basit (ya da gündelik) konunun arkasında yine basit bir çözümleme var. Basit konu ve çözümleme arkasında ise karmaşık duygular. Şu anda, hepimizin yaşadığı karmaşık duygular. 
Örneğin güce tapma. Farkında olmadan içine sürüklenme, normalleştirme ve dolayısıyla içinde boğulma.
Bütün Çılgınlar Sever Beni
Öncelikle şunu söylemeliyim ki, oyunun dekoru ne kadar sadeyse, oyunla bütünlüğü o kadar yerindeydi. Oyun boyunca ışıkla gözümüzü çevirdiğimiz yer, erkek dünyasından kadın dünyasına ya da kadın dünyasından erkek dünyasına geçiş oldu. Bu geçiş ev ve dış mekan arasındaki "konfor farkı" ile verilmiş. Nefis.

Volkan Yosunlu'ya hiç lafım yok. Kendisinin oynaması, oyunu seyretme nedenim olabiliyor artık. Her oyunununda, bu kez kendini oynuyor herhalde, dedirtiyor. Tiyatronun o büyük büyük tasvirinin içinde plastik olmayan, kıvamında bir tavrı var.

Mert Fırat'a lafım var ama. Kim bilir kaçıncı oyununu izliyorum. Her defasında daha iyi olabilir diyorum. Bu kez çok beğendim. Karakterin iticiliğinin yanında inandırıcılığını da çok iyi vermiş. Ben ikna oldum. 
Mert Fırat'a en çok güldüğüm oyun, bu oldu. Sürekli, kıkır kıkır.

Son söz: oyun boyunca Yosif'in aşırı maddeci bakış açısı bizi itiyor, değil mi? Kendimizi Angel'e yakın hissediyoruz, öyle mi? Kabul edelim: biz Yosif'ten farklı değiliz. Angel gibi yapmak istiyor, Yosif gibi yapıyoruz. İşimizde kullanmak üzere İngilizce'nin yanında Almanca öğreniyoruz; kaçımız Rumca öğreniyoruz? Üstelik Angel ile Yosif arasında AMA bağlacı kullanıyoruz.

Moda Sahnesi'nden bire bir aldım efe'm: 
Yazan: Stefan Tsanev
Çeviren: Hüseyin Mevsim
Yöneten: Kemal Aydoğan
Sahne Tasarımı: Bengi Günay
Işık Tasarımı: İrfan Varlı
Oyuncular: 
Yosif: Mert Fırat
Maria: Öznur Serçeler
Angel: Volkan Yosunlu 
Yönetmen Asistanı: Yağmur Mısırlıoğlu

2 Yorum

Perşembe, Kasım 19, 2015

Harika bir Cumartesi planı: Samatya Sahaf ve Ali Haydar İkinci Bahar

Size harika bir Cumartesi planı!

İstanbul'da yaşıyorsanız, hafta içi trafikten, sabırsız soförlerden, beton evlerden, plastik tabelalardan sıkıldıysanız: atın kendinizi Samatya'ya. Şimdi diyeceksiniz ki Samatya eskisi gibi mi? Tabi ki değil, Tüm semtler kirlendi, önceliği gayrimüslimlerin semtlerine verdiler. Ama bazı yerler var ki, hala kitap, rakı kokuyor, renkli, sohbet edilesi güzel insanların olduğu.
Samatya

Bunlardan birisi: Samatya Sahaf:

Devrim Tarım, Anadolu'nun sahip olduğu tüm dillerde kitaplar topluyor, çoğunu okuyor, Samatya'da satıyor. Kitaplarını sahip olduğu Samatya Sahaf'a taşıma hikayesi; Gezi'ye katılması nedeniyle memuriyetten atılması ile başlamış. 
Çikolata seçer gibi kitap seçmediğinizi biliyorum; biraz inceliyor, hatta biraz okuyorsunuz. En çok da kitapçıyla konuşmayı seviyorsunuz. Görme engelli, ODTÜ mezunu ve 5 dil bilen bir sahafla sohbet etmek isteyeceğinizi düşünüyorum. İşte burası tam size göre. 
Samatya Sahaf
Devrim Tarım'ın dolayısıyla Samatya Sahaf'ın nefis de bir mottosu var: Anadilinde oku! Boşnakça, Kürtçe, Rumca; her neyse!
Zaman zaman yazar-okur buluşması da yapan Samatya Sahaf'ı takip etmek için: Facebook Sayfası 
** 

Samatya'ya gelmek için başka bir neden: Ali Haydar İkinci Bahar:

Yıllar evvel yayınlanan ama her bölümünü hatırladığımız İkinci Bahar'ın çekildiği restoran. Fotoğraflarla, merdivenlerle, muhabbet kuşlarıyla, ötesi sahibi Ali Haydar Usta'yla kendinizi dizinin içine girmiş gibi hissedeceksiniz. 
Ali Haydar İkinci Bahar
Çağırın arkadaşlarınızı, koyun rakılarınızı; başlayın lezzetli bir sohbete. Fıstıklı kebabı es geçmeden karışık kebap alın bence. Bir de maş fasulyesi (ay bildiğin börülce). Mekan 12'de kapanıyor, fasıl ise masanıza azıcık uğruyor. Yemek ve sohbet için nefis bir yer. 
***
İşte sahafla başlayan, rakıyla sonlanan nefis bir Cumartesi planı yaptım size. Kitapları, rakıyı, İstanbul'u, renkleri seviyoruz. İstanbul'da yaşıyoruz madem, İstanbul'u yaşayalım.
***
Samatya Sahaf bilgi için kaynak : Bitchcraft ve Cetoyezedo
Adres: Marmara Cd 82/A (Surp Keork Ermeni Kilisesi Karşısı) Samatya Fatih / 0507 116 2321
Ali Haydar İkindi Bahar: Kocamustafapaşa Mh Gümüş Yüksük Sk No:6 Samatya Fatih / 0212 584 2162


 Meyhaneler

Yorum Yok